BÖLÜM:06
ACI DOLU BEKLEYİŞ
Kahinin Anlatımıyla
İnsanlık tarihi boyunca acı çeken hep kalbi temiz , yüzü ak , elleri pak kişiler olmuştu . Dünyanın herhangi bir yerine sessiz yaşamlarına devam eden milyonlarca insan varken o ıssız hastane odasında gözlerini yummaya mahkum edilmiş olan ise gencecik bir kızdı . Henüz on altıncı baharında olmalıydı ki vücudu yeni yeni gelişiyordu . Fakat o bedenin üstünde şimdi onlarca iz vardı , hayatının sonuna kadar ona yaşadıklarını tekrar ve tekrar hatırlatacak olan birçok hatıra . Genç kızın güzel bir yüzü vardı . Ona sadece yakından bakanların görebileceği kırcalı yeşil gözleri vardı , sanki bir oyuncak bebeğinmiş gibi düzgün bir burun ve dolgun dudaklarda yüzünü birçok kişiyi kendine kolayca aşık edebilecek hale getiriyordu . Soluk mavi hastane önlüğü içinde dahi bir meleği andıracak duru güzelliğe sahipti o . Zaten hayatının en büyük sınavı da siması olacaktı . Kumral ve mükemmel şekilde denebilecek hafif su dalgası halindeki saçlarının örttüğü suretin altında ise onlarca acı ve yakarış yatıyordu . Yüzündeki o dehşet ifadesi ise sanki etrafındakilere bir şeyler anlatmak ister gibiydi . Lakin bilmediği bir şey vardı ki anlattıklarını dinleyecek kimsesi yoktu .
Kızının hastaneye yatışının üstünden iki hafta geçmiş olmalıydı ki annesi kocasının yüksek ısrar ve baskısı sonucunda bu koca binaya giriş yapmıştı . Resepsiyondaki personele kim için geldiğini sorduğunda ise duraksayıp düşünmek zorunda kalmıştı . Sevdikleri tarafından günlerce bir umut hareket beklenen kızın annesi onun bulunduğu durumdan bir haberdi . Zaten umursamıyordu . Hastaneye geliş sebebi artık bir kızları olmadığına göre kocasına boşanmayı teklif edebileceğini düşünmesiydi .
Sinan uzaktan gelen eşini gördüğünde içinde iki büyük yangın kopuyordu . Ona sarılıp acısınımı paylaşmalıydı yoksa bağırıp günlerdir nerede olduğuna dair hesap mı sormalıydı . O kendi içinde bu savaşı verirken karısı hızlı adımlarla yanına ulaşmıştı ki sinan o an içinden geleni yapıp ona sarılmaya karar verdi . Ona büyük bir özlemle kucak açan kocasına karşın aztanın içinde en ufak bir sevgi kırıntısı dahi yoktu , fakat onunla varmak istediği anlaşmadan dolayı sustu . Bu kısa temasın ardından ilk ağzını açan Sinan oldu “ Konuşmamız lazım “ demişti . Azranın istediği de bu değilmiydi zaten kabul etmesi hiç ama hiç uzun sürmedi . Ani gelen cevapla şaşıran Sinan ise bu durumu karısının şokta olabileceğine bağlamaya çalıştı .
Az sonra hastanenin ufak ve eski kafetaryasındaki yuvarka masadaki yerlerini aldılar ve Azranın sipariş ettiği o iki bardak çoktan bayatlamış olan çayı beklemeye koyuldular . Çok geçmeden garsonun önlerine koyduğu çaydan ufak bir yudum alan Azra zeki bir kadındı , eşinin konuşacakları hakkında ona sinirleneceğini biliyordu fakat bunu konuşmaktan çekinmeyecekti . Zaten halihazırda önemsediği kişi kocası değil kendisiydi . Tamda konuşmak için derin bir nefes alacağı sırada Sinan ondan önce davranıp konuşmaya başladı . “ Azra “ dedi . sesindeki sıkıntı her halinden belli oluyordu .
“Kızımız , bu hastanede bir yaşam savaşı veriyor . Ve tüm bu yaşananlar … Son bir ayda yaşadıklarımız olurken neredeydin ? Bana kızımız bu haldeyken , acı çekerken ne olduğuna dair gerçek bir sebep vermen gerektiğinin farkındasındır umarım . Üstelik onca vakitten sonra niye geldiğinde çok merak ediyorum . Lütfen , ama lütfen konuş Azra . Seni anlamak istiyorum ve lütfen bunu istemekte haklı olduğuma inandır beni . “ Azra tanıyordu kocasını o nasıl zeki bir kadın ise kocasıda en az onun kadar akıllıydı . Aralarındaki ufak benzerliklerden en baskın olanı buydu zaten . Bugün karşısında her ne kadar istemesede kocası olan adam ile tanışmasının sebebiydi onun zekası . O ufak bar taburesi üzerinde konuştukları çekmişti onu bu adama . “Aslında “ dedi Azra lafına başlarken . “ Buraya gelme sebebim Duru değil sensin . “ durdu . Söyleyecekleri bir noktada ona dahi yanlış gelsede devam etti . “ Ben buraya , boşanmaya geldim “ tek seferde söylemişti . Sesindeki kararsızlık ise birçok kişiye göre takdire şaya olabilirdi . Ama belli ki o an tam karşısında duran adam öyle düşünmüyordu ki ayaklanması kısa sürdü . Yerinden hızla kalkan Sinan yapılı denebilecek bir adamdı . Fevriliği ise etrafındaki sandalyelerde oturdukları masanın sallanmasına yol açmıştı . Sinan'ın aldığı nefesler artık o kadar derindeki üstündeki dar gömleğin düğmeleri zorlanmaya başlamıştı . İçinde bulunduğu sinir harbiyle bir eli havaya kalkmış ve işaret parmağıyla karşısında küçülen kadını göstermeye yeni başlamıştı ki kızgın sesi ortamda yankılandı . “Bu - bunu nasıl istersin ? benim kızım , dahası bizim kızımız ölüyor . Azra sen bunun farkındamısın ? benim kızım ölüyor . Ve bunun tek suçlusu senken bana nasıl böyle birşey teklif edebilirsin . “ Azrada da hiddetlemişti , o da en az kocası kadar dişli biriydi .
“ İşte tam olarak bunun için istiyorum . Kızın ölüyor . Benim seninle evli olmamın tek sebebi ailenin Duru yüzden bana yaptığı baskıydı ! Ve şimdi bir çocuğumuz olmadığına göre benim bu yüzüğü parmağımda tutmak için hiçbir gerekçem yok . Bu evlilik en başından bir hataydı , bunun sende en az benim kadar farkındasın ! “ Kırklarının başındaki bu adam ise duyduklarına inanamıyordu .
“ Farkındayım ! Ben herşeyin farkındayım , ama belli ki sen değilsin . Sen bizim , bak bizim diyorum ! bizim kızımızın mezarını o ölmeden kazdın . Ve sırf bu yüzden senden boşanıcam ! Ama şimdi değil . Ben çocuğum yaşam savaşı verirken bunları konuşacak kadar düşmedim . Şimdi Azra git , ne olursun git yoksa elimden bir kaza çıkacak . ” Karşısındaki kadın da ayaklanmıştı .
“ Tamam gidiyorum , ama şunu bil geri dönücem . Etraftaki tüm insanların bakışları artık onlardaydı . Azra ise hızlıca ayaklanıp çoktan ceketini ve çantasını almış kafeteryadan ayrılmak için harekete geçmişti . Sinanın öfkesi ise o kadar büyüktü ki biricik kızını o yoğun bakım ünitesinde bırakıp bir süreliğine dışarı çıkmayı göze almıştı .
Tüm bunlar yaşandıktan kısa bir süre sonra ise Azra çoktan yoğun bakım ünitesine girmek için gerekli olan izni almayı başarmıştı . Herkes bilirdi ki ağzı iyi laf yapardı . Üstüne önlem amaçlı giydirdikler önlükle birlikte ünütenin kapısından adımını atmıştı ki yerde olan bakışları kaldırdığında hemen karşısındaki yatakta o alışkın olduğu sureti görmüştü . Kısa sürede yanına ulaştığında ise söyleyeceklerini çoktan planlamıştı bile . Sakinlikle hasta yatağının yanında duran ve genellikle hemşirelerin kan alırken kullandığı tabure gözüne ilişti . Bir elini uzatıp zaten tekerlekli olan tabureyi zahmetsizce çekti ve dışarıdan sanki hasta kızıyla sohbet etmeye gelmiş bir anne gibi gözükeceği şekilde kızının elini tuttu . Arkasını döndüğü ve insanların yakınlarını izlediği o ufak yoğun bakım ünitesi boşluğundan yüzü gözükmüyordu , dolayısıyla karşısındaki kişiye karşı duyduğu nefretin getirdiği o ifadede . Duru nun elini tutuşu bir anne şefkatinden uzak onun kemiklerini kırmak ister gibiydi . Hafifçe öne eğildi ve fısıldayarak konuşmaya başladı kadın .
“ Sen … “ diye başladı sözüne resmen tıslayarak konuşuyordu .
“ Sen benim hayatımı bu hale getiren o küçük bebeksin ve bak şimdi nasılda acılar içinde kıvranıyorsun . Suçunun cezasını çekmeyeceğini mi sandın ? bak şimdi benim yaşadıklarımın bin misline katlanmak zorundasın . Benim yıllarca gördüğüm kabusları sende göreceksin , tıpkı senı doğurduktan sonra bedenimden nefret ettiğim gibi sende kendininkinden nefret edeceksin . Tüm o izleri silmeye , anılarını yakmaya çalışacaksın ama hiçbir yere gitmeyecekler . Aynı benim gibi yalvaracaksın , etrafındakilerden yardım isteyeceksin ama yardım etmeyecekler , seninde aynı bende olduğu gibi kirlendiğini söyleyecekler bir erkeğin sana dokunmasına nasıl izin verdiğini sorgulayacaklar ve hiç kimse ama hiçkimse seni gerçekten dinleyip önemsemeyecek . “ tüm bunları öyle hızlı söylemişti ki neredeyse nefesi kesilecekti .
“ Sen benim tüm hayatımı bir cehenneme çevirip gençliğimi elimden aldın , şimdi sıra seninkinde . Öleceksin . En azından ben böyle olmasını diliyorum . Benim için annen için hiç değilse bunu yap değilmi küçüğüm . “ Bunları konuşmak o kadın için hiç zor değildi fakat dinlemesi oldukça zor olmalıydı . Son bir söz için ağzını açması ise uzun sürmedi .
“ Ve her şeyin sonunda yavrum tüm bunlara rağmen eğer bir ihtimal yaşıyor olursan şunu bil . Kızlar annelerinin kaderini yaşar . “ Ağırdı söyledikleri hemde fazlasıyla ağırdı . Genç bir kızın kaldırabileceği türden laflar ise hiç değildi . Yavaşça kalktı yerinden birkaç ufak saniye boyunca bekledi . Gözlerine dolan o timsah gözyaşlarını ve gözlerinin kızarmasını gören yoktu . Sahte bir üzüntüyle üniteden çıktığında ise arkasında bıraktığını bilmediği bir şey vardı Yana- ğından bu sefer gerçek bir damla gözyaşı süzülen yaralı bir kız …