Soğuk bir yerde yatıyordum. Her yerim ağrıyordu. Özellikle de başım. Ben kim miyim? Ben Brogan Clark. Yazarım. Buraya neden ve nasıl geldim hiçbir fikrim yok. Ayağa kalktığımda benimle beraber 20 kişi olduğunu fark ettim. Hepsi de şaşkın şaşkın etrafına bakıyordu. Ve asıl sorun onları tanımıyor olmamdı. Biz neden buradaydık? Yanımdakileri incelemek benim iyiliğime yarardı. Belki de hep beraber birbirimize yardım edebilirdik. Üstümüze giydirilen giysilerde sadece isimlerimiz yazıyordu. Sağımdaki uzun boylu, kıvırcık saçlı adamın adı Addam Plutarch'tı. Onun yanında bir kadın vardı. Yüzünün tamamı makyajdı ve acayip parfüm kokuyordu. Onun adı da Jane Havens'tı. Karşıda biraz kilolu siyah saçlı bir adam vardı. Bob Dark. Solumda gözlüklü, zayıf bir adam vardı. Adını okudum. Xaiver Mcwhite. Sırasıyla Madonna Smith Suzenne Mayor, Connor Stark... Ve en son adını okuduğum adam esmer tenli olanı tanıyordum. Bir kere yolda görmüştüm o kadar. Daniel Klein. En azından bir defa da olsa görmüş olduğum biri vardı
Birden beyaz ışıklar söndü. Bir ses duyduk. Sesin kaynağının nerede olduğunu görebilmemiz için küçük kırmızı ışıklar vardı. Ses beş tane hoperlör sayesinde bize geliyordu. Bu sesi yapay zeka ortamında değiştirdikleri için bırakın ne özelliği olduğunu bulmayı, cinsiyetini bile tahmin edemiyorduk. Aynı robot sesiydi. İlk başta öyle bir kahkaha attı ki Cennet'ten müjde aldığını hepimiz düşünmüşüzdür. Yarım dakika boyunca süren uzun kahkahasından sonra nihayet konuşabildi.
"Benim çok sevgili oyuncularım. Merhaba umarım birbirinizle tanışmak için 4 dakika 5 saniye yeterli olmuştur." bu arkadaş bizimle dalga mı geçiyordu? Yoksa psikolojik sorunları mı vardı? İkinci ihtimal daha yüksekti ama birincinin olması için dualarımı bir bir sıraladım. "Şu an neden hiç tanımadığınız insanlarla burada olduğunuzu merak ettiğinizi çok iyi biliyorum. Harika, merakınız beni çok mutlu etti." Addam Plutarch bir hışımla hoparlörü yumrukladı ve hoparlör paramparça oldu. Elleri kanıyordu ama bu yaptığından zevk aldığı her halinden belliydi. Ses bu sefer sinirliydi. "Ah, peki bu işi zor yoldan halledelim o zaman" üstümüz kırmızı noktalarla kaplandı. Herkesin endişhelendiğini duyuyordum. Bob Dark Addam Plutarch'a "Kes şu saçmalığı ve özür dile!" Diye bağırdı. Addam zor da olsa yönetici sesten özür diledi. "Ah, çok kibarsınız efendim. Her ne kadar iyi bir başlangıç yapmasanız da. Her neyse bana kısaca yönetici diyebilirsiniz. Size neden bu yerde olduğunuzu ve çıkmak için ne yapmanız gerektiğini söyleyeceğim. Öncelikle, bu oyundan hile ile çıkmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Çıkmak imkansız. Denerseniz zaman kaybı olur. Evet, ne demiştik. Siz sevgili oyuncularım. En az bir kere 2020'lerde popüler olan Among us oyununu duymuş veya arkadaşlarınızla vampir köylü oynamışsınızdır öyle değil mi?" hepimiz kafamızı salladık. "Harika. Pekala o zaman size ne yapmanız gerektiğini daha kolay anlatacağım. Sistem iki tane seri katil seçer, eğer katilseniz amacınız katil olduğunuzu hiçbir oyuncuya fark ettirmeden ikiye iki veya teke tek kalmaktır. Eğer oyuncuysanız üç rolden birine sahip olma ihtimaliniz çok yüksek. İlk rol doktor. Merak etmeyin. Doktor sadece katillerin öldüremeyeceği kişiyi seçer. Tabi ki kendinizi de koruyabilirsiniz. İkinci rol ise tamirci. Burada Among us oyunundaki gibi havalandırmalar var ve bu havalandırmalardan katiller dışında geçebilen tek kişi tamircidir. Üçüncü rol ise silahşör. Vampir olarak düşünülen kişiyi toplanma gecesi dışında tek silahşör öldürebilir. Her rolden yanlızca bir tane var. Umarım rollerinizi iyi kullanırsınız. Biri öldüğü zaman görürseniz size vereceğimiz küçük kırmızı butonlar sayesinde onu haber edebilirsiniz. Ve toplanma gecesini sanırım hepiniz biliyorsunuz. Ya bir kişi atılır ya da tur bir kişi daha ölene kadar es geçilir. Birden ışıklar açıldı. Karşımızda 20 kişilik bir masa ve sandalyeler yan yana duruyordu. "Size birbirinizi tanımanız için tam bir saat veriyorum. Bu zamanı iyi değerlendirin."
Ve hoperlörler yok oldu. Sandalyelerin arkasında hepimizin adı yazıyordu. Sırasıyla isimlerimiz okundu ve sandalyelerimize yerleştik. Peki bundan sonra ne yapacaktık? Bir iki dakika boyunca boş boş oturduk. Nihayet Xavier Mcwhite ayağa kalktı ve kendini tanıttı. "Ben Xaiver Mcwhite. 23 yaşında bir çocuk babasıyım. Mesleğim Elektrik elektronik mühendisliği." Dedi. "Bir çocuk babası mı?" Dedim içimden. Ya katil seçilseydi? Elini kana bulayacaktı. Peki ya biri onu öldürseydi? Ben ona acırdım. Hem yüzü de çok sakin biri izlenimi veriyordu. Sonra Jane Havens kalktı. "Ben Jane Havens. 36 yaşında ve bekarım. Estetisyenim." Halinden mesleği net bir şekilde belli oluyordu. Kimsenin dudak botoksunu ona yaptırmaması lazımdı. Hayatımda gördüğüm en kötü botokstu. Sonra Bob Dark kalktı. "Ben de Bob Dark. 41 yaşındayım. İki çocuğum var. Memur olarak çalışıyorum." Adam çok zararsız duruyordu. Şu ana kadar hep kendi halinde biri olmuş olmalıydı. Ona ve çocuklarına acıyordum ama hiç kimseye acımamalıydım. Herkes kendini tanıttı. "Ben Connor Stark. Bilgisayar mühendisiyim." "Ben Madonna. Madonna Smith. 29 yaşındayım. Ve tekstilciyim." "Ben de Suzenne Mayor. Yirmi iki yaşındayım. Bir şirkette insan kaynakları müdürüyüm." Sonunda Addam Plutarch ayağa kalktı. Tek ayağa kalkınca daha büyük ve iri biriydi.
"Adımı zaten görüyorsunuz. Boksörüm. 20 yaşında ve bazı insanlar gibi çocukluyum diyip kendimi acındırmaya çalışmayacağım." Gözlerini Xaiver Mcwhite'ın üzerinde gezdirdi.
İlk gözlerini açtıkarından beri birbirerine bakışları hiç dostça olmamıştı. Bob "Bu kadar yeter. Yerine geçebilirsin." Demeseydi belki de boğuşacaklardı. Hem de daha kimse katil değilken. Sonra yolda 1 kere gördüğüm adam ayağa kalktı. "Daniel Klein." Dedi ve oturmaya yeltendi. Addam Plutarch onu durdurdu. "Hop ağır ol bakalım. Adını zaten biliyoruz. Bize baska şeyler lazım." İkisinin de birbirilerine pis bakışları eşliğinde adam yeniden ayağa kalktı. "21 yaşındayım. Hırsızım eğer merak ediyorsanız." Etraftan şok sesleri ve tiksinti dolu bakışlar geldi. Haklılardı. Gerçi bu tipten başka bir şey beklemiyordum ama yine de yüzümdeki tiksinti yi saklamadım "Başka kalan var mı?" Dedi Addam. Yavaşça ayağa kalktım. "Benim adım Brogan Clark. Yazarım." "Kaç yaşındasın?" Jane gözlerini üstümde gezdirdi. "19. 19 yaşındayım." Çoğunun bana acıyarak- Addam Plutarch hariç- bakıyordu. Addam Plutarch bana öyle bir bakıyordu ki yiyecekmiş gibi. Hemen yerime oturdum. 1 saat dolmak üzereydi. Sadece iki dakikamız kalmıştı. Bob Dark ayağa kalkıp herkese başarılar diledi. Onun hemen ardından da Xaiver Mcwhite. Sırayla sandalyelerimizden kalkıp ilk uyandığımız alana geçtik. İki dakikamız dolunca ışıklar yine birer birer açıldı. Yine yapay zeka sesli yönetici kahkahalarla bizi karşıladı. "Merhaba oyuncular, umarım beraber yeterince vakit geçirmiş ve tanışmışsınızdır." ışıklar yine kapandı ve tamir sesleri arasında yöneciyi zar zor duymayı başardık. "Birazdan göreceğiniz minik odalar sizin için hazırlandı. Adınızın yazdığı odaya geçeceksiniz. Siz geçtikten hemen sonra kapılar ve ışıklar kapanacak. Bir ses duyacaksınız. Ardından büyük bir ekranda rolünüz gösterilecek ve böylece gergin bekleyis başlayacak. Anladınız mı? Harika!
Işıklar tekrar açıldı. Yan yana 20 tane küçük odacık vardı. Adımı aradım. Madonna Smith, Daniel Klein, Ronald Calvin ve benim adım. Brogan Clark. Kapıyı açtım. İçeride hiçbir şey yoktu. Sadece odanın tam dörtde birini kaplayan, yönetici sesin de dediği gibi bir ekran vardı. Kapıyı kapatın yazıyordu. Kapıyı kapatır kapatmaz içerisi yine karanlığa gömüldü. Bir ses duydum. "Şşştt. Oyundasınız." diyordu. O ses dışında tek duyduğum ses bir kadının, yüksek ihtimalle Suzenne Mayor'un, iki saniyelik çığlığıydı. Oda karanlığa gömülünce korkmuş ve öleceğini sanmış olabilirdi. Ekranda bir yazı belirdi.
"Rolünüz: Oyuncu. İyi oyunlar dileriz. Aranızda iki katil var." ve ekran kapandı. Kapı ben bir şey yapma eyleminde bulunmadan tekrar açıldı. Yine yönetici sesi duydum.
" Oyun Başlasın ! "