Hafif bir soğukluk vardı havada. Etrafta neredeyse kimse yoktu ve bu yüzden koyu bir sessizlik çökmüştü. "Nasılsın Yeji." dedi ilk başta Erich. "İyi." diye kestirip attım. İyi olmadığımı fark eden Arya benimle konuşmak istediğini söyledi.
Ellen'nin yanından ayrıldım ve Aryayla birlikte ilerlemeye başladık. "İyi olmadığını biliyorum. Böyle bir olayda kim iyi olabilir ki?" Kafamı eğmiş sessiz bir şekilde ilerliyordum. "Yeji Stewart," sözünü kestim ve konuşmaya başladım.
"Geri döneceğiz değil mi? Geri döneceğiz ve o iyileşmiş olacak." bazen aynı bir çocuk gibi sorular soruyordum. Böyle bir şey olmayacaktı. Kahretsinki bunu biliyordum! "Evet Yeji Stewart, o iyileşecek. Şimdi senden bir söz istiyorum," dedi önüme geçip ellerini iki omzuma koyarken.
"Her ne olursa olsun pes etmeyeceksin ve kendini sonuna kadar koruyacaksın." kaşlarımı çattım, "Koruyacaksın derken? Ne bulmaya gidiyoruz?" "Kitap. Eğer-" bir süre durdu. "Eğer o kitabı alırsak sana söz veriyorum baban iyileşecek."
**
"Eğer orada birisiyle karşılaşırsanız sakın ama sakın hiç kimseye bir şeyden bahsetmiyorsunuz, özellikle de sen Yeji Stewart." "Ne? Neden özellikle ben peki?!" dedim sesli bir şekilde. Güldü ve konuştu, "Çünkü senin herkese hemen kanabilecek bir potansiyel'in var!" "Hayır yok!" dedim dudağımı büzerek. "Vardık bile." demesiyle kafamı cama çevirdim.
Gelene kadar sohbet etmiş ve Arya'nın nasihatlarını dinlemekten dışarıya bakmayı bile akıl edememiştim. "İlk defa böyle bir yer görüyorum." dedi sakin bir ses tonuyla Erich. "Çok güzel!" dedi Ellen. Etrafımız yeşillikle kaplıydı. "Belki bir yüz sene önce yaşlı büyük bir iş adamı yaptırmış burayı." Arya evi anlatırken arabayı sağa çekti ve herkesin inmesi için işaret yaptı.
"Bu malikane göründüğünden daha büyük. Bunun sebebi ise adamın tüm torunlarıyla burada yaşamak istemesiymiş." "-miş derken?" diye sordu Lucas. "Öyle diyorlar. Her neyse, bu adamın karısı ise ünlü bir büyücü imiş. Bu işte onun üstüne yokmuş. Hatta bazıları bu evi lanetlendiğini bile söylerler. Kadın ölmeden önce kalın siyah kapaklı bir kitap yazmış bu kitaptan sadece üç tane varmış."
"Neden üç?" diye sordu Ellen merakla. "Orasını bende bilmiyorum ama kitaplardan birinin burada olduğunu biliyorum." "Diğer ikisine nolmuş?" dedim saçma bir soru olduğunu bilmeme rağmen. "Birisini insanlar yakmış, diğeri ise bilinmiyor. Belki kadınla birlikte gömülmüştür belkide o da diğeri gibi yakılmıştır. Ama sonuncusunun burada olduğunu biliyorum."
Herkes arabadan çoktan inmiş kocaman ve gösterişli o malikaneyi izliyorlardı. "Kitabın üzerinde 'Wizard' yazıyor. O kitabı bulmalıyız." Erich Aryaya doğru döndü ve "Neden? Bizim bilmediğimiz ne yazıyor?" dedi. "Kimsenin bilmemesi gereken şeyler. Unutmayın bir yarıştasınız. Elinizden geldiğinde hızlı olmalısınız." dedi kapıya doğru yürürken. "Nasıl açılacak kapı?" dedim Aryayı pür dikkat izlerken.
Yavaşça kapıya yaklaştı ve incelemeye başladı. Ardından sağ elini bol pantolonu'nun cebine attı ve içinden bir tel toka çıkartıp ilk deneme de kapıyı açtı.
"Bu nasıl bu kadar çabuk açıldı?" dedi şüpheyle Erich. "Bakımsızlıktan düşündüğümden daha çok eskimiş bir kapı." "O zaman girelim ve hemen bitirelim şu işi." dedi ve malikaneye ilk adımı attı. Ardından Erich ve ben girdik. "Ne bekliyorsun Ellen?" dedi Arya, Ellen'a yaklaşıp kolunu boynuna atarak. "Sadece biraz korkutum."
Arya herkesin duyabileceği bir fısıltıyla, "Eğer böyle korkmaya devam edersen buradan sağ çıkamazsın Ellen Walker." dedi ve Ellen'ı üzerimize doğru itip hızla kapıyı kapattı.
Panikten ne yapacağımızı bilemeden, şaşırmış bir şekilde üzerimize kapanan kapıya bakıyorduk. "Ne?! Aç şu kapıyı seni pislik!" diye kapıyı açma umuduyla kapıya vurup ittirmeye başladı Erich. Kendine gelen Lucas da Erich ile birlikte kapıya vurmaya başladılar fakat 'eskimiş' dediği bu kapı bir türlü açılmıyordu.
"Ciddi olamazsınız!" diye bağırmaya başladım. "Of yeter bu kadar saçmalık! Açılmıyor işte. Sakin olun ve başka bir çıkış bulalım." dedi sinirle ayağa kalkan Ellen. "Bizi buraya hapseden kalpsizden geri kapıyı açıp bizi burdan çıkaracağını mı düşünüyorsunuz?!" dedi bağırarak. Aslında haklı olabilirdi.
Tozlu ve böcek ağları kaplı olan camlardan gelen hafif ışığa doğru kafamı çevirdim. "Orası. Açılır mı?" "Sanmıyorum oraya sıkışmış olmalı ama denemeden zarar gelmez." diyerek sağ tarafımızda duran cama yaklaştı ve bir yumruk savurdu Lucas. Dediği gibi hiç bir işe yaramamıştı.
Ellen tam karşımızda duran ikili merdiveni işaret etti ve, "Belki burada bir çıkış yolu bulabiliriz." Kafasını sallayan Erich bize doğru döndü ve "Denemeliyiz. İkiye ayrılalım." "Ellen ile ben sol taraftan gideriz, sizde diğer taraftan." dedim hızlı bir şekilde. "Anlaştık, dikkat edin. Ayrıca bir şey görürseniz haber verin." Kafamızı tamam anlamında salladık ve sol taraftan çıkmaya başladık.
Etraf karanlıktı fakat önümüzü göremiyecek kadar değildi. Biraz çıktıktan sonra Ellen ile birlikte gücümüzün yettiği kadar bağırmaya başladık. "Sessiz olun biraz! Biziz Erich ve Lucas." dedi Erich ve sesimiz kesildi. "Bizi korkuttunuz! Ne geziyorsunuz burada?" dedi Ellen nefes nefese. "Sizi çok özledik ve geri döndük Ellen." dedi Lucas gülerek. Erich ona aldırmadı ve "Demek ki yolar aynı ama sanırım burada gerçekten ayrılacağız." demesiyle etrafıma bakmaya başladım.
Sağımda ve solumda iki tane kapı vardı ve ikiside aralıktı. Lucas merakla kapılara yaklaştı ve tek tek kapıları sonuna kadar açtı. "Buralarda kimse yok, hadi içeri girelim. Ama bu sefer siz ikiniz birlikte olmayacaksınız yoksa en ufak şeyde ikiniz birden ölürsünüz!" Kaşlarını çattı Ellen, "Ben bununla birlikte olma-" sözünü bitirmeden Erich konuştu. "Ben ve Yeji soldan, sizde ikiniz ise sağ taraftan. 10 dakika sonra hiçbir şey bulamazsak tekrardan burada buluşacağız. Birbirinize dikkat edin." dedi ve kolumdan tutarak beni çekiştirdi. Arkamızı döndük ve kapıya yaklaştık.
Ellen ve Lucas ile aynı anda içeriye girmiş olacağız ki iki tarafında kapısı büyük bir gürültü ile aynı anda kapanmasıyla büyük bir çığlık bastırdım.
Erich hızla kapı'yı açmaya çalıştı fakat hâlâ hiçbir işe yaramiyordu. "Sanırım kapıdansa başka bir yerden çıkış bulmalıyız. Odayı arayalım." dedim. Derin bir nefes aldı Erich, pes etmiş olmalıydı ki hiçbir şey demeden kapı'nın önünde yere oturdu ve derin bir nefes aldi..
10. Bölüm Sonu