Günler bazı insanlar için birbirinin aynısıdır.
Ama Diren için öyle değildi.
Her gün, biraz daha fazla içine çöken bir yük gibiydi.
Konuşmadığı her kelime, boğazında taş gibi birikiyordu.
Aren’le son konuşmalarından sonra, günler geçmişti.
Ne mesaj, ne selam.
Ama Diren fark etti:
Onunla konuşmamak… bir tür eksiklik gibiydi.
Ama bunu ne kendine söyleyebiliyordu, ne de bir başkasına.
Bir sabah sahile indi. Yalnız.
Ama artık yalnız kalmak o kadar da hafif gelmiyordu.
İskelede Aren yine vardı. Ama bu kez o da uzaktan kalmayı tercih etmişti.
Diren yürürken göz göze geldiler.
Ama Aren, başını çevirdi.
Sanki: “Bakmamı istemiyordun ya, işte bakmıyorum,” der gibi.
Diren bir an durdu. İçinden bir şeyin kıyısı çizildi.
Yine de yürüdü.
Yanaşmadı.
Yaklaşmadı.
Sadece onun birkaç metre ötesinde oturdu.
Hiç konuşmadılar.
Ama ikisi de aynı şeye bakıyordu:
Uzakta parlayan bir tekne, dalgaların üstünde yavaş yavaş süzülüyordu.
Bir süre sonra Aren kalktı.
Yanından geçerken bir şey demedi.
Diren de demedi.
Ama içinde bir şey kırılıp yere düştü gibi oldu.
Adını bilmiyordu. Ama eksik kaldığını hissediyordu.
O akşam, Meryem’le yürüyüşe çıktılar.
Diren sustu.
Meryem konuştu.
“Seninle konuşmak zorlaştı bu yaz,” dedi Meryem.
Diren cevap vermedi.
“Eskiden her şeyimizi paylaşırdık.”
Yine cevap yok.
Meryem bir an durdu.
“Ben senin neyi gizlediğini biliyorum.”
Diren dönüp ona baktı.
“Ne gizliyormuşum?”
“Onu merak ettiğini.”
Diren gözlerini kıstı.
“Merak etmek suç mu oldu?”
“Değil. Ama... bazen bazı şeyleri merak etmek, başkasının alanına girmek
demektir.”
Diren’in kaşları çatıldı.
“Bu ne demek şimdi?”
Meryem omuz silkti.
“Sadece dikkat et diyorum. Herkes... düşündüğü gibi çıkmaz.”
Diren öfkelendiğini hissetti ama belli etmedi.
Bu uyarı değildi. Bu, ince bir tehditti.
Ama neden?
Meryem sustu.
Yüzü gülümsüyordu ama içinde bir şey buz gibiydi.
Gece, Diren yatağında döndü durdu.
İçinden geçen tek şey:
“Biri bana yaklaşmaya çalışıyor. Diğeri beni geri çekmeye…”
Ve hangisine güveneceğini bilmiyordu.
Çünkü geçmişinde en çok canını, yakını sandıkları yakmıştı.