Emre, görevden döndüğünde yorgun bedenini odasının soğuk duvarlarına yasladı. Üzerindeki zırhı çıkarmak üzereydi ki, masasının üzerinde bir şey fark etti. Küçük, mühürsüz bir mektup… Titreyen parmaklarla açtı. İçinde sadece birkaç kelime yazılıydı: “Bu işten uzak dur. Yoksa kılıcın değil, kanın sarayın taşlarını ıslatacak.” Emre’nin gözleri karardı. Odayı hızla kontrol etti ama iz yoktu. Bu, yalnızca bir uyarı değildi; onu izlediklerinin kanıtıydı. Henüz mektubun şokunu üzerinden atamadan ertesi gün, saray meydanından çan sesleri yükseldi. Şehir halkı toplanmış, ellerinde taşlarla bağırıyordu: “Vergiler! Açlık! Adalet istiyoruz!” Küçük bir ayaklanma başlamıştı. Emre ve diğer muhafızlar, kargaşayı bastırmak için meydana gönderildi. Halkın öfkesi büyüyordu; kadınlar ekmek fırlatıyor, erkekler taşlarla saldırıyordu. Emre, kalkanını kaldırırken bir ayrıntı dikkatini çekti: Kalabalığın arasında Rasim’in adamlarını gördü. Onlar kışkırtıyordu! Ellerindeki kese altınlarla fakirleri kışkırtıp öne sürmüşlerdi. Emre’nin yüreği sıkıştı. Bu bir tesadüf değildi. Tehdit mektubu… sonra isyan… Her şey Rasim’in kurduğu bir oyunun parçasıydı. Kalabalık dağıtıldığında geriye yaralılar, kanlı taşlar ve kırılmış umutlar kaldı. Emre, kılıcını kanla silerken kendi kendine fısıldadı: “Bunu yapan kimse, sarayı değil, krallığı çökertmeye hazırlanıyor…”
Bölüm 6
Sessiz Tehdit
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.