"Direnmemek gerek bazen, direndikçe daha derinlere batar insan…"
"Karanlık, koskoca denizin ortasında yalnızım…
Denizin beni derinliklerine çekmesini bekliyorum…
Hareket etmek istiyorum ama sanki, bedenim benden bağımsız gibi hiç tepki vermiyor…
Deniz beni kabul ediyor, batıyorum yavaş yavaş…
Ve sonra…"

Alarmın sesiyle rüyâmdan uyandım. Bir süre tavanı izledim, düşünüyordum rüyâmda gördüklerimi anlamlandırmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Son 2 aydır sürekli aynı şeyler, yine anlamlandıramadığım aynı rüyâ, ve anlamadığım bir yorgunlukla uyanıyordum. Aslında yorgunluğumun sebebini azda olsa tahmin edebiliyordum, 2 aydır sebebini çözemediğimiz cinayetler…
O kadar çalışmamıza rağmen katile dair hiçbir iz yada ipucu bulamıyorduk. Garip olan şey ise bu cesetlerin çoğu eski okulumdaki bana kötü davranan kişilerdi.
Garip bir tesadüf açıkçası.
Katil kurbanlarını önce bıçaklayıp sonrada 'Kanlı Göl' olarak adlandırdığımız göle atıyordu, burayı Kanlı Göl olarak adlandırmamızın sebebi, bu gölün bütün kurbanların kanının tadına bakmış olmasıydı ve tüm cesetleri bu gölden çıkarıyorduk.
Cinayetler git gide artarken elimden hiçbirşeyin gelmemesi canımı sıkıyordu.
Ve ne yalan söyleyeyim cinayetleri işleyen her kimse, çok profesyonledi…
~BÖLÜM SONU~

