İçeriğe geç

Kibirli Mimar

Bölüm 2 · 1 dk okuma

Kibirli Mimar

Bölüm 2

KESKİN DUVARLAR

HANYANG TARİHİ BİNASI — 01:15

Müzeye dönüştürülecek devasa tarihi binanın içinde sadece rüzgarın uğultusu ve iki adamın adım sesleri vardı. Proje şartnamesi gereği, restorasyon alanındaki ana salona geçici iki çalışma masası ve üst kata da iki ayrı oda kurulmuştu.

Jungkook, elindeki baret ve lazer metreyle devasa taş kemerin altında duruyordu. Duvarın nem oranını ölçerken arkasında beliren gölgeyle irkildi ama istifini bozmadı.

Taehyung, elindeki tabletle duvara yaklaşmış, dijital çizimleri inceliyordu. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katlamıştı.

"O kemeri güçlendirmek için çelik ankrajlar kullanacağız," dedi Taehyung, Jungkook’a bakmadan.

"Çelik ankrajlar taşı çatlatır," dedi Jungkook sert bir tonla. "Kireç harcı ve organik bağlayıcılar kullanmalıyız. İlla her şeyi endüstriyel metalle kirletmek zorunda mısın?"

Taehyung tabletinden kafasını kaldırıp Jungkook’a doğru birkaç adım attı. Aralarındaki mesafe kısaldıkça, havadaki mesleki rekabet ve bastırılmış gerilim yine tavan yaptı.

"Senin o organik harcın ilk depremde çöker, Jeon," dedi Taehyung. Sesinde alaycı bir soğukkanlılık vardı. "Ben bu binanın yüz yıl daha ayakta kalmasını garanti ediyorum. Senin pembe hayallerini değil."

Jungkook üzerindeki baretini masaya sertçe çarptı. Taehyung’un tam karşısına dikildi. Göğüs göğüse geldiklerinde ikisinin de nefesi hızlanmıştı.

"Benim hayallerim dediğin şey bu binanın kimliği!" diye hırladı Jungkook. "Sen sadece duygusuz, ruhsuz bir makinesin Kim Taehyung. Hiçbir şeye değer vermiyorsun."

Taehyung’un gözleri koyulaştı. Jungkook’un çenesini sertçe yakaladı. Parmakları genç adamın pürüzsüz cildine bastırırken, yüzünü Jungkook’un yüzüne milimler kalacak kadar yaklaştırdı.

"Bana 'ruhsuz' demeden önce," diye fısıldadı Taehyung, dondurucu nefesi Jungkook’un dudaklarına vururken. "O inatçı kafanı işine ver. Yoksa bu restorasyon bitmeden seni bu şantiyeden kovarım."

Jungkook, Taehyung’un elini çenesinden sertçe itti. "Beni buradan kovmaya gücün yetmez."

İkisi de gecenin bir yarısı, boş binada birbirine nefretle bakarak kendi masalarına çekildiler. İçlerinde büyüyen o kontrolsüz yangının, bir gün alkolle ya da öfkeyle patlayacağını ikisi de henüz bilmiyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.