MÜZE — 06:00
Sabahın ilk ışıkları restorasyon kanadındaki yüksek pencerelerden süzülüp masanın üzerinde birbirine sarılmış duran iki adımı aydınlattı.
Jungkook, başını Taehyung’un geniş göğsüne koymuş, huzurla nefes alıyordu. Taehyung’un bir eli Jungkook’un dağınık saçları arasında geziniyor, diğer eliyle belini sıkıca sarıyordu.
Aralarındaki o aşılması imkansız görünen gurur ve inat duvarı, nihayet yerini birbirini tamamlayan iki ruha bırakmıştı.
"Şimdi ne olacak?" diye mırıldandı Jungkook, sesi uykulu ve pürüzlüydü. "Proje bitti."
Taehyung, Jungkook’un şakaklarına derin bir öpücük kondurdu. Dudaklarında o her zamanki kibirli ama bu sefer sıcak tebessüm belirdi.
"Paris'te yeni bir müze projesi aldım," dedi Taehyung, gümüş çerçeveli gözlüklerini takarken. "Ve iç mimarı olarak çok inatçı, çekilmez ama dahi bir adamla çalışmak zorundayım."
Jungkook başını kaldırıp Taehyung’un gözlerinin içine baktı. Gülümsedi. "O iç mimar senin o soğuk betonlarını yıkıp yine mahvedecek, biliyorsun değil mi?"
"Biliyorum," dedi Taehyung, eğilip Jungkook’un dudaklarını yumuşakça öperek. "Ve bunu görmek için sabırsızlanıyorum."