İçeriğe geç

KEZZ

Bölüm 7 · 2 dk okuma

KEZZ

Bölüm 7

Aynı Arabada

Basın binanın önünü tamamen kapatmıştı.

Cam duvarın arkasından yüzlerce insan görünüyordu.

Kameralar.

Mikrofonlar.

Muhabirler.

Fotoğrafçılar.

Hepsi beni bekliyordu.

Beni.

Daha bir hafta önce kimsenin tanımadığı Kezz'i.

"Harika."

Kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Şimdi ne olacak?"

Mert pencerenin önünde duruyordu.

Her zamanki kadar sakindi.

Bu sinir bozucuydu.

"Dışarı çıkacağız."

Kahkaha attım.

"Tabii."

"Ciddiyim."

"Ben değilim."

Mert telefonuna baktı.

Sonra güvenlik müdürüne döndü.

"Arka çıkış?"

Adam başını salladı.

"Orayı da bulmuşlar."

"Yeraltı otoparkı?"

"Orası da dolu."

Mert derin nefes aldı.

"Demek ki ön kapı."

"Ön kapı mı?"

Ona bakıyordum.

Şaka yapmasını bekliyordum.

Ama yapmadı.

Çünkü Mert Arslan şaka yapan birine benzemiyordu.

"Ben çıkmıyorum."

"Çıkacaksın."

"Hayır."

"Çıkacaksın."

"Hayır."

Gözlerimiz birbirine kilitlendi.

Birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.

Sonunda Mert hafifçe gülümsedi.

"İnatçısın."

Gözlerimi devirdim.

"Bu cümleden nefret ediyorum."

"Fark ettim."

Beş dakika sonra asansördeydik.

Sadece ikimiz.

Ve hayatımda bulunduğum en sessiz asansördü.

Aşağı indikçe kalbim daha hızlı atıyordu.

"Heyecanlı mısın?"

Mert'in sesi beklenmedik şekilde yumuşaktı.

"Korkuyorum."

İlk kez dürüst cevap verdim.

Mert birkaç saniye bana baktı.

Sonra gözlerini kapıya çevirdi.

"Belli etme."

"Nasıl?"

"Kimseye korktuğunu gösterme."

"Kolay konuşuyorsun."

"Hayır."

Bu kez sesi farklıydı.

"Dört yaşımdan beri insanlar bana bakıyor."

Asansör durdu.

Kapılar açıldı.

Ve cehennem başladı.

Flaşlar.

Bağırışlar.

Kameralar.

Sorular.

İnsanlar.

Her şey aynı anda üzerime geldi.

Bir adım geri attım.

Refleks.

Tam o anda omzumda bir el hissettim.

Mert.

"Devam et."

Nefesimi tuttum.

Bir adım attım.

Sonra bir tane daha.

Sonra bir tane daha.

Ama gazeteciler yaklaşmaya devam ediyordu.

"Sayın Mert!"

"İlişkiniz gerçek mi?"

"Düğün olacak mı?"

"Kezz Hanım, Arslan ailesi sizi kabul etti mi?"

Bir kadın muhabir bana mikrofon uzattı.

"Kezz Hanım, bu ilişki ne zaman başladı?"

Donup kaldım.

Ne diyeceğimi bilmiyordum.

Çünkü ortada ilişki yoktu.

Tam konuşacakken...

Mert bana yaklaştı.

Çok yaklaştı.

Bir kolunu omzuma attı.

Kalbim hızlandı.

Muhabirlerin çığlıkları arttı.

Flaşlar patladı.

İnsanlar bağırıyordu.

Ve o sırada Mert kulağıma eğildi.

Sadece benim duyabileceğim kadar yakın.

"Sakin ol."

Arabanın kapısına ulaştık.

Şoför kapıyı açtı.

İkimiz de içeri girdik.

Kapı kapandı.

Ve sesler bir anda kesildi.

İlk kez yalnızdık.

Gerçekten yalnız.

Arabanın içi sessizdi.

Ben hâlâ nefes almaya çalışıyordum.

Mert ise camdan dışarı bakıyordu.

Sanki az önce yaşananlar sıradanmış gibi.

"Sen manyaksın."

Başını çevirdi.

"Sebep?"

"Normal insanların hayatı böyle olmuyor."

Bu kez güldü.

Gerçekten güldü.

Ve ilk kez yakışıklı olduğunu düşündüm.

Bu düşünceden nefret ettim.

Araba kırmızı ışıkta durdu.

Dışarıda hâlâ insanlar telefonlarını bize doğrultuyordu.

Fotoğraf çekiyorlardı.

Video çekiyorlardı.

İzliyorlardı.

Mert onları izledi.

Sonra bana döndü.

Gözleri gözlerime kilitlendi.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç saniye.

Sonra yavaşça elini bana uzattı.

"Elimi tut."

Kaşlarım havaya kalktı.

"Ne?"

Dışarıyı işaret etti.

"Artık herkes bizi izliyor."

Nefesimi tuttum.

Mert'in eli hâlâ havadaydı.

Ve yüzündeki ifade hiç değişmedi.

Sonra son cümleyi söyledi.

"Ve oyun başladı."
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.