Böyle güzel bir günün ardından kötü bir şey olmasından korkuyordum Özgür komutanım bizim ilişkimize ne diyecekti. Yollarımızı mı ayıracaktı yoksa iyi bir şekilde mi karşılık verecekti. Tabikide iyi bir şekilde karşılık vermesini istiyordum.
"Gençler." Uzun bir sessizliğin ardından sessizliği bozan yine Özgür komutanım oldu. "Hayırlı olsun." dedi ve gülümsedi. Çok mutlu olmuştum. Ege'ye baktığımda onunda sevindiğini gördüm. Özgür komutanım önce Ege'ye sonrada bana sarıldı. "Bakın ben size karışamam ama ne yapıyorsanız dışarda yapın buraya geldiğiniz an silah arkadaşısınız." "Emredersiniz komutanım."
Özgür komutan " hadi iyi geceler, yatın dinlenin." dedi. " Sizede iyi geceler komutanım." dedim. Ege'yle odamıza doğru yürüdük. Odaya vardığımızda Ege konuşmaya başladı. "Sende istersen yarın diğerlerine de söyleriz, saklı kalmasın bence." "Çok iyi olur. Bencede." Ege gülümsedi.
"O zaman sana iyi geceler." dedim. "Sanada iyi geceler canım." Kafamı yastığa koydum ve çok zaman geçmeden uyumuşum. Tabiki çok uzun sürmedi kısa bir uykunun ardından Arda odaya daldı ve bizi uyandırdı. "Acil göreve gidiyomuşuz Can komutan çağırıyor 5 dakikaya harekat merkezinde olun." "Tamam geliyoruz." Hemen kalktık saat daha 4.29'du çabucak odadan çıktık. Hazırlandıktan sonra da harekât merkezine gittik.
Herkes gelince yerimize oturduk ve Can komutan görevimizi açıklamaya başladı. "Arkadaşlar bomba yüklü bir araç şuanda şehrimizde dolaşıyor onu bulup imha etmezsek bir sürü sivil hayatını kaybedecek. Bizim buna müsade etmememiz lazım o yüzden o aracı bulup imha edeceksiniz." Görevi açıkladıktan sonra aracın plakasından sürücünün kimliğine kadar bilmemiz gereken birçok bilgiyi bize aktardı. Artık gitmeye hazırdık.
Araca bindik ve Ege yanıma oturdu. "Bence şimdi söyleyebiliriz ne dersin." "Olur şimdi söyleyelim." "Özgür komutanım sizinde izniniz olursa herkese birşey açıklayabilirmiyiz." "Tabi açıklayın bakalım." "Arkadaşlar biz Cansu'yla bu yolda beraber yürüme kararı aldık." Herkes durumu gayet net anlamıştı ve herkes tebrik etmeye gülmeye ve sevinmeye başlamıştı. Bu mutluluk bize yeterdi.
Artık her göreve gittiğimizde iki kat endişe yaşayacaktım. Ama olsun bu yolu ben tercih etmiştim. Önemli olan bu yoldan dönmemekti. Ege elimi sımsıkı tuttu. Ve kulağıma fısıldamaya başladı. "Senin canın acımıyor değil mi? Yaran falan acıyorsa..." Sözünü yarıda kestim ve " Yok acımıyor sıkıntı yok." dedim.
Araç durdu, ne olduğunu merak etmiştim. Furkan -timdeki bomba imha görevlisi- benden önce konuya girdi. "Geldik mi komutanım?" "Aracı burada bırakacağız burdan sonrasında yürüyerek devam edeceğiz." diye yanıt verdi Özgür komutanım. "Araç hareketli değil mi komutanım." dedi Arda. "Hayır. İstihbaratın ulaştığı canlı konuma göre araç şuanda duruyor, harekete geçmeden onu bulmamız lazım."
"Hadi bulalım şu aracı." diye ekledi Özgür komutan. Herkes arabadan indi. Birbirimizden ayrıldık, hepimiz farklı yönlere gittik. Ne yazık ki gittiğim yönde aradığımız araç yoktu. Ama endişem kısa sürdü. Telsizdeki ses Ege'ye aitti. "Komutanım aracı buldum." "Tamam Ege geliyoruz." Hepimiz Ege'nin yanına gittik. Ben keskin nişancı olduğum için kendime uygun bir yer bulup oraya gizlendim. Diğerleride aracın etrafını sardıktan sonra uygun zamanı beklediler. Bende Özgür komutanımdan atış emri bekliyordum.
"Komutanım hedefi yakaladım hazır olduğunuz anda indirebilirim." Cevap kısa sürede geldi. "Sen hazırsan indirebilirsin." Adama nişan aldım ve, tam isabet. Ateş ettikten sonra bizimkilerin yanına döndüm. Adamı arabadan çıkarttık ve etraftaki insanların buradan uzaklaşmalarını sağladık. Polisler insanları uzaklaştırıyor ve paniği önlemeye çalışıyorlardı.
Kamyonetin arkasını açtık ve çok karmaşık bir bombayla karşı karşıya kaldık. Furkan bu işi halletmeye çalışacaktı. Bombanın yanına gitti ve etkisiz hale getirmek için uğraştı. Etkisiz hale getirmesi için yaklaşık yarım saati vardı. Eğer başaramazsa etraftaki çoğu bina insan ve araba paramparça olacaktı ve Ege'yle çıktığımız bu yol da uçup gidecekti. Bunun olmaması için elinizden geleni yapmalıydık. O aşağılıkları amaçlarına ulaştırmamak için yarım saatimiz vardı, başarabilirdik.
Furkan elinden gelen her şeyi yapıyor bizde yardımımız dokunduğu kadar yardım etmeye çalışıyorduk. Ve son 5 dakikamız kalmıştı. Stresten karnımdaki yara kendini belli ediyordu. Kendimi o kadar çok kasmıştım ki yine dikişleri zorlamıştım.
Ege yanımda benim gibi endişeli bir sekilde bekliyordu daha fazla dayanamayıp Ege'ye yaslandım. Ege " iyimisin?" diye sordu. "İyiyim, sıkıntı yok."dedim. Şuan tam olarak 2 dakikamız vardı. Komutan Furkan'a sordu. "Furkan başarabilecek misin?" "Evet komutanım az kaldı." "Süre de az kaldı hadi!" Furkan tekrar işine odaklandı. "Komutanım uzaklaşın siz." "Ne demek oğlum uzaklaşın, bişey olursa hepimize olur." "Komutanım çok riskli uzaklaşın ben sizi çağıracağım." "Bizim isimiz risk almak zaten. Hadi neyi kesmen gerekiyorsa süre bitmeden yap biz buradayız." "Emredersiniz komutanım." Hepimiz endişeliydik.
Korkuyordum hikayemin başlamadan bitmesine. Korkuyordum kalbi benim için atan bu adamın kalbinin paramparça olmasına. Korkuyordum tüm şehrin yerle bir olmasına. Ve korkuyordum kısa sürede herşeyim olan "AİLEM" dediğim bu insanlardan ayrı kalmaya. Ama bir şeye razıydım, hep birlikte vatan uğruna can vermeye. Evet korkuyordum ama söz vatan ise o zaman içimdeki bu vatan sevgisi bastırırdı bütün korkumu.
Bölüm sonu.
