İçeriğe geç

Keşke demeden önce

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Keşke demeden önce

Bölüm 2

Yanlış kapı

-Evet geliyorum Eylülcüm nerdesin?

-Bizim parkın orda oturuyorum.

-Tamam tatlım 10 dakikaya ordayım

Begüm hayat dolu bir kızdı. Kızıl saçları, yemyeşil gözleri ve insanın baktıkça bakmak istediği o sıcak gülümsemesiyle bulunduğu her ortamı aydınlatırdı. Uzun boylu, dikkat çekici ve güzelliğinin ötesinde yaşama sevinci taşıyan biriydi.

Aslında her bakımdan birbirimizin tam tersiydik. Onun gözleri yeşildi, benimkiler koyu mavi. O yaşama sımsıkı tutunurdu, ben ise çoktan hayattan kopmuştum. O, standartların çok üstünde biriydi; ben ise kendimi hep onun altında görürdüm. Buna mahkummuş gibi...

İtiraf etmeliyim ki onu kıskanıyordum. Ama güzelliğini değil... Hayatını. Mutluydu bi kere en başta sağlıklıydı, sevgi dolu bir ailesi vardı. İnsanların sahip olmak için dua ettiği ne varsa, sanki hepsi ona verilmişti.

Buna rağmen benimle neden bu kadar yakın olduğunu hiç anlayamadım. Kim promlematik bir arkadaşı olsun ister ki.., Ama iyi ki hayatımdaydı çünkü o, hayatımın en karanlık günlerinde bile elimi bırakmadı. Her anımda, her günümde; iyi günümde de en kötü günümde de hep yanımdaydı. Bana kol kanat gerdi. Ben ne kadar ruhumu kaybetmişsem, o bana yeniden nefes oldu. Ben ne kadar ağladıysam, o gülümsemesiyle acılarımı hafifletti. Ben karanlığa gömülürken, o bana ışık olmaktan hiç vazgeçmedi.

Bu yüzden ona olan borcumu ne yaparsam yapayım ödeyemeyeceğimi biliyordum.

-Bil bakalım ben kimim?

-Hmmm biraz düşüneyim güzeller güzeli begümüm mü?

-Doing!!! Yanlış cevap.

-Ama nasıl olur doğrusu ne?

-Güzeller güzeli Eylülün güzeller güzeli Begümüyüm!!

Gözlerimi açtığında birbirimize sarıldık. Günlük rutinimiz sarılmak olmuştu o kadar iyi geliyordu ki psikoloğa vereceğiniz o parayı cebinize atabilir ve en yakın arkadaşınıza sarılmakla beleşe tedavi olabilirsiniz..

-Neyin var senin?

-Bilirsin işte günlük tartışmalarımız

-Ah tatlım bunların hepsini bir kenara at bugün bir iş görüşmesine gidiyoruz tamam mı? Buna odaklan

Begüm 2 yıllık işletme okuduktan sonra akademik olarak ilerlememe kararı aldı saygı duydum çünkü okumak ona işkence gibi geliyordu çeşitli işlerde çalıştı ama bir türlü kalıcı olamadı.

Begümün sevmediğim yanı zihnini yormayı sevmiyordu. Günde 10 saat üzerinde uyur maksimum 2 ya da 3 saat verimli bişeyler yapardı. Ona göre de bende en sevdiği huy benim zihnimi sonuna kadar kullanmamdı intörnlüğümün başındayken bırakma zorunda olduğumu duyunca küplere bindi. Delilik yaptığımı düşündü ama bende zaten keyfimden değil bırakmaya mecburdum.

Begümle hep tersdik o doğuydu ben batı

o güneşti ben ay

o fevriydi ben sakin

o bir yaz gibiydi kavururdu insanın yüreğini tek bir bakışıyla. Bense Ankaranın soğuk ayazıydım...

Birlikte Kadıköyü dolaşmaya başladık.

İstanbula geleli 6 yıl olmuştu ama hala çoğu yeri bilmiyordum. Tek başıma böyle bir işe kalkışsaydım çoktan kaybolmuştum.

-Daha ne kadar gidecez Begüm?

Telefondan konumu takip ediyordu. Bir yandan da bana sitem ediyordu.

-Ya ama sen bu kadar mızmızlanacaksan başta söyleseydin gelmeyebilirdik

-İyide Begüm 45 dakika oldu hâlâ yürüyoruz. Madem bilmiyorsun ne diye taksiye binmedik.

-Biliyorum az kaldı bekle biraz.

O kadar yürümeye odaklanmışımtım ki buranın ara sokak olduğunu yeni fark etmiştim. Yoğun sigara kokusu puslu havasıyla ben tekinsizim diye bağırıyordu.

-Begüm burası neresi?

Begüm son olarak konuma baktıktan sonra, heyecanla tepindi.

-İştee geldikk!

Durduğum kapının üzerindeki tabelaya gözüm iliştiği an nefesim boğazımda düğümlendi.

Koskoca harflerle yazıyordu.

STEAMY HOTEL.

Bir an yanlış gördüğümü sandım. Gözlerimi ovuşturup tekrar baktım.

Hayır...

Yanlış değildi.

Bacaklarımdan bütün güç çekilmişti.

- Begüm... Umarım bu kötü bir şakadır.

Sesim titriyordu.

Herkes buranın ne olduğunu bilirdi.

İstanbul'un en meşhur genelevlerinden biriydi.

—Amacın ne? Bizi neden buraya getirdin?

Begüm ise tek kelime etmedi.

Sadece yüzüme baktı.

Bakışlarında ilk kez alışık olduğum o neşeden eser yoktu.

Ciddiydi.

Elimi sıkıca kavradı.

— Bana güven Eylül sadece konuşacağız.

Sonra beni, ne olduğunu bilmediğim bir kaderin içine doğru çekmeye başladı. Umarım buraya girme sebebimiz aklımdan geçen şey değildir diye umut edip. Begümün çekiştirmeleriyle içeriye ilk adımımızı attık.

Bölüm sonu

4 yorum