İçeriğe geç

Kesişme

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Kesişme

Bölüm 3

3.

Ne yapıcağımı düşünürken aşağıdan sesler geliyordu, kapıdan çıkamazdım 100 mt öteden belli olan bu gelinlikle hiç çıkamazdım, gelinliği tutarak yavaşça kapımı açtım ve etrafa baktım üst katın koridorunda kimse yoktu, yavaşca abimin odasına doğru ilerledim kapıyı açtım oda boştu, Abime yazdığım mektubu yatağına bıraktım, cüzdanından tüm parayı aldığım gibi camı açıp aşağı baktığımda mutfağın bahçeye açılan kapısı vardı, kapının üstünde bulunan küçük çatıya ordanda aşağı inmem çok daha kolaydı.

bahçeye baktığımda kimse yoktu, gelinliği tutarak camın pervazlarından tutunarak çıktım, ayağımı küçük çatıya uzatmaya çalışsamda hala aramızda mesafe vardı, yüksekten korkmazdım ama aşağı bakinca gerilediğim için bakmamaya çalışıyordum, bide kaçtığım için çok daha gergindim, zıplayarak inmiştim.

Çatıdan hafif eğilerek mutfak camından baktım kimse yoktu, sanırım aşağı kadar iki metre vardı, elimi çatıya koyarak kendimi aşağı bıraktım ayaklarım aşağı sarkarken çok alan kalmadığı için kendimi bıraktım.

Bahçenin önüne doğru eğilerek gittim, camdan görülmemeye çalışıyordum, kapıya varınca önüme ilk gelen ayakkabıyı aldım ve hızla bahçenin arka tarafına doğu koştum, Abimin spor ayakkabılarını almıştım ayağıma geçirdim biraz büyük olsada bağcıklarını sıkınca rahattı, etrafımda baktım her an biri gelebilirdi bahçeden çıkmam lazımdı.

sessiz bir şekilde garajdan merdiveni alarak duvara dayadım, tırmanıp diğer tarafa baktığımda yüksekti derin bir nefes aldım, nasıl iniceğımı bilmediğim için direk aşağı bıraktım kendimi hafif yokuş olan yerde dengemi sağlayamayınca ormana doğru düşüp çimenlerin üstünde yuvarlandım sırt üstü durunca güldüm, bu tüm duyguları barındıran bir gülüştü halimin komikliğine, kaçışıma, başıma gelenlere güldüm.

Ayağa kalktığımda üstüme baktım gelinliğin altları topraktan kahverengi, çimenlerdende biraz yeşil olmuştu, ormana doğru koşmaya başladım tüm hızımı kullanıyordum zaman çok önemliydi benim için, yeterince uzaklaşıp izimi kaybettirmem lazımdı, ormanı çocukluğumdan beri iyi bilirdim yolu kaybetmezdim.

ara sıra soluklana soluklana koşuyorum, acaba olmadığımı fark etmişlermiydi eğer öyleyse ormanada adam salmışlardır, ormandanda hatta belki bu kasabadan bile çıkmam lazımdı, beni bulurlardı.

Bir süre koştuktan sonra nefes nefese kaldığım için dalağım ağrımaya başlamıştı, yaşadığım adrenalin ve heyecan ilede ellerim buz gibiydi bir ağacın kenarına oturarak soluklanmaya çalıştım.




Kafam karışıktı özgürlüğün hissetirdiği korkuyu hissediyordum sanki, yavaş nefesler alarak etrafıma baktım ormanı bilirdim ama biraz kafam karışmıştı o kadar hızlı ve durmadan koşmuştumki.




Kafamı kaldırıp büyük ağaçların arasından gökyüzüne, gelen güneş ışınlarına baktım derin bir nefes aldım sakinleşmiştim, yavaşça ayağa kalkarak etrafımı yaradım daha fazla oyanalanamazdım.




Sağ tarafa doğru gitmeye karar verdim az daha ilerde büyük bir yol çıkmalıydı karşıma ordanda ilerlerdim.




Hızlı adımlarla yürümeye devam ettim bir yandan etrafı dinliyordum hiç ses yoktu ağaç dalları, kuş sesleri ve benim hızlı adımlarımla kırılan dal sesleri, bir anda duyduğum yüksek sesle kalbim durmuştu sanki, ellerimle başımı siper ederek eğilmiş küçük bir çığlık atmıştım tabi yüksek sesten duyulmamıştı bile kuvvetli bir silah sesiydi.




Aklımda dönen düşüncelerle yavaşça kalktım beni bulmuşlarmıydı? beni vurucaklarmıydı? adam sesleri yaklaşırken hızla yürüyüp büyük bir ağacın arkasına saklanarak hafif çukur olmuş yere girdim.




Kalbim o kadar hızlı atıyorduki nefes nefeseydim elimle ağzımı kapatım nefesimi sakinleştirmeye çalıştım, bir süre sonra adamların sesleri hemen arkamdaydı ama çok azdı kalabalık değillermiydi? Yavaşça arkama doğru baktım iki adam vardı sadece iki adam ve kocaman iki av tüfeği!!!




Yeşil giyinmişlerdi tüfeğin ucundan ağaçları tarıyorlardı, bunlar babamın adamları değildi, avcılardı ama burda av yapmakta yasaktı, kaçak avcılar kuş avlıyorlardı ben şikayet etmesini bilirdim ama bende kaçaktım.




Benim olduğum tam ters yöne giderlerken konuşuyorlardı bende sakince ses çıkarmamaya özen gösteterek bekledim uzaklaştıklarında yavaşca kalkıp koşmaya başladım, aynı heyecanı yaşayıp yakalanmaya hiç niyetim yoktu, yemişim dalağını sonra rahat rahat nefeslenirdim ama şimdi koş kızım feride.

Yol bitmek bilmezken çok uzun süre koştum bacaklarım bir süreden sonra ağrımayı bile bırakmıştı sanki gördüğüm şeyle durup derin bir nefes aldım, YOL vallahide billahide yolu görüyordum yerimde zıpladım 'evet evet evet işte kızım işte Ferinde yaparsın sen yaparsın be kızım' yola doğru koşmaya devam ettim sanki tüm yorgunluğumu atmıştım.




O anki heyecanla yola çıkarken once sol tarafıma baktım başımı sağ tarafa çevirirken gördüğüm şeyle donup kaldım düşmeden önce gördüğüm son şey bana doğru gelen büyük bir arabaydı ve yükek korna sesi.




Bölüm sonu.




Beğenmeği ve oy vermeyi unutmayalım..




30 oy gelince diğer bölümü atacağımm.

Hak verin yani emeğimiz var yoruluyoruz..




Sevgilerle..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.