Telefonun sesi evin sessizliğini böldü. Gökçe hâlâ uykulu gözlerle telefona uzandı ve ekrana baktı: “Güvenlik Müdürlüğü” yazıyordu. Hemen açtı. “Gökçe Hanım?” dedi ciddi ve tok bir ses. “Evet, benim...” “Başınız sağ olsun... Boran Kaya’yı bu sabah erken saatlerde kaybettik.” Bir anda dünya durmuş gibi oldu. Gökçe’nin parmaklarından telefon kayıp halıya düştü. Gözleri büyüdü, boğazı düğümlendi. “Ne... hayır... hayır...! Bu olamaz!” diyebildi sadece. Dizlerinin bağı çözüldü, koltuğa doğru sendeledi ve sonunda kendini yere bıraktı. Ellerini başına götürdü, kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Ağlamaya başladı. “Boran... hayır... yalvarırım biri bana şaka desin...” diye mırıldandı. Nefesi kesilir gibi oldu, yutkunamıyor, ağlıyordu. O sırada, birkaç kilometre ötede, bir siyah araçta oturan Boran, tüm bu anları kulaklıktan duyuyordu. Yumruklarını sıktı, gözlerinden yaşlar aktı ama yerinden bile kıpırdayamıyordu. “Dayan Gökçe... Lütfen dayan,” diye mırıldandı kendi kendine. “Seni korumak için buradayım. Sadece biraz sabret...” Gökçe hâlâ koltukta, gözleri şişmiş, nefesi düzensizdi. Aradan birkaç saat geçmişti ama Boran’ın ölüm haberi kulaklarında yankılanıyordu. Ayağa kalkmak istediğinde birden mide bulantısı bastırdı. Elleriyle ağzını kapatarak koşar adım banyoya gitti. Lavaboya tutundu, nefes almaya çalıştı ama midesi öylesine bulanıyordu ki kendini tutamadı. Titreyerek yere çöktü, bir eliyle karnını tutuyordu. “Of... hayır...” diye fısıldadı. Mide bulantısının ardından karnına giren ani ve keskin bir sancıyla iki büklüm oldu. Sırtını duvara yaslayıp derin nefesler almaya çalıştı ama ne sancı geçiyor ne de kusma hissi dinliyordu. “Boran... n’oluyor bana?” diye mırıldandı. İçindeki boşluk büyürken, vücudu da bu yükü taşıyamıyor gibiydi.
Bölüm 51
51. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.