Boran bir anda kendini çok kötü hissetmeye başladı. İlk başta sadece başı dönüyordu, ama bu durum hızla daha kötüleşti. Vücudu titremeye, elleri terlemeye başlamıştı. İçindeki garip huzursuzluk hissi hızla büyüdü. Birkaç dakika sonra, ateşi hızla yükseldiğini hissetti. Ne olduğunu anlamadan, birden başı çok ağırlaşmıştı. Vücudu, sanki kendi kontrolü dışında hareket ediyormuş gibi bir his vardı. Oturduğu yatakta gözleri bulanıklaşmaya başlamıştı. Bir an her şey kararmış gibi hissetti.Gökçe, Boran’ın garipleşen davranışlarını fark ettiğinde, içinde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Boran’ın vücut hatları değişmişti, terlemişti ve titremeye başlamıştı. Kalbi hızla çarpmaya, her bir saniye bir korku dalgası gibi onu sarhoş ediyordu. Boran’a doğru koştu ama o, gözleri neredeyse tamamen kapanmış şekilde yatağında hareketsizdi. Gökçe, elini Boran’ın alnına koyduğunda ateşi dayanılmaz derecede yüksekti."Boran… Boran, ne oldu?" diyebildi sadece. Sesi o kadar titredi ki, kendisi de korkmuştu. Boran’ın gözleri bulanıklaşmıştı ve hiçbir şey söylemiyordu. Yavaşça onu sarsmaya başladı."Boran, gözlerini aç… Ne olur, bana cevap ver!" diye feryat etti ama Boran, sanki hiç duymuyormuş gibi, hareketsiz kaldı. Vücudu titremeye devam ediyordu ve Gökçe’nin korkusu büyüdükçe, elleri de soğuk terlerle kaplanmıştı. Onu uyandırmaya çalışırken, gözlerinden yaşlar süzüldü. “Boran, yapma… Lütfen… Benimle ol, gözlerini aç!” diye daha da yüksek sesle bağırdı ama Boran’dan hiçbir tepki alamıyordu.Gökçe, Boran’ın ellerini sıkıca tuttu. Kendi sesini duyamaz olmuştu, sanki içindeki korku her şeyi boğuyordu. “Boran… Çok ateşin var. Uyan, ne olur! Gözlerini aç!” diye feryat etti. Ama Boran, ne bir tepki verdi ne de gözlerini açtı. İçindeki korku, her geçen saniye biraz daha arttı. Bir an, dünyası tamamen kararmış gibi oldu. Onun yanına gelip yardım edebilecek hiçbir şey yapamamak, onun çaresizliğini her an daha yoğun hissediyordu.“Bak, numara yapma! Uyan! Lütfen!” dedi ama sesi, çaresizce yankılandı. İçindeki korku, Boran’a bir şey olmuş olabileceği düşüncesiyle iyice derinleşmişti. Korkusu, kaybetme korkusuydu ve bu, ona bütün gücünü alıyordu.Boran’ı uyandırmaya çalışırken, Gökçe’nin kalbi hızla çarpmaya devam etti. Boran’a yardım etmesi gerektiğini biliyordu ama korku, ona nasıl hareket etmesi gerektiğini unutturuyordu. Şu an ne yapacağına dair hiçbir fikri yoktu. Ama ona yardım etmesi gerekiyordu, her şeyden önce. Ve bir şekilde, Boran’ı kaybetmek, onu sonsuza dek kaybetmek gibi hissediyordu.
Bölüm 34
34. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.