Sabah erkenden kalkmıştık Kerem abim ve halil bayram namazına gitmişti
Bende kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa gitmiştim
Kahvaltı hazırdı biraz dinlenmek için salona geçtim
Tam o sırada kapı zili çaldı.
Kapıya doğru yöneldim
Kapıyı açar açmaz abimin sesi duyuldu
“Bayramınız mübarek olsun küçük ailem”
Ve arkasından keremin sesi
"karımı özledim ben nerde benim karım"
Kerem hızla ayakkabılarını çıkartıp içeri girdi
Abim içeri girerken kucağında minicik oğlu uykulu gözlerle etrafa bakıyordu Melis de yanında çantalarla uğraşıyordu.
“günaydın balıım” dedi Melis
"Günaydın melisim" dedim ve melisi içeri aldım
"Barış çantaları içeri alırmısın" dedi melis
“Ben oğlumu taşıyorum karıcığım ama istersen kaslı kollarımla seni bile kaldırabilirim"
“çanta benim için yeterli kocam”
Ben gülerek Melis’e sarıldım
"Ben artık yeğenime kavuşabilirmiyim" dedim ve abimin kucağından biricik yeğenimi aldım
“Hoş geldiniz.”
Melis yorgun ama mutlu bir şekilde gülümsedi
“Sabah evden çıkmamız iki saat sürdü az kalsın namaza geç kalıyorlardı"
Barış hemen araya girdi.
“Ben gayet hazır bir şekilde bekliyordum karıcığım”
Melis düz bir ifadeyle baktı
“Çünkü ben üç kişiyi hazırladım ve aynı zamanda evi topladım”
Ardından Halil ve Doğa geldi.
Ama onlardan önce Duru kendini eve attı
“EJEE”
Duru konuşmayı yeni yeni sökmüştü ama kelimelerin çoğunu yanlış söylüyordu
Eğilip ona sarıldım
“hoş geldin prensesim.”
Duru ciddi ciddi bana baktı
“Ben büüdüm artık”
Arkasından gelen Doğa gülmeye başladı
“Dünden beri herkese bunu söylüyor”
Halil poşetleri bırakıp iç çekti.
“Ve sabah beşte uyandı.”
Duru bu kez Kerem’i görünce heyecanla parmağını uzattı
“ABİCİİ!”
Kerem anında eğilip onu kucağına aldı
“Benim küçük prensesim gelmiş”
Duru Kerem’in yanağını tuttu
“Seni topçu”
Herkes içeri geçti kapıyı kapattım
Halil gururlu şekilde konuştu
“Bak futbolcu olduğunu öğrenmiş”
Kerem ciddi ciddi başını salladı
“Eee biz ünlüyüz demi durucuğum”
Duru birkaç saniye düşündü ve o cevabı verdi
“Yook”
Salondaki herkesin yüzünde bir ifade belirdi
Kerem şok olmuş gibi yaptı.
“Nasıl yok ya?”
Duru omuz silkti
“Babam daa iyi”
Halil anında ayağa kalktı
“İşte benim kızım!”
Kucağımdaki bebeği hafifçe sallarken gülümsüyordum
Melis bana yaklaşarak sessizce konuştu.
“kereme bak acill”
Ben gülümseyip kereme döndüm
Dikkatli bir şekilde beni izliyordu
"Doruk bak ilk günden külahları değişmeyelim"
(Dorukk melis ve barışın oğlu)
"Karışma benim oğluma" dedi abim
Kahvaltı için masaya geçtik
Ben hamile olduğumu için gitmek istememiştim kesim alanına bizimkiler halletmişti
Ve daha sonra aile ziyareti için hazırlandık
Doruk doğanın kucağındaydı melis ve ben doğanın arabasına bindik
Duru halill ve keremle birlikte abimin arabasına binmişti ilk durağımız annemlerdi
...
Kapı açıldığında herkes şok olmuştu hızlıca içeri geçtik babam keremleri balkona çıkartmıştı bizde annemlerle mutfakta oturuyorduk melis abimden araba anahtarını almak için balkona çıktı geldiğinde üstünde ağır bir sigara kokusu vardı Doğa kaşlarını çatıp sordu "kim içiyor" melis gözlerini kaçırarak "hiiç yüksel amca içiyor" doğada bende tatmin olmamıştık çocuklardan sonra herkesin sözü vardı çok üstüne gitmedik ama melisin bir şey sakladığı belliydi
Doğanın gözlerine baktım ve hızla ayağa kalktım "melis bende geleyim sen şimdi bulamazsın" kafasıyla onayladı Doğa ve melisin arkasından çıktım
Asansörde gayet normaldi garajdaki arabaya doğru yürüdük ve sohbet etmeye başladık "melis bir şeymi oldu" dedim ani şekilde "gayet iyiyim" dedi küçük bir tebessümle
Üstüne gitmedim araba dan çantayı alıp arabayı kilitledim ve tekrar asansöre bindik yukarı çıkınca kerem kapıyı açmıştı içeri geçtik ve çantayı doğaya verdik
Annem beni masaya oturtmuştu sürekli önüme bulduğu meyveleri koyup "bak bu bebeğe iyi geliyormuş" diyordu karnımı tutup konuştum "annee yeter bu kadar" kerem bu anı fırsat bilip sürekli bir şeyler yediriyordu "kerem ikiz babası olmak istiyorsan devam et ama hatırlatırım 2. Bebek meyveden olacak"
Biraz daha oturduktan sonra keremlere geçtik
Keremden;
Arabadan iner inmez reyyan karşıladı bizi elinde kocaman şeker tabağı vardı ecenin karnına yaklaşıp "nohut için en güzel şekerleri seçtim" dedi heyecanla
İçeri geçtik ve klasik bayram ikramlarından sonra salona geçtik ecenin yanına oturdum karnını tutarak mırıldanıyordu "iyimisin birtanem" dedim
sessizce "karnım ağrıyor artık" dedi
elimi karnının üstüne koydum ve sıcak olmasını sağladım kulağıma fısıldadı "kerem herkes bize bakıyor"
etrafa baktım babam lavabodaydı annem ve reyyan ortalıkta yoktu
"baksınlar birtanem" dedim
ece yavaşça oturduğu yerden doğruldu dikkati üstümüzden atmaya çalışıyordu "melis nerede" dedi
"Benim biricik oğlum acıkmış" dedi barış
Melis kucağındaki Doruk ile odaya girdi ece ayağa kalkıp doruğu kucağına aldı tekrar oturmak için eğildi ve sendeledi hızla kalkıp belinden kavradım ve oturmasını sağladım
"Dikkat et" dedi Doğa
"Ece sen iyimisin" dedi halil
"bir şey yok iyiyim" dedi ece gülümseyerek
"Eminmisin ece" dedi melis
Fazla dikkatten çekinen ecem gözlerini kaçırıyordu
Sessizce eceye yaklaştım
"Benim odama geçelimmi" dedim evlenip başka eve çıksam bile annemler odamı gelince kalırız diye bozmamıştı
Saçmalama der gibi bir bakış attı
"Bizimkilere geçince biraz dinlenirsiniz" dedi halil
"Bencede" dedi doğa yorgun bir ifadeyle
"Sıcak bir şeyler içermisin ben getireyim sana" dedi melis
"Abartılacak bir şey yok iyiyim ben" dedi ece ama melisin çoktan mutfağa geçmişti
Kısa bir süre sonra Elindeki çayla melis içeri girdi "filiz ablamın tarifi kesinlikle bitecek" dedi ece çaya uzandı ve doruğu melise verdi yavaşça çayı burnuna yaklaştırdı "ıhlamur çayı" dedi ve bir yudum aldı
annem ve reyyan ellerinde poşetlerle içeri girdiler Duru için örgü bir bebek Doruk için örülmüş yelek ve onunla uyumlu patik çıktı poşetin içinden melis Doruk için örülen takımı ona giydirdi duruda elindeki bebekle çoktan oynamaya başlamıştı
Reyyan yüzündeki kocaman gülümseme ile konuştu "şimdi nohut için hediyelerimize gelelim" annem önce poşetten örgü bir yelek çıkarttı Ardından beyaz kulakları olan bir şapka minik ayakkabılar ve battaniye reyyanın elindeydi ecenin yanına oturup ayakkabıları karnına koydu ece yüzündeki gülümseme ile reyyanı izliyordu "niye zahmet ettiniz anneciğim çok teşekkür ederiz" dedi ece "ne zahmeti kızım biricik torunuma hepsi"
Poşet hâlâ doluydu reyyan heyecanla "daha bitmedii" dedi poşetten bir diş kaşıma seti ve emzik çıktı
"Nohutun tüm ihtiyaçları bitti artık bir yıl alışveriş yapmanıza gerek yok" dedi barış herkes gülmeye başladı
Ece kalkıp anneme sarıldı sonra reyyana sarıldı
Biraz daha sohbetten sonra kalktık
Eceden;
Melis ve doğanın ailesi tatilde olduğu için onların bayramını arayarak kutladık şimdi halillere gidiyorduk