
"BU BÖLÜMÜ OKUMADAN ÖNCE ARAMA YERİNE BUNU YAZIN VE BURADAKİ HİKAYEYİ OKUYUN BU DA BENİM YAZMIŞ OLDUĞUM HİKAYEM AÇIKLADIĞIM GİBİ DEVAMINI BURADAN YAZIYORUM"
Keremden;
Eceyi odaya almışlardı sessizce onu izliyordum hemşire masadaki dosyayı alıp bana döndü "kerem bey iki dakikanızı alabilir miyim" dışarı çıktık ve konuşmaya başladı
"Maalesef ece hanım düşük yaptı ama daha büyük bir sorunumuz var kafasına darbe aldığı için hafıza kaybı gerçekleşmiş aslında biraz nadir görünen türlerden seçiçi amnezi diyoruz yani ece hanım hamile olduğunu tamamen unutmuş hiç bir şekilde hatırlamıyor"
beynimden vurulmuşa döndüm
"geçmişte gerçekleşmiş bebekle ilgili konuşmalarınızı doğacak olan bebeği için değil gelecekteki bebeği için yaptığınızı sanıyor şimdilik en iyisi bayılma sonucu hastaneye gelmiş gibi göstermek kafası karışabilir"
dedi hemşire
"Peki" diyebildim sadece
"Aslında bu bizim için bir avantaj belki ece hanımın kendini daha iyi toparlamasını sağlar kötü düşünmeyelim" dedi
İçeri tekrar girdim bu yaşananların tamamen hayal yada bir rüyadan ibaret olmasını istiyorum küçük kilitli pencerenin altında bulunan koltuğa oturdum ecenin hâlâ bilinci açılmamıştı.
Yavaş yavaş yaşananlar gözümün önünden bir filim şeridi gibi geçiyordu barışlardan çıkmıştık arabadaydık aniden önümüze çıkan bir araba yüzünden ani fren yapmıştık ve uyukladığı için olayı anlayamayan ece cama doğru çarpmıştı kafası kan içindeydi bilinçli yapılan bir kazaydı bu araba o hızla duramadığı için kaydı ve uzun süre sürüklenmiştik
Gelen ses zihnimi susturmaya yetmişti
EKG den gelen ses ile telaşla kalkıp hemşireye seslendim..
...
"Nasıl abi" dedi utku
"Yok böyle olmaz" dedim bilgisayardan uzaklaşırken
"Ama abi mutlu sonla bitemez"
"Biter oğlum bak ne güzel bir bebeğimiz var sağlıklıyız"
"Abi öyle okunmaz"
"Okunur yaz sen"
Eceden;
"Napıyorsunuz iki saattir size sesleniyorum"
"Buradayız balım" dedi kerem ve bana sarıldı
"Kerem abi bu sonu beğenmedi ece abla" dedi utku
"Bakayım" dedim ve bilgisayara yaklaştım karnımı tutarak utkuya baktım "ablacığım derdin ne söyle halledelim" dedim ve kereme yaslandım
O gün abim gildeyken utkudan vardı ve bizim ilişkimizi yazmak istemişti ve sonu kalmıştı bitirmek için utkuyu bize davet etmiştik oda erkenden kalkıp uyku sersemi bu sonu yazmıştı "ablacığım ben sana bi kahvaltı hazırlayayım sonra yazarsın sen" dedim ve omuzlarına hafifçe dokundum "hadi kalk" dedim sandalyesini geriye çekip kalktı kerem utkunun omzuna kolunu attı ve "sen büyüdünde bize kötü son mu yazıyosun" dedi "estağfurullah abi bu daha çok okunuyor ama" dedi utku ve mutfağa geçtiler keremle birlikte bir şeyler hazırladık ve sofraya oturduk bir şeyler atıştırdık ve salona geçtik ...
Akşam olunca
Utku bilgisayarın başında oturmuş, yazdığı son satıra bakıyordu. Kaşlarını çatmıştı. Kerem arkasında ayakta durmuş ekrana bakıyordu.
“Yok abi,” dedi Utku. “Bak şimdi düşün… kaza oluyor, Ece abla hafızasını kaybediyor, bebek—”
“Sus” dedi Kerem eliyle durdurarak. “Niye bizi perişan ettin oğlum?”
Ben salondan onların sesini duyup mutfağın kapısına yaslandım.
“Ne oldu yine?”
Utku dramatik bir şekilde döndü.
“Ece abla sen ölmüyorsun bak yanlış anlaşılmasın.”
“Çok şükür ya,” dedim gülmeye çalışarak. “Ne büyük lütuf.”
Kerem bilgisayarı bana çevirdi.
Ekranda yazanları okuyunca gözlerim büyüdü.
“Utku?! Ben neden hafıza kaybı yaşıyorum?”
“Abla çok etkileyici oluyor çünkü.”
“seni bi etkileyici yaparım evden dışarı çıkamazsın,” dedi Kerem.
Utku sandalyesinde geriye yaslandı.
“Ya düşünsenize… hastane sahnesi… Kerem abi perişan… Ece abla hiçbir şeyi hatırlamıyor…”
Kerem kafasını iki yana salladı.
“Bir de bebeği kaybettirmişsin.”
Utku omuz silkti.
“Drama.”
Ben gidip bilgisayarın kapağını yarım kapattım.
“Tamam yeter bu kadar felaket. Şu an gayet mutluyuz. Gece gece niye kendimize travma yazıyoruz?”
Kerem yanıma gelip belime sarıldı.
“Aynen. Hem bizim hikâyemizin sonunu bu yazamaz.”
Utku hemen atladı:
“Ama gerçek hikâyelerde mutlu son olmaz ki abi.”
Kerem bana bakıp gülümsedi.
“Olur.”
“Nasıl?”
Kerem başını omzuma yasladı.
“İnsan sevdiği kişi yanındaysa oluyor işte.”
Utku birkaç saniye sustu. Sonra bilgisayardaki bütün yazıları seçip sildi.
“Tamam,” dedi iç çekerek. “Yeni son yazıyorum.”
Ben merakla yaklaştım.
“Ne yazıyorsun?”
Utku klavyeye birkaç şey yazdıktan sonra ekranı bize çevirdi.
“Kerem ve Ece… Kötü günler yaşasalar bile her defasında birbirlerini seçtiler. Ve bazı hikâyeler acıyla değil, kahkahayla hatırlanır.”
Salonda kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Kerem kaş kaldırdı.
“Bak işte. Bu okunur.”
Utku son cümleyi yazdıktan sonra arkasına yaslandı.
“İşte şimdi oldu,” dedi gururlu bir şekilde.
Kerem omzuna hafifçe vurdu.
“Sonunda bizi öldürmeden hikâye yazmayı öğrendin.”
“Abi vallahi dramatik olsun istedim sadece.”
“Bir daha dram yazarsan hikâyenin sonunda seni uçurumdan atarım,” dedim gülerek.
Utku kahkaha attı.
“Bakın bakın tehdit ediliyorum şu an.”
Kerem beni yanına çekip kolunu omzuma doladı.
“Yok canım, aile içi sevgi gösterisi.”
Saat iyice gece olmuştu. Dışarıda hafif yağmur başlamıştı. Salondaki sarı ışık ortamı daha da sıcak gösteriyordu. Utku bilgisayarı kapattıktan sonra kanepeye geçti.
“Bu arada,” dedi bana bakarak, “siz ilk tanışma hikâyenizi hiç doğru düzgün anlatmadınız.”
Kerem hemen atladı.
“Çünkü rezil bir hikâye.”
“Daha çok merak ettim şimdi,” dedi Utku.
Gülmemi tutamadım.
“Tam bir felaketti.”
Utku yastığı kucağına alıp yerleşti.
“Anlatın.”
Kerem derin bir nefes verdi.
“Tamam ama Ece anlatırsa kendini melek gibi gösterir.”
“Çünkü öyleyim.”
“Tabii efendim.”
Ben kahvemi alıp koltuğa oturdum.
“Şimdi… ilk tanıştığımız gün bu beyefendi havalı olmaya çalışıyordu.”
"Ona aşk deniliyor birtanem.”
“Peki öyle diyorsan.”
Dedim Kerem bana bakıp göz kırptı.
Utku gülmekten kırılıyordu.
“Abi harbi öyle miydin?”
Kerem ciddi ciddi başını salladı.
“Hâlâ öyleyim.”
“Yok,” dedim hemen. “Şimdi sadece yaşlandı.”
“Ece!”
Utku kahkahadan kanepeye düştü.
Kerem bana sahte kırgın bir bakış attı.
“Ben sana romantik davranıyorum, sen bana yaşlı diyorsun.”
“şuna bak,” dedim kafasını göstererek. “İki tane beyaz saç çıkmış.”
Kerem anında saçlarını kontrol etti.
Utku bir anda ayağa kalktı.
“Durun!”
İkimiz de ona baktık.
Telefonunu çıkarıp kamerayı açtı.
“Bu anı kaydediyorum. İlerde çocuklarınıza izletirim.”
Kerem kaşlarını kaldırdı.
“Çocuklarımıza mı?" Dedi kerem ve mükemmel sırıtışıyla bana baktı
"Düşünmem lazım" dedim sessizce
"Sen çek koçum ama hepsini bir odaya toplayıp izletmek zor olur"
"Hallederiz abi"
Utku sırıtıp yerine iyice yerleşti
"Hadi bakmıyorum ben"
Kerem ile burun burunaydık
"Kerem..." dedim ve karnına yavaşça vurdum
Ortam bir anda kahkahalarla dolmuştu
SON