yetimhanenin soğuk yatağında yumuşakça uzanmış uyuyordum, açıkçası sakin ve huzurluydum. tanıtmak gerekirse yetimhanemiz 4 katlıydı, 1. katta 0-6, 2. katta 7-13, 4. katta 14-18 yaş arasındakiler kalıyordu 3. katta da yemekhane, kütüphane ve revire ait odaları vardı, her katında en az on oda vardı pekte ilgilenmediğim için tam olarak saymadım ama odaların 4 kişilik olduğunu biliyorum hehe~
Hava sıcacık ve iç açıcıydı, daha fazla uyuyasım gelmedi yatağımdan kalktım, sonuçta böyle güzel bir havada neden uyuyayım ki? Yumuşakça gülümsedim ve küçük adımlarımla yatağımı düzenledim. Defterimi açtım, defterimi matematik öğretmenim Selen abla hediye etmişti ama sır tutmalıymışım yoksa diğer çocuklar kıskanabilirmiş, odamdaki çocuklar ve diğer odalardakiler dışarıda 8-12 kişilik bir grup kurmuş körebe oynuyorlardı o yüzden beni göreceklerini sanmıyordum.
Defterimin kapağına isim etiketini yapıştırdım koca harflerle "EDA KARADAĞ" yazdım, defterimin kapağını yumuşakça açtım ve ilk sayfasına küçük resimler çiziyordum. Yaklaşık 20 dakika sonra sıkılınca defterimi özel dolabıma koydum ve camdan dışarı baktım arkadaşlarımın eğlenerek gülmelerini izledim...Biraz üzülsem de sorun yoktu, sonuçta hala kitap okuyabilirdim. kütüphaneye gittim ve "polyanna" adında bir kitabı aldım, okumaya başladım.
Hep gülümseyen sevimli bir kızdan bahsediyordu, yani kitaba yeni başlamıştım fakat bu kadarını da söyleyebilirdim sonuçta ben büyük bir kızım, bunu düşününce yumuşakça kıkırdamadan edemedim. Polyanna'nın ne kadar kibar ve güçlü olduğunu düşününce hayallere dalarak yanağımı elime yasladım. Bu sevimli düşüncem uzun sürmedi, sonuçta dikkatimin dağılmasını istemedim, hızlıca okumaya devam ettim.
Biraz daha okuduğumda zilin çaldığını duydum bu yemek yeme ziliydi. Koşa koşa kütüphaneden çıkacaktım ki kitabıma ayraç yerleştirmeyi unuttuğumu hatırlayarak hemen geri döndüm benim bu hareketimi gören bir çocuk yumuşakça kıkırdadı, çokta ilgilenmedim sonuçta kurt gibi açtım ama çocuğun gitmediğini görünce meraklanarak yeni geldiğini tahmin ettiğim çocuğun yanına gittim.
"yemek zili çaldı gelmiyor musun?" yumuşak ve meraklı ses tonumu belli etmiş olacaktım ki çocuğun küçük çekingen kıkırdamasını duydum. Tam çocuk konuşacakken sözünü kestim "ayrıca seni hiç görmemiştim, burada yeni misin?"
Biraz çekinerek konuştu "evet burada yeniyim...ama daha odamın neresi olduğunu söylemediler müdüre burada beklememi söyledi."
"he tamam" çokta ilgilenmedim sadece köpek gibi açtım, yemekten başka bir şey düşünemiyordum ama gitmeden önce adını sormayı akıl ettim. "Adın neydi?" ve yine sözünü bölerekten "ve yaşın?" diyorum.
"Kaan...Kaan Şimşek...8 yaşındayım" diyor adının Kaan olduğunu öğrendiğim şahıs. Neden bu kadar çekingendi ki? saçmaydı bence. Olduğum kata yeni bir insan daha gelecekti.
Tam konuşacakken hizmetçi tiz sesiyle bağırıyor "Yemek vakti Eda hadi!" Eee insan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş. Temizlikçinin tiz sesini duyduğumda irkildim ve sonra Kaan'a hızlıca el salladım ve sonra koşarak yemekhaneye gittim, çoğu yer dolmuştu bile küçük bir homurdanma çıkarttım fakat aklıma Polyanna geldi, ne olursa olsun umudumuzu kaybetmemeli ve gülümsemeliyiz değil mi? Sanırım öyle, gidip tabağımı doldurdum, uzun bir yemekhane turundan sonra Allah'ıma bin şükür boş yer bulup oturdum, doyana kadar maymun iştahımla yedim ve sonra iki saniye önce hayvan gibi yememiş gibi nezih bir şekilde peçeteyi kullanarak ağızımı sildim.
Yemek çöplerimi toplayarak çöpe attım, yemekhaneden çıkarak odama doğru gittim. Odama vardığımda Kaan'ı burada gördüm, arkası dönük bir şekilde odayı inceliyordu. bunun ne işi vardı burda be.
"kaan " diye ona doğru seslendim " ne yapıyorsun sen burada "
hala neden burada olduğunu sorguluyordum hafifçe arkasını döndü ve sağına soluna bakıp eliyle kendini işaret ederek ve kekeleyerek " b-ben mi?" dedi. neden kekeledi ki bu?. ona bakıp sence dercesine kafamı salladım.
" odada bizden başka biri olmadığına göre " diye ekledim. bana boş bir gözle bakmaya devam ediyordu. kafamı devam etmesini istercesine salladım.
"müdür hanım odamın burası olduğunu söyledi " zaten yaşıtım olduğu için tahmin etmem pek de zor olmamıştı.
"peki o zaman takıl işte seç bir yeri " dedim ve masama doğru ilerledim sandalyemi hafif bir şekilde çekip kendimi üzerine bıraktım. aslında mutluydum ama biraz garip hissediyordum. daha yapmam gereken bir sürü ödevim vardı bir de bana ödevlerini kitlemiş olan biricik arkadaşım ela'nın ödevlerini yapmam gerekiyordu.
yine masum masum bakıp bana kitlemişti gıcık, böyle dediğime bakmayın buradaki çoğu kişiden daha değerli benim için
ne ara pencereye baktığımın farkında bile değildim. tekrar masamdaki ödevlerime odaklandım. arkamdaki gıcırtılardan kaanın kendine bir yer bulup seçmiş olduğunu anladım.
ödevlerim bitmiş öylece masamda resim çiziyordum