Her insan yaşamları boyunca hata yaparlardı, bazı hatalar küçük olabilirdi. Örneğin bir terzi kıyafetinizin ölçüsünü yanlış almıştır, bu minik bir sorundur ama bazı hataların dönüşü yoktur. Karma kraliçesinin kardeşini öldürmesi gibi. Ateşin gücü, Karmanın diğer yarısı, bu kadar güçlüyken neden kardeşini öldürür ki? İntikam mı, sanmıyorum, güçlülük mü, bu kadar güçlüyken asla. Onun tek nedeni şöhretti. Su kraliçesi duru bir güzelliğe, saf bir kalbe sahipti. Bu asırlar boyu böyle geçip gitmişti. Ateş buna dayanamadı ve öz kardeşi diyebildiği kişiyi öldürdü. Su varisini ise alt katmana gönderdi. Kara sayfalara.. “Bunu yapamazsın Yankı!” diyerek bağırdı Ateş. Onu hedefine bu kadar yaklaşmışken öldüremezlerdi öyle değil mi? Ölüm kimseyi beklemezdi, herkesin yaptıkları kötülükler hayatlarının süresini kısıyordu belki de, bunu unutan biri hayatından olabilirdi ve bunu Ateş çok iyi biliyordu. Hava kraliçesi ise durgun bir ifadeyle sadece “Seni Su’yu öldürdüğün gibi öldürmeyeceğim, “ dedi. Ateşin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Tarihte bir ilk yaşanıyordu. Kristal Diyarı bölünüyordu. Hava devam etti, Ateş zaten geri kalanını çoktan anlamış tanrıya son dualarını ediyordu. “ben senin kadar gözü dönmüş ve tarihte kötülükle anılacak biri değilim. Varisin büyüdüğünde senin adınla anılacak ve o seni tanımasa da senden nefret edecek. “ dedi. Hava kraliçesinin de gözleri dolmuştu. O an muhafızın elinde ateş varisi geldi. O da en az annesi kadar güzeldi. “Hava o daha bebek onu öldüremezsin!” dedi Ateş zaten başka diyebileceği bir şey yoktu zaten. Hava “Hayır, onu öldürmeyeceğim.” Dedi muhafızın kucağından Hazel’i alırken. “ Onu kara sayfalara göndereceğim.” Dedi. Ateş krallığı artık bir hiçti. Ateş kraliçesi ölmüş, varisi ise kötülükleri ile anılan alt katmana gönderilmişti. Su krallığı hala iyilikle anılırken, Ateş krallığı artık bir hiçti. Yıllar sonra (ALYA);“Hazel işin ne zaman bitecek daha kütüphaneye gideceğiz!” diyerek bağırdım. “Tamam Ayla hadi çıkalım.” Sonunda işi bitebilmişti. Hazel benim üniversiteden beri arkadaşımdı. Aynı evde kalmamızsa bize dostluğumuzun güçlenmesi için iyi bir fırsattı. “Bugün kitap almak için kaç gündür bir şey yemiyorum.” Dedi Hazel gülerek. Cidden kitap fiyatları uçmuştu. Bir kitap 700 kant olmuştu. Dışarısı her zaman ki gibi sisli ve soğuktu. İnsanlar gülmeyi unutmuş diyebileceğim kadar üzgünlükle doluydu. Zaten alt katmandaki zenginler dışında mutlu olan çok az kişi vardı. İnsanlar son zamanlarda yemek bulması bile zorken, hırsızlar da artmıştı. “Ben kahve alacağım, sana da alıyorum.” Dedi Hazel. O benden uzaklaştıkça bende yaslanmak için bir duvar aradım. Bir kenarda beklerken yanıma siyah giyimli bir adam yaklaştı. Ah bugün olmaz. Bu parayı veremem. “Bana tüm paranı ver, yoksa buradan çıkman zorlaşacak.” Dedi. Seni suda boğacağım diyerek içimden lanetler savuruyordum. Adam çantamı çekiştirirken bense adama tekme atmaya çalışıyordum fakat nafile. Acaba Hazel benim burada olduğumu biliyor muydu? O beni kurtarabilirdi, ben daha çok müzik veya dans ile ilgileniyordum o ise spor. Tabi ki de bende birkaç şey biliyordum fakat bu adama karşı işlemiyordu. Tam o an tüm gücümü topladım ve adama sert bir tekme attım. Çantamı alıp kaçmaya başladım. Adam arkamdan küfürler saydığını duyabiliyordum, bense hızlıca olduğum yerden uzalaştım. Fakat o kişinin arkamdan geldiğini fark etmem uzun sürmedi. O an birine çarptım. "Şükürler olsun." dedim mırıldanarak çünkü bu kişi Hazel’di. Arkamdan gelen adam Hazel’e yaklaştığında şu cümleyi kurdu “Bayan, kız benim kardeşim hadi gidelim.” Dedi bana doğru. Bense ayağa kalkıp Hazel’in yanına geçtim. Hazel kendini hazırlarken adama şu cümleyi kurdu, “Ne zamandan beri kardeşini kovalıyorsun köpek!” dedi ve yüzünün ortasına yumruk çaktı. Adamın burnu kanamaya başlamışken bizde kütüphaneye doğru yürüdük. “Teşekkür ederim, Hazel.” Dedim kahvemi yudumlarken. O ise bennim omzuma doğru dostça dokundu. Kütüphaneye girdiğimde tek düşünebildiğim, kara sayfaları tek güzelleştiren yerin burası olduğunu düşünmeden edemedim. Kütüphanesi pek büyük olmayan kara sayfaların burayı büyütmek gibi bir nedeni de yoktu. Çoğu insan kitap okumayı boş zaman olarak adlandırırdı. Hazel'i bu yüzden seviyor olabilirdim. Hazel bir kitap bulmuş ve kütüphanenin köşesindeki pufların üzerine yerleşmişti. Bense kitap bakmaya devam ediyordum. O an gözüme bir kitap ilişti, kitaba baktığımda kırmızı renkli bir defter olduğunu fark etmiştim. Kütüphanede neden boş bir kitap vardı ki? Başlığı ise koyu kırmızı ve siyah arasında bir renkti ve şu kelimeler yazıyordu "KENDİ KADERİNİ KENDİN YAZ" . Bu ne demekti? O an da aklımdaki şeytana uyup defteri çantama attım. Bunları bize vermezlerdi. Çünkü bu tarz kitap okuyanlar cadı denilip mahşere atılırdı. Kendime bir kitap seçip Hazel'in yanına oturdum. Hazel'in gözleri kocaman şekilde bana bakıyordu. "Biliyor musun, kara sayfalarda bizimle yaşıt iki varis varmış. Ateş kraliçesinin kardeşi gibi büyüdüğü Su kraliçesi ölünce iki varisde Kara Sayfalara gönderilmiş " Dedi. Hazel bu tarz kitapları çok sevsede o psikolojisini etkiliyordu. Bunu onu tanıyan herkes anlayabilirdi fakat ben psikoloji okumak istediğim için daha bilgiliydim. Ama ailemi hiç tanımadığım için kendimi anca kendim koruyabilirdim, bu nedenle de savaş sanatları bölümüne gitmek zorunda kalmıştım. Evet onun bana kazandırdıkları bir yana içimde hep bir ukte kalmıştı. "Alya eğer ki savaş ortasında kalsaydık ve sen benim düşmanım olsaydın bile seni öldürmeyi geçtim kılına bile dokunmazdım. Eğer ki seni biri öldürseydi de o kişinin derisini dahi yüzebilirdim." Dediğinde hafif bir şekilde gülüyordu. Hazele başımı yaslayıp "Hazel bunları düşünmene gerek yok, ikimizde ölmeyeceğiz." Dediğimde Hazel de bana hak vererek "Ölmeyeceksin." Bense sadece burukça gülümsedim;)(
Bölüm 1
KARA SAYFALAR(ALYA)
Bölüm sonu
5 yorum
Bismillah başlıyoruz
İlk bölümden heyecan...Bunu sevdim!!!
1Yanıt"Ne zamandan beri kardeşini kovalıyorsun köpek"
1YanıtOha ilk bölümden süper başladı baya beğendim :)
İlk bölümü nasıl buldunuz?¿




