Psikiyatr hastanesi ya da halk arasınsa kullanılan adıyla akıl hastanesi sanıldığı gibi deli gömleği girilip odaya kapatıldığınız bir yer değil. Zamanınızın çoğunu ortak alanda etkinlik yaparak geçirdiğiniz yatağınızdan çıkıp sosyalleşmenizi sağlayan ve sizi tekrar hayata döndürmeyi amaçlayan bir hastanedir.
Ben Denizlide 3 hafta ve İzmir'de 3 hafta olmak üzere 2 kere yattım.
Denizlide yatarken 14,İzmirde yatarken 17 yaşımdaydım yani çocuk servisindeydim ve aileden bir kadın ile yatılıyordu.
Denizli'de annemle, İzmir'de babannemle beraber yattım.
Denizli'de: Her gün spor, ahşap, boyama, el işi dersi vardı
İzmir'de: Her gün olmasa da haftada bir resim dersi vardı
Her ikisinde de zamanımızın çoğunu ortak alanda televizyondaki kısıtlı kanalları izleyerek, monopoly gibi kutu oyunları oynayarak, boyama yaparak geçiriyorduk.
Akıl hastanesindeki anılarım
1- Denizlideyken monopolyde Tarabya çıkınca ayağa kalkıp “Tarabyada villası caf caflı arabası” diye oynamaya başlardık
2-İzmir'de hemşirelerin odasının önünden geçiyordum hemşireler de müzik açmış çiftetelli oynuyorlardı gülme geldi kahkahayı bastım. Hemşire de “Sen bize güldün sen de bizle oynıycaksın. ” diyip bana zorla çiftetelli oynatmıştı üzerine bir de roman oynamıştık
3-İzmir'deyken babannem bana sinirlenip “Beni kızdırma seni tımarhaneye yatırırım. ” demişti (Bunu dediğinde akıl hastanesineydik)
4-Yine İzmir'deyken babannem kendi kendime gülüyorum diye bana “Kendi kendine gülene ne derler biliyor musun?" demişti (Evet bunu dediğinde de akıl hastanesindeydik)