REYYAN
Düşünüyorum bazen gerçekten hayatta fazlalık olduğumu düşünüyorum. Kendi yaşadığım hayatın figüranı olduğumu düşünüyorum. Yürüyorum 11 yıldır yürüdüğüm ezberlediğim yolları. Bu yolları gözlerim kapalı bile yürürdüm ki şuan gözlerimin kapalı olmasından bir farkım yoktu. Bedenim yürüyor lakin ruhum ve aklım uçmuştu farklı alamlere. Üstüme düşen yağmurlar tıpkı duygularım gibi yavaş yavaş batıyor hissettiriyordu kendini ama umrumda değildi hatta hoşuma gidiyordu. Kendimi bildim bileli yağmurları severdim. Aklım tam başka yerlere gidip bir yılan gibi beni saran karamsarlığımdan kurtulacaktım ki ayağıma birşey sürtündüğünü hissettim gözlerimi kırpıştırıp bakışlarımı aşşağıya indirdim. İşte karşımda çimen gözlü sarı arkadaş vardı. Bu kimmi bu bardaktı. Bardak tekir bir kediydi. Herzaman kızlarla karşımıza çıkıyordu. Kendisini sevmemize izin verirdi ama ilk defa birisine sürtündüğünü görüyordum. İşte o kişi o ilki yaşayan bendim bu biraz olsun kendimi değerli hissetmeni sağladı. Biraz olsun kendime olan nefretim yumuşamıştı. Cebime sokuşturduğum 50 tl yi çıkarttım buruşmuştu tıpkı benim gibi. Hırkamı hafif kaldırdım ve pantolonumun derin cebinden çakımı çıkarttım. Bu hediyeyi herzaman yanımda taşırdım. Yağmura doğru uzattım üstündeki kurumuş kanlarımın yumuşaması için. Biraz sonra kendime çekip hırkamın ucuyla sildim. Bardak ise ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. Yürümeye başladığımda kafamı hafif kaldırdım ve marketin hayallerimden daha yakın olduğunu gördüm. Adımlarımı hızlandırıp marketin önüne geldiğimde derin bir nefes verdim. Markete girdiğimde saatin geçliğinden kaynaklı az kişi vardı. Süt lerin olduğu rafa yöneldim bir kutu alıp kasaya geçip ödedim
Siteyi saran duvarın üstünde oturuyordum. Yanımdaki bardak, yatay bir şekilde duran süt kabının geniş yuvarlak deliğinden süt içiyordu. Ben ise elimde tuttuğum çakı ile bileğimde açtığım yaraları dürtüyordum. Yaralar geniş ve derindi ama çoktan kabuk bağlamıştı. Fazla dürtmüş olmalıyımki hafif kanamaya başlamıştı. Umursamadan yağmura uzattım yağmur ıslattıkça kan gidiyor kendisinden eser bırakmıyordu. Tıpkı beni bırakıp giden Sami gibi.
Yanımdaki çimen gözlü karnını doyurup gitmişti sağ bileğimi kendime yaklaştırdım ve akıllı saatimin ekranına dokundum. Saat çoktan gece 2 olmuştu. Oturduğum duvarın üstünden zıplayıp yürümeye başladım. Yağmur artık görevini yerine getirmiş ve gitmişti. Ben ise bileğimde ki sızıdan dolayı bakışlarımı bileğine çektim ve yaranın tekrar açılıp kanamaya başladığını gördüm. Ufak bir inleme bırakıp yürümeye devam ettiğimde yolun 3'e ayrıldığını gördüm. Parka gidip salıncaklarda sallanmak iştiyordum. Gözümden bir damla yaş süzüldü. Sami ile salıncakta sallanıp birbirimize derdimizi anlatırdık eskiden, fakat şimdi. Artık beni dinleyecek kimse yok. Ne Sami ne aşık olduğum çocuk nede dedem (annemin babası) ve. Söylemesi benim için çok zor ama artık en kıymetlim babannem de yok. Babannemi bu yıl ocak ayında kaybettim. Hastanelere düştüm 6 gün komada kaldım ve uyandıktan 7 saat sonra dedemi kaybettim. Benim için en değrlileri kaybetmişken kime ne gibi bir faydam olurki. Aksine herkeze zarar olurum oluyorumda. Herkeze zararı olan bir zavallının hayatta fazlalıktan başka birşey olamazdı. O zavallıda bendim.
3'e ayrılan yoldan sağ tarafta kine doğru yöneldim parka gitmek için. Park görüş alanıma girdiğinde incelemeye fırsat kalmadan onu gördüm. Duvarın üstünde adaşı ile oturuyordu. Sesi titrek çıkıyordu yeni ağlamış olmalıydı. Peki neden ağlamıştı? Kafasını kaldırdığında göz göze geldik işte o an ikimiz içinde çok tuaftı. Tüm duygularımız karışmıştı. Esmer teni dahada esmerleşmiş onu görmeyeli. Kalın ve bir okadar düz saçlarını uzun zamandır taramamıştı belliydi. Gözlerinin altındaki koyu morluk buradan fark ediliyordu. Kahvenin acı tonunu yakalamış gözleri şaşkınlık ve bir tutam da ümitle açılmıştı. Uzun parmaklarını saçından çekti ve oturduğu duvarın üstünden zıpladı esmer teni yaklaştıkça netleşiyor o acı kahve gözleri daha ümitleniyordu. Yanıma geldiğinde dudakları açıldı güçlükle sadece "Reyyan" diyebildi tam sarılacaktı ki bir adım geriye attım. İşte gözlerindeki o ümit sönmüştü. Tıpkı benim hayallerim gibi
