İçeriğe geç

Kelebek Sırrı

Bölüm 18 · 2 dk okuma

Kelebek Sırrı

Bölüm 18

18. Bölüm

" Korkuyordum hiçbir şey yapamamaktan değil, korkudan korkmaktan korkuyordum. Bu acizlik olurdu ."

Her şeye rağmen ayaktaydım. Bunu yapmak hiç kolay değildi. Ama ben bunu yapacaktım . Köpekler diyarını eski haline o en doğal haline geri döndürecektim. Evet bunu kesinlikle yapacaktım.

Çiçekler diyarını şimdiden özlemiştim. Ve tabiki Hinzla'yı da özlemiştim. Ama bütün bunlar verdiğim kararın önüne geçmemeliydi. Bunu başarmalıydım.

Etrafa baktım bir tane bile kendinde olan köpek yoktu . Hepsi sarhoş gibiydiler. Bazıları aç olmalılar ki zayıflıktan benden önce ölebilirlerdi. Bu gerçekten korkunç olur. Buna izin veremem . Ama ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum.

Karanlık beni içine hapsettiğinde ona hiç direnmedim. Bunu son zamanlarda çok yapmıştım. Bu umrumda değildi. Karanlığa alışıyordum.

Tıpkı garip olan bir günlük ömrüme alıştığım gibi.

...

Yer Hinzla'nın odası:

Saat 14.00

"Aggef sana çok güzel bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu hikâyeyi bana dedem anlatmıştı. Dinlemek ister misin?

Hinzla'nın odasındaydım. Ve bir hikâye dinlemek hiç fena olmazdı. Biraz kafamı dağıtırdı.

Hinzlaya olumlu anlamda başımı salladım. Onayı alır almaz oturduğu yerden heyecanla kalktı. Sanki bu hikayeyi anlatmak onu çok mutlu edecekmiş gibiydi.

"Çok uzak bir yerde bir diyar varmış. Bu diyar köpekler diyarıymış. Orada herkes çok mutlu ve kendilerini güvende hissediyorlarmış. Çevreleri mis gibi çiçeklerle ve yeşilliklerle doluymuş. Adeta bir cenneti andırıyormuş. Oradaki köpekler sevgi dolu ve sevecenlermiş. Başka diyarlardan misafirler ağırlar daima iyi anılırlarmış.

Ama sonra çok kötü bir şey olmuş ve bütün bu güzelliklerin yerini kötülükler almış. Ve bu kötülük her yere yayılmış bütün köpekler hastalanmış. Cennetleri cehenneme dönüşmüştü. Her yer pislik içinde kalmış ve bir daha oraya hiç bir misafir gitmemiştir."

Hinzla sustuğunda buranın benim gittiğim köpekler diyarı olduğuna emindim.

"Sonra ne oldu Hinzla. Yani köpekler öylece kaldı mı?"

Hinzla duvardaki tabloya bir daha baktı. Bu tablo benim girdiğim üç kapıyı gösteriyordu. Ve bir kapısı açıktı.

" O köpekelr kaderlerine teslim oldular. Ve bu pislik içinde son yaşamlarını verecek gibi duruyorlar."

Bu olamazdı buna izin veremezdim. Hinzla neler söylemişti böyle. Bu korkunç bir durum.

"Hinzla bir yolu yok muydu ? Yani onların tekrardan eski mutlu hallerine dönmeleri için bir şeyler yapılamaz mıydı?"

Hinzla uzun uzun düşündü. Ve en sonunda konuştu.

" Orası lanetlendi . Bu lanet kalkmadığı sürece orası eski haline dönemez."

Lanet mi ? İnanamıyorum. Bu gerçekten ilginç .

Hinzla tabloyu düzeltip bana bir kez daha uzun uzun baktı. Gözlerinde anlamsız bir mutluluk vardı.

"Neden lan etlendiler bunu biliyor musun Hinzla?"

"Evet biliyorum Aggef. Onlar lanetlendiler çünkü egoları çok fazlalaştı. Şımardılar . Ve oranın sahibi onları nankörlüklerinden dolayı lanetledi."

Ne dimişler her zaman bir yolu vardır ve herkes hata yapabilir. Ama herkes ikinci bir şansı hakeder. Yeterki pişmanlık belirtisi olsun yüzünde ve kalbinde ...

Aggef bu imkansız değil ama zaman alır.

Uç hadi kelebek zaman yok....

Bölüm sonu

1 yorum

  • Dünyada da egolu olanları lanetleme diye bir şey olsaydı lanetlenmemiş insan kalmazdı herhalde.