"Ne oldu bilmiyorum ama bir şeyler oldu."
Karanlık bir yerde yapayalnız kalmış bir sinek sizce ne kadar mutludur? Ya da mutlu mudur?
Peki bir kuş gökyüzünde saatlerce uçmak zorundaysa ne kadar mutludur? Ya da mutlu mudur?
Bir kartanesi ve ya bir bulut gökyüzünde olmaktan mutlu mudur?
Sahi Mutluluk nedir?
Bir çığlıktan sonra gelen his,
Bir göz yaşından sonra gelen gülümseme,
Bir yağmurdan sonra gelen gökkuşağı,
Bir bitişten sonra gelen başlangıç...
Yeter miydi mutlu olmak için?
Hadi mutluluğu beraber arayalım,
bulan diğerlerine haber versin.
Karıncalar ile beraber yaşamak zor olur sanıyordum. Bir saatlik mola verilmişti. Moladan sonra ikinci oyuna geçecektim. Eğer bu turu da geçersem son bir tur kalacaktı. Ama ikinci oyunun ne olacağı ile ilgili hiçbir fikrim yoktu. Mola verdiğimiz için karıncalar benden uzakta duruyorlardı. Aramızdaki Buzlar eriyecek gibi değildi.
Düşmanlar kolay dost olamazdı.
Onların aralarında daima Güven Sorunu olurdu.
Karıncalar benden uzak duruyorlardı Ama biri hariç. Adının cupti olduğunu öğrendiğim karınca ile baya anlaşmıştık. Çok komik biriydi, pek sevilmiyordu, çünkü tembel biriydi. Karıncaların en katı kuralı Çalışkan olmaktır. O bu kararı bir hayli çiğniyordu.
"Aggef, biri beni ilk kez olduğum gibi kabul etti. O da sensin. Bu yüzden çok mutluyum."
Bitti sevgiyi hak eden biriydi. Onu çok dışlamışlardı. Onu hiç bir şeyi yapamıyacağına inandırmışlardı. Belki bunu bilerek yapmamışlardı ama sonuç itibariyle bu karınca bu yüzden tembel imajına bürünmüştü.
Kara bir bulutun içine hapsolduğumda hinzla ile buluşmayı diledim.
Gözümü açtığımda karanlık bir odadaydım. Karşımda üç tane kapı vardı ve bu kapılar farklı renklerdeydi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir ses duydum ve şöyle diyordu.
'Bir kapıyı seçme hakkın var ama üç kapıdan da geçmelisin ikinci oyun bu. Ben 20 dakika ve başladı.'
Sesi duymamla tedirginliğim arttı. Bir kapı seçip nasıl üç kapıdan geçebilirdim
ki? Bu çok mantıksızdı. Ve sürem de başlamıştı. Bu oyunu kazanamazsam sonum gelecek.
Kara bulutun içine hapsolduğumda artık kendimi çokta garip hissetmiyordum. Sanırım kabullenmiştim.
...
"Aggef sence en mutlu olan kişi kimdir?"
Karşımda Hinzla'yı görünce içim rahatlamıştı.
"Bilmem. Sence kimdir Hinzla? "
Ayağa kalktı ve işaret ettiği yöne bakmamı istedi. O yöne baktığımda anladım ki mutluluk orada.
...
"Mutlu musun? Mutluysan nasıl mutlusun?"
Üç kapı ve tek seçim ama hepsinden aynı anda geçmem gerek. Hinzla'yı düşündüm. Ve bana gösterdiği şeyi. Sanırım bu kapılar bir insanın kalbinin içindeki kapılardı.
Birinci kapı siyah
İkinci kapı beyaz
Üçüncü kapı kırmızıydı.
Ne anlama geliyor du bu renkler?
...
Seçimler bizi var eden en önemli özellikti. Peki ya seçim yapmakta zorlanıyorsak o zaman varlığımız şüpheli mi olurdu?
Karanlık odada tek başıma bir seçim yapmam gerekti. Ben ise hangi kapıdan geçeceğimi bilmiyordum. Sürem de azalıyordu. Kapıların renkleri bir ifade etmiyordu. Sonuçta renkler görecelidir. Ben beyaz severken başkası siyah sevebilirdi. Kapılara daha dikkatli baktım delikleri vardı, hemen siyah kapının deliğine baktım. Bakar bakmaz kapı beni içine çekti. Sanırım kapıların içindeki şeyler hiç normal değildi.
"Hinzla sen mutlu musun? "
"Sen mutluysan bende mutluyum Aggef. "
"O zaman ben hep mutlu olmalıyım Hinzla."
"Neden Aggef? "
"Sen mutlu ol diye..."
🦋🦋🦋
