İçeriğe geç

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 2

Gönüllüler

“Hayatınızı değiştirmek için neler yapabilirsiniz?” diye sordum öğrencilerimle ettiğim sohbet bu şekilde gelişince. Bilirsiniz, çocuklar biz yetişkinler gibi sözlerini tartıp biçmez, anında cevap verirler; “Zengin olursam bütün hayatım değişebilir.” dedi en arka sırada oturan Ömer Faruk. Onu takiple sırasıyla Elif, Banu, Selim ve Arda da cevap verdiler.

“Ünlü olabilirim öğretmenim.”

“Ben de bir sporcu olabilirim. Sağlıklı ve güçlü vücudumu korumak için ona göre yaşarım.”

“Mucit olmak bence her şeyi değiştirir.”

“Kitap okurum öğretmenim. Böylelikle bir sürü değişik hayat yaşamış olurum.”

Hepsinin cevabı yüzümü bir nebze daha gülümsetmiş, Sinan’ınki kahkaha atmama neden olmuştu. “İnekleri satarım öğretmenim. Bıktık valla.”

“İnekleri satınca hayatını mı değiştirmiş olacaksın?”

“Tabi öğretmenim. İnek kelimesinin ardında ne acılar gizli, bir ben bir da gariban anam bilir.”

Onun bu samimiyeti bir kez daha yüzümü güldürürken aklımdakileri söylemek için oturduğum yerden kalktım. Ellerimi öğretmen masasına yerleştirdiğimde yıllardır hayalini kurduğum yerde olduğum için yüzüme yayılan gururlu ifadeyle öğrencilerime baktım. Hepsiyle teker teker göz teması kurmaya özen göstererek konuşmaya başladım.

“Hepiniz ne kadar da güzel cevaplar verdiniz. Ve eminim ki bir çoğunuz bu söylediklerini gerçekleştirecek, ben de sizinle gurur duyacağım.”

Masadan uzaklaştım, sınıftaki tahtaya doğru yürümeye başladım. Herkesi daha net gördüğüm bir yere geldiğimdeyse durup on altı kişilik sınıfıma baktım.

“Ama hepinizin verdiği cevaplar ne kadar da uzak bir geleceği kapsıyor öyle değil mi? O zaman gelinceye kadar kim bilir hayatınız kaç kez değişecek? Unutmamak gerekir ki radikal değişimler, risk aldığınızda gerçekleşir.”

Öğrencilerimden Emel parmak kaldırdığında ona söz hakkı verdim.

“Radikal ne demek öğretmenim?”

“Radikal, kökten değişim demek. Hayatınızın bir daha eskisi gibi olmaması, tamamıyla değişmesi anlamında kullanılan bir kelime. Ve bunun için az önceki saydıklarınızı beklemenize gerek yok. Beş dakika sonra gerçekleşebilecek olaylar bile sizin hayatınızı kökten değiştirebilir. Mesela...” Bu kısımda onlara staj süremin bu hafta biteceğini ve memleketime gitmem gerektiğini söyleyecektim fakat kendimi buna henüz hazır hissetmemiştim. Kim ne derse desin; ayrılık gidene de kalana da zor.

“Mesela birazdan buraya gelecek olan misafirlerimiz ve onlardan alacağınız ilham sizin gelecek planlarınızda etkili olabilir.”

Misafir kelimesini duydukları an sınıfta bir sevinç tufanı kopmuş, onları zor sakinleştirmiştim. Niğde’nin bu misafirperverliği aklımın bir köşesinde hep bulunacaktı. Belki bir gün misafiri bana da sevdirmeyi başarırlardı.

Dakikalar sonra beklediğimiz misafirler birkaç kapı tıklatmasının ardından sınıfa girdiğinde çocuklar tam da tembihlediğim gibi sessiz ve sabırlıydılar. Sıra altlarından bacakları ritim tutsa da kendilerini dizginlemeyi başarmış karşılarındaki abilerini sessizce dinlemişlerdi.

Benim yaşlarımdaki beş erkek, onlara nereden geldiklerini, amaçlarını, neler yapacaklarını özetledikten sonra hevesli öğrencilerimi tek sıra haline sokup okulun bahçesine götürmeye başlamıştı. Fırsattan istifade öğretmenler odasına koşup bir kupa kahve yaptım ve bahçedeki eğlenceyi izlemeye başladım.

Yaklaşık kırk civarı genç okula gelmiş, çocuklar için çeşitli etkinlikler yapıyorlardı. Gönüllülerin bir kısmı öğrencilerin yüzlerine çeşitli figürler çizerken geri kalan kısım çocuklardan oluşturdukları kocaman halkanın içinde onlara danslar öğretiyordu. O anda tüm yapılanları yakından incelemek için aşağı inmeye karar vermiş birkaç yaşlı öğretmeni öğretmenler odasında bırakıp eğlencenin olduğu yere gitmiştim.

Kapıdan çıkar çıkmaz, ellerindeki boyalarla okulun dış cephesine çizilen resimleri görmüş; işlerine engel olmamak için oradan uzaklaşmıştım. Böyle bir sıcağın altında of bile demeden hevesle çalışan insanları görmek bana garip hissettirmişti. O kadar uzun zamandır sınavlarıma ve kendime odaklanmıştım ki etrafımdaki hiçbir eksikliği görmez, takmaz olmuştum. Tek düşündüğüm şu anda stajyer olarak yaptığım bu mesleği en kısa zamanda atanmış olarak yapmaktı.

Elimde kahve ile etrafta dolaşırken arada kendi öğrencilerimi görüyor, onlara selam veriyordum. Hemen ilerimdeki ana sınıfı grubunu seyrettiğim sırada arkamdan bana seslenen biri yüzünden zaten fazlasıyla kalabalık olan okul bahçesinde bir de benim aceleciliğimden kaynaklanan saçma bir hareketle geriye döndüğümde biriyle çarpıştım ve elimdeki kahvenin bir kısmı gözümün nuru beyaz önlüğüme döküldü. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bana çarpan kişinin sürati yüzünden dengemi kaybedip sırt üstü düşmüştüm. Şaşkınlıkla önlüğüme bakakalmışken beni düşüren adam özürler eşliğinde yanıma eğildi, “İyi misiniz? Bir yerinize bir şey oldu mu?” diye sordu.

Sinir eminim ki yüzümü kırmızıya boyamıştı. Ya da utanç mıydı bu tonun duygusu? Bakışlarımı zar zor çektiğim önlüğümden adama çevirince karşımdaki görüntü sinirden çok dalga geçilmeyi hak ediyordu. Çünkü baktığım manzara koca bir bedene sahip bir kelebekti. Bu görüntü bütün sinirimin bir kelebeğin ömrü gibi kısa sürmesine neden olunca gülerek ayağa kalktım. Elimde tuttuğum kahvenin kalan kısmını adamın suratına çalmamı engelleyen tek şey, beni seyreden öğrenci ve öğretmenlerin varlığıydı.

“İyiyim, gayet iyiyim.” Yakınımdaki öğrencilerin beni dinlediğini fark ettiğimde adamın omzuna dokunup cümlemi “Kelebek Bey.” diye bitirdim. Koca Kelebek...

Adama, arkamı dönüp ilerlediğim esnada etrafımdaki gürültüyü yeniden duymaya başlamıştım. Sinirden kulaklarım mı tıkanmıştı ne? Etraf sanki o an sessizdi.

Lavaboya çıktım, kahve lekesinin kurumadan çitiledim. İçimden ettiğim küfürleri yalnızca ben bilirken yarısı ıslak önlüğümü sınıftaki sandalyeye astım. Daha sonra oturduğum sandalyeden masaya eğildim ve birleştirdiğim ellerimin üzerine yatıp bu gürültünün bir an önce bitmesini diledim.

Yaklaşık yarım saat sonra neredeyse uykuya dalacakken duyduğum ince sesle başımı masadan kaldırarak Emel’e baktım.

“Öğretmenim, kelebek adam sizi arıyordu. Ben de onu buraya getirdim.” Sınıfın kapısını işaret etti. “Koridorda.”

Emel, yüzümdeki şokla karşı karşıya kaldığında bu korkunç görüntüye onu daha fazla maruz bırakmamak adına hızla ayağa kalkıp “Sanırım bana çarptığı için tekrar özür dileyecek. Çünkü...”

Sözümü Emel tamamladı. “Çünkü insanlar hata yaptıklarında karşısındakinden özür dilerler.”

“Evet, aferin sana. Hadi şimdi abiyi buraya çağır. Sen de arkadaşlarının yanına git.”

“Tamam öğretmenim.”

Emel, gider gitmez hızla ayağa kalktım. Savaşa hazırlanan bir asker edasıyla başından beri salık olan küllü açık kahve saçlarımı at kuyruğu yaptım ve masanın başına geçip yaslandım. Kapıdan içeri giren adamı ellerimi koynumda birleştirmiş bir şekilde beklemeye başladım. İnce biçimli kaşlarımı çatmış, kılıçlarımı çekmiştim. Yeşil gözlerimi adeta kızıl bir ateş sarmıştı. Ne cüretle öğrencimden böyle bir şey talep ederdi? Benim çöplüğüme giren bu kelebeğin bir saatlik ömrü dahi kalmamıştı.

Adam kelebek kanatlarını çıkarmış, yüzündeki makyaj ve parlak tişörtü haricinde normal gözüküyordu. Geniş omuzlarını kaldıran uzun boya, kelebek olamayacak kadar kaba adımlara ve kendinden emin bir duruşa sahipti. Kahverengi saçlarındaki yer yer ıslaklıklar ve alnına düşen birkaç tutam dalgalı saç terlediğini gösteriyordu. Bu görüntü, bana doğru gelmeyi sürdürürken ilk konuşanın o olması için sabırla bekliyordum.

“Az sonra gideceğiz de iyi olduğunuzu görmeden gitmek istemedim. Daha iyi misiniz? Sizin için endişelendim.”

“Alt tarafı üzerime biraz kahve döküldü? Bunda endişelenecek ne var?”

“Düştünüz de aynı zamanda bu yüz-”

“Bu yüzden öğrencimi meşgul edip sınıfa mı gelmek istediniz?”

“Yanlış bir hareket mi yaptım? Sadece iyi olduğunuzdan emin olacaktım.”

“Benim iyi olup olmadığım sizi ilgilendirir mi peki?”

Adam afallayan bir yüz ifadesiyle bana baktığında bakışları boynumda asılan yaka kartına gitti. Aynı esnada benim bakışlarım da onunkine kayınca muhtemelen birbirimizin isimlerini aynı anda öğrenmiştik.

“Kelebek adam; Gediz Ö.” dedi iç sesim.

Muhtemelen onun içinden geçen şey ise şuydu: Çatlak Stajer; Eslem Işık.

Bölüm sonu

26 yorum