İçeriğe geç

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 18 · 4 dk okuma

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 18

Öpücük Meselesi

Duru ve Yalın henüz eve gelmemişti. Bu yüzden kapıyı açık bırakmıştım.

Selim, ilk yardım kutusunu salondaki sehpanın üzerine koydu ve koltuğa uzandı. Bir şey söylemeden kutuya uzandım ve bir parça spanç alıp önce yarayı dezenfekte ettim. Açık yaralara tuz basar gibi yaptığım bu işlem Selim’in canını yakmıştı. Üflemek her ne kadar doğru olmasa da o an boş bulunmuş ve acısı geçsin diye üflemiştim. Tam da o anda dudaklarımda hissettiğim bir baskı ile ellerim havada asılı kalmıştı. Gözlerim yuvalarından fırlayacakmış gibiydi. Nefesimi tutmuştum ve hareket etmiyordum, edemiyordum. Aniden gelen bu saldırı beni savunmasız yakalamış, bedenimi şoka uğratmıştı. Benim hareket etmemem Selim’i cesaretlendirmiş olacak ki bir elini belime koymuş, beni biraz daha kendine çekti. Durumun ciddiyetini algılayamayan beyin hücrelerim düşünmeyi kesmişti. Bu durumdan hiç hoşnut değildim! Birkaç saniye süren öpücük sonunda benim onu itmemle son bulmuştu. Böyle bir şeye nasıl cesaret edebilirdi?

Hızla ayağa kalktığımda “Sen aklını mı kaçırdın? Nasıl böyle bir şey yaparsın!” diye bağırdım. Afallamıştı. Şoktan hareket edemememi olumlu cevap olarak algılamış olmalıydı bu yüzden yüzündeki dehşet çok daha büyüktü. O esnada kapı eşiğinde duran Gediz ile göz göze geldiğimde hızlı adımlarının hedefi ben değildim. Beni kenara itip koltukta oturan Selim’i yakasından tuttuğu gibi ayağa kaldırdı ve muhtemelen pansumanını yapmaya geldiği adama bir yara da o açtı. Selim sehpa ve koltuğun arasına düşerken Gediz hiçbir şey söylemeden beni kolumdan tuttuğu gibi dışarı çıkardı. Dışarı çıktığımızda eve doğru gelmekte olan Duru ve Yalın’a “Binin arabaya!” diye gürlediğinde üçümüz de nasıl olduğunu anlamadığımız bir şekilde arabaya binmiş evin yolunu tutmuştuk.

Yol boyunca Duru ve Yalın sadece bir kez ne olduğunu sormuş, ne benden ne de Gediz’den bir cevap alabilmişlerdi. Sessizce eve vardığımızda Gediz arabayı park eder etmez hızla odasına çıktı. O gittikten sonra ikisi de bana dönüp “Ne oldu?” diye sordular. Durumu açıklamaya utanmıştım bu yüzden onlara sonra konuşuruz diyerek ben de eve girdim. Bu durumda Gediz’le konuşmak doğru gelmiyordu. Zaten kavga etmiş, üstüne benim yüzümden arkadaşına kafa atmıştı. Şu an beni bir kaşık suda boğabilecek sinire sahipti. Duru’nun odasına gitmeye karar verdim ama orada ne kadar durabilirdim bilmiyordum. Sanırım sonsuza kadar durabilirdim çünkü gerçekten büyük bir utanç dalgası içimde geziniyordu.

Yatağa oturup bugünümü düşündüğümde midemin bulandığını hissettim ve lavaboya koşmak için koridora çıktım. Tam o esnada üs kattan, Gediz’in odasından, gelen bir sesle tüm bulantımı yok sayıp odasına koştum. Odaya aniden girdiğimde onu yatağın dibinde otururken görmüştüm. Yerde duran vazo kırıklarını umursamadan ona doğru koşacaktım ki “Gelme.” dedi. “Ayağına batar.”

Sesi boğuk çıkmıştı. Siniri yatışmış gözükse de içinde her an patlayabilecek bir volkan var gibiydi. Yerdeki kırıklara dikkat ederek ona doğru ilerleyecektim ki bu sefer daha yüksek sesle “Gelme dedim sana! Ayağını cam keser! Gelme!” diye bağırdı. Hızla yerinden kalktı ve bana doğru geldi. Kolumdan tutup beni kırık parçalardan uzaklaştırdı. Onun neyi vardı böyle? Gözleri kan çanağına dönmüştü.

“Gediz, iyi misin?”

Sinirli bakışları bana döndü. O gözleri üzerimde hissetmek korkmama neden olmuştu.

“İyi mi gözüküyorum? Senin o herifin evinde ne işin vardı? Ben sana arabayı ona gidesin diye mi verdim?”

Bağırarak konuşuyordu. Bu yüzden benim de sakin kalmam mümkün değildi.

“Eve gidiyordum zaten ama aradı antrenmanına davet etti, ben de gittim. Nerden bileyim böyle olacağını?”

“Seni uyarmıştım. O adamın çapkın biri olduğunu söylemiştim. Ya sen...” Yumruğunu sıktı, odada turlamaya başladı. Sık sık nefes alıp veriyor, arada saçlarını karıştırıyordu.

“Ya sen nasıl izin verirsin o adamın seni öpmesine!”

Öfkesi o kadar fazlaydı ki artık korkmaya başlamıştım. Bu duruma ben de sinirlenmiştim ama bu kadar büyük bir tepki vermemiştim. Gediz’in öfkesini anlamlı yapacak tek bir şey vardı ki parçaları birleştirdiğimde bu sonuca varıyordum. Benden hoşlanıyordu ve kıskanmıştı. Bu yüzden benden uzak duramadığını söylemiş, Selim’in beni öpmesine böyle delirmişti.

“Bir anda oldu. Şok oldum zaten. Kendime geldiğimde de ittim onu sen de gördün.”

“Bu daha çok delirtiyor ya beni zaten. O şerefsiz seni nasıl zorla öper! Tipini si-”

“Gediz, biraz sakin olur musun?”

“Olamam! Eslem. Olamam! Gözümün önüne geldikçe kafayı yiyecek gibi oluyorum.”

“Bu kadar kızmanın asıl sebebi ne? Sence de biraz abartmıyor musun?”

Bu sözümle yüzüme şaşkın bir ifade baktı.

“Abartmak mı? Ben abartıyorum öyle mi? Herifin teki seni rızan dışında öptü ve ben onu öldürmek yerine sadece bir kafa darbesi ile bıraktım. Abartmış oldum yani öyle mi?”

“Bu kadar öfkelenmene bir anlam veremiyorum. Sanki benden hoşlanıyormuş gibi davranıyorsun.”

“Hoşlanmıyorum!”

“Biliyorum!”

“Sana deli gibi aşığım!”

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

19. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

10 yorum