İçeriğe geç

Kelebek Etkisi

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Kelebek Etkisi

Bölüm 9

8. Bölüm

Önümüzdeki üç gün boyunca ruh hayvanımı hissetmekle uğraşmıştım.

Ama nafile hiç bir şey hissedemiyordum.

Nerdeyse herkes bulmuştu sadece benimle beraber 5 kişi vardı. İç çekip ayağa kalktım ben burada zaman kaybediyordum belkide ormanda hissedicektim.

Ayağa kalktım ve çıkmak için haraket ettiğimde tanrıçalardan biri konuştu "sonunda hissettin mi" dediğinde bir şey belli etmek istemedim o yüzden kafamı olumlu salladım. Gülümsedi ve bana "iyi şanslar" dedi. Hafif gülümsedim ve saraydan çıkıp ahıra yürüdüm. Burdan ormanın içine kadar yürüyemezdim.

Siyah naif bir atı tercih edip üzerine eyeri koydum ve bindim. Ata komut verip ormana doğru koşmaya başladım.

Suratıma çarpıp saçlarımı dağıtan rüzgarla özgür gibi hissettim bir an.

Dudaklarıma gülümseme yerleşti ve gözlerimi bir anlığına kapadım.

Atı kalbimin hızlandığı ve hafif şekilde bir şey hissettiğim bölgeye doğru sürmeye başladım "DEH" seslice komut verdim ve at seslice kişneyip koşmaya devam etti.

Atın yelesini okşadım ve konuştum "hadi oğlum" at hızla koşmaya devam ediyordu

At bir noktada koşmayı red etti ve iki ayağının üzerine şaha kalktı.

Zar zor attan tutunup düşmeyi engelledim ve inmek için haraket ettim

"Pekala sen gitmeyi red ediyorsan ben kendim giderim" dedim ve atı yavaşça ağaca bağladım. "Burada sen beni bekle" dedim sanki at beni anlıyormuş gibi.

Atın yanından uzaklaştım ve gözlerimi kapattım nefesimi içime çekip sonra dışarı verdim. Bir süre böyle derin nefes aldıktan sonra gözlerimi açtım.

Anlık olarak gülümsedim onu hissetmiştim küçük bir salisede olsa onu hissetmiştim.

Tek sorun ağacın tepesinde hissetmiştim.

İç çektim ve büyük bir ağaca doğru yürüdüm yavaşça dallarından tutundum ve çıkmaya başladım. Dallar ellerimi kesmişti.

Zar zor bir şekilde ağacın tepesine çıktım ve etrafa bakındım burada hiç bir şey yoktu.

Kendimi aşağı indireceğim sırada az ilerideki dallarda haraketlilik gördüm ve gülümsedim sessiz bir şekilde dallara yaklaşmaya başladım.

Bir yandan düşmemeye odaklandım ve sıkıca tutunarak dalları çekiştirip yürüdüm.

Haraketliliğin geldiği yaprakların yanında durdum ve derin bir iç çekip yavaşça yaprakları çekiştirdim. Hiç bir şey görmeyince ofladım ve geri arkamı döndüm.

Gördüğüm şeyle gözlerimi kocaman açtım karşımda acayip çirkin bir maymun duruyordu.

"Iy bu ne çirkin bir şey" dediğimde maymun birden sinirlendi

"Sen misin lan benim ruh hayvanım" dediğimde maymun ötmeye başladı kaşlarımı çatıp maymuna baktım ve güldüm "komik duruyorsun çirkin varlık" dediğimde sesler çoğaldı.

Maymunun yanına arkadaşları doluşmaya başlayınca kaşlarımı çattım.

"Bir dakika ne" dedim sadece ve birden maymunlar üzerime atladı. Onlarndan kurtulmak için çırpındığımda ağaç dalı kırıldı ve yüksek sesle yere düştüm

Çığlık atıp kolumu tuttum o sırada maymunlar üzerime doğru atlayıp suratımı çizdiler ve saniyeler içinde kayboldular "kahretsin iğrenç çirkin şeyler sizi" bağırdım ve acıyla inledim.

Arkamdan bir gülme sesi işittim ve başımı çevirip bakmaya çalıştığımda , deanı gördüm.

"Ne gülüyorsun be defol git başımdan gene gelmişşin başıma" birden çıkıştığımda dean daha çok gülmeye başladı.

"Duyduğuma göre daha bulamamışsın hayvanını" dediğinde göz devirdim.

"Yo buldum ki" dediğimde tekrar güldü. Mal mıdır nedir gülüp duruyor buda.

"Sanırım seni ağacın tepesinden atan maymunlar" dediğinde yanaklarımı şişirip ofladım.

"Onları elime geçireyim canlı canlı yakıcam" dedim ve yavaşça ayağa kalktım.

Gülüp yaslandığı ağaçtan bana doğru yaklaştı. "Önce suratındaki çamurları ve kanı temizle sen" diyip, cebinden bez parçası çıkarıp suratımı temizlemeye başladı. Başımı çekip sertçe elinden mendili alınca kaşını çattı.

"Çok şükür elim kolum var kendim yaparım" diyip suratımı temizlemeye koyuldum. Dudağının kenarı hafif kıvrılıp beni izlemeye başladı.

Ona doğru bakıp konuştum "temizlendi mi" diye sorduğumda gülüp tekrar mendili elimden alıp düzgünce suratımın kenarını temizledi. "Şimdi evet" dedi.

Yanaklarımı tekrar şişirip omuzlarımı serbest bıraktım "sen ruh hayvanını nasıl buldun" diye sordum. Yüksek bir egoyla "ben bulmadım o beni buldu" dedi. Göz devirdim ve konuştum "sanırım benim ruh hayvanım beni unuttu" bir şey demedi ve elini cebine koyup ağaca yaslandı.

Bir süre sessiz bir ortam oluştu ve hava kararmaya başlamıştı bile. O kadar çok ilerlemiştim ki nerede olduğumu bilmiyordum. Uluma sesleri duydum ve kaşımı çatıp deana doğru baktım. "Saraya dönsek iyi olur kurtlara yem olmak istemiyorum" dediğimde güldü.

"Merak etme gene seni kurtarırım" dediğinde göz devirdim.

İçime bir his kaplandı bir şeyin yaklaştığını hissettim. Dean bana döndü ve konuştu" sesleri duyuyor musun" dediğinde başımı onaylarcasına salladım. Sanki bir sürü hayvan gibiydi sesler.

Arkamı döndüğümde kaşlarımı çattım ve konuştum "dean kurt sürüsü geliyor" dediğimde sabit kaldı bileğini tutup koşucaktım konuştum "koşsana bize saldırır bunlar" dediğimde sabit kalıp konuştu "onlar bize bir şey yapamaz element varisiyiz biz" dedi. Hala ona bakıyordum "Dean üzerimize geliyorlar" dediğimde yine haraketsiz kaldı.

Kanat çırpma sesi duydum kurt sürüsüne doğru kafamı çevirdiğimde kırmızı büyük bir şey görmüştüm ve saniyeler içinde kül olmuştu. Kurt sürüsü yanımızdan geçerken tekrar dibimizde küller belirdi ve dean acı içinde inleyip iki büklüm oldu.

"Ne oldu iyi misin" dediğimde karnında bir yarık olduğunu gördüm gözlerim kocaman açıldı ve deanın yanına doğru yürüdüm. "Dean nasıl oldu bu daha yeni iyiydin" dedim. Dean ise başını iki yanına salladı "kendimi iyileştiremiyorum" diye fısıldadı. O garip kırmızı görünümlü küle dönüşen hayvanı gördükten sonra olmuştu.

"Saraya gitmemiz lazım bizi bedenliyebilir misin" dediğimde başını iki yanına salladı "yapamıyorum" dedi kolunun altına girdim ve zor bir şekilde ona destek olup konuştum "saray çok uzakta, dayanabilir misin oraya kadar?" dediğimde tekrar onaylamazcasına başını salladı. İç çektim ve etrafa bakındım o esnada o konuştu.

"İleride mağara var beni oraya götür" dedi sesi fısıldarcasına çıkmıştı. Kafamı salladım ve yürümeye başladım.

Bir süre sonra mağaraya gelmiştik içeri zar zor bir şekilde Deanı sokmuştum.

Mağaranın içerisi aydınlıktı ve ortasında büyük bir göl vardı.

Dean benden bir kaç adım uzaklaştı ve bir kaç tılsımlı söz fısıldadı.

Üzerindeki gömleği zoraki bir şekilde çıkardı gözlerim büyüdü ve bakışlarımı kaçırdım ardından suya doğru yürüdü ve yavaşça kendini suya soktu.

Ağzından boğuk bir ses çıktı ve istemsizce ona baktım.

Yarası birden kapanmaya başladı gözlerimi şaşkınlıkla açtım ve yavaşça gözlerine doğru baktığımda konuştu.

"Gözlerini alamadığına göre beğendin sanırım"

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.