Sonunda biricik kurtarıcımın sesi geldi zil çalmıştı çıkış ziliydi çantamı ve ceketimi aldım ve yavaşça kapıyı açtım. Tam çıkmak üzereydim ki Ilgaz bileğimden çekti ve beni kapıya yasladı.
Arkamdan sertçe kapanan kapının sesini duyduk. "Kim ne derse desin aldanma numaranı gruptan alıp sana yazacağım yarın sabah burada buluşalım dersten sonra buraya gel dikkatli ol küçük hanım" yanağımdan makas alıp dışarı çıktı.
Beni ara sıra güldürüyordu bende ardından odadan çıktım. Neyse ki dedem oradaydı kimse karışamazdı ama söyledikleri kafamda takılı kalmıştı.
Dedemin şoförü beni kapıda bekliyordu arka koltuğa oturdum "Merhaba Ekin" hemen yerimde zıpladım ve başımı yana çevirdim yeşil gözleriyle bana bakıyordu söylemiş miydim gözleri inanılmaz güzeldi. "Özür dilerim senin olduğunu bilmiyordum merhaba Uraz" Adını söylediğimde, ekstra gülümsedi ve öne doğru döndü.
Uraz'ın telefonuna bir bildirim gelmişti. telefon TELEFONUM ILGAZ'DA KALMIŞTI.
"İnanamıyorum, unuttum."
"Neyi unuttum Ekin, sana yardım edebilir miyim?"
evet, mümkünse, o gözlerle bana bak. "Evet, Uraz, yardımına ihtiyacım var." "Söyle bakalım, bu al yanaklı kıza nasıl yardım edebilirim?"
Ellerimi yanaklarıma koydum. "Telefonum bir arkadaşımda kaldı, senden araya bilirmiyim?"
Uraz telefonunu uzattı. Bir şifresi vardı. Ona uzattım. "Şifre 614111, sana güveniyorum."
Sana güveniyorum dedi. Sana güveniyorum dedi.
hayatında ilk defa görüştüğü bir kıza güvenmişti. agagagga, bu çocuk halisss mi Şifreyi girdim ve hemen çağrı bölümünden Ilgaz'ı aradım.
Arabadan inip konuşmaya başladım. Hemen açtı.
"Alo efendim, kardeşim."
"Ne kardeşimi Ilgaz, kardeşimi bırak ya acccil bir durum var."
"Küçük hanım, Uraz'ın telefonu neden sende?"
"Telefonum sende kalmış."
"Evet, istemedin ve ben de sana vermedim, bak, seni görmek için bir sebep daha buldum." kesinlikle sırıtıyordu.
"Telefonumu getir, okul kapısındayım." "Evdeyim ya biliyonmu UĞRAŞAMAM, gel al."
"Ilgaz lütfen, babam ararsa görürsün." "Kızın benimle, amcacım, çok eğleniyoruz, derim."
"Yaaaa, lütfen."
"Okulun arkasındaki kafelere gel, yarım saate oradayım, şapşal."
"Sensin şap-." telefonu yüzüme kapattı.
Arkamı döndüm ve büyükbabam da gelmişti. Uraz bana merakla bakıyordu, yüzü biraz solgundu, yeşil gözleri parlamıyordu. "Her şey için teşekkür ederim Uraz." Telefonu ona verdiğimde kılıfını gördüm. Kılıf çok sadeydi, arkasında sadece Jordan vardı ama bir değişiklik olduğundan emindim.
"A Addams firlatti ad tekrar teşekkür ederim, iyi ki varsın." Uraz'ın gözleri tekrar parlıyordu. "Anlıyorum, muhtemelen kafeye gidiyorsun, dikkatli ol, yolda çok fazla araba geçiyor." Başımı salladım ve okulun arkasına doğru yürümeye başladım. Tam o sırada biri gözlerimi kapattı. "Yardım edin, kaç-" "Lann, iyi ki sürpriz yapalım dedik. Hemen bağırıyorsun nasıl olmuşum, çok yakışıklıyım değil mi." tek yaptığı bir forma giymekti, çizgili bir forması vardı, kırmızı ve siyah çizgileri vardı, kramponları son derece sade, kırmızı detaylarla siyahtı ve bir de ceketi vardı "buradan erkeklerle halı sahaya yapacaz, telefonu sana vermek için onları ektim ama eğer benim hanımım olursan asla sahaya gitmem"
"Iyyy, senle mi düşünemiyorum bile" "Neden, ben taş gibii çocuğum, bak, kaslıyım, zekiyim, çeviğim ve romantiğim her özellik bende mevcut. Üstüne aramızda bir şey olduğunu düşünüyorlar, olmaz mı"
"Telefonumu alıp gitsem" Elimi uzattım "Hemen mii, ama seni görmek için hiçbir bahanem olmaz" üzgünmüş gibi dudaklarını büzdü, diğer elimle dudaklarına yavaşça vurdum ve o elimi öptü, kesinlikle kızarmıştım.
"Vayyyy, küçük hanımı bu yanaklarla gördüm. Aşk yolunda bir adım daha" "Telefonum" telefonu uzattı ve kaçtı kılıfın arkasındaki şeyleri almıştı "Notları okudun mu?" "Şey, valla çok merak ettim, ne yapam Ne yazıyordu, kejsjsj" kaçarken gülüyordu ve ben de peşinden koşuyordum.
Tam o sırada ayağım yere takıldı, arkamda kaldırım taşları vardı. Ilgaz koşup elini başımın altına koydu, dizini çok fena sıyırdı ve dirseği kaldırıma sertçe çarptı. "Dikkat et, şapşal. Eğer burada kurtarıcın olmasaydım, şimdi hayal bile edemiyorum." Yere oturdum ve dirseğini çevirdim. O da oturdu. "Ne yaptın? Dirseğine bak." Çantamdan biraz krem ve kolonya çıkardım, bir unicornlu yara bandı, ne yapayim çok tatlılardı.
"Ekin, bak, sorun değil, o kadar da kötü değil, sende birşey varmı, bu önemli."
Ellerime, kollarıma, dizlerime ve başıma baktı. "İyiyim ama benim yüzümden sen değilsin." İkimiz de yerdeydik Oturuyorduk.
Ilgaz'ın dirseğini çevirdim Önce kolonya sıktım ve hiç tepki vermedi Biraz çiçek kokulu el kremi sürdüm sonra unicornlu yara bandı taktım yara bandına baktı ve güldü ayrıca utanıyordum 17 yaşında bir kız ve unijornlu yara bandı...
Bacağını uzattırdım bana bakıyordu Dizindeki çorabı dizinden indirdim Ilgaz hemen gözlerimi kapattı "Bakma ben yaparım bu biraz kötü" Elimdeki şeyleri aldı Gözlerim kapalı bekliyordum gözlerimi açtığımda Ilgaz'ın boynuyla bakışıyordum. Eğilmişti eşyalarımı arkamdaki çantama koymak için boynuda yüzümün hizasında kalıyordu...
Parfümü güzeldi sert bir odun kokusu vardı Ilgaz doğruldu ve bana baktı "Keşke bacağıma bir şey yapmasaydım seni kurtardığım için benimle ilgilenmek zorunda kalacaktın" gülümsedim.
Ikimiz de arkamızı döndük "Hadi Bro biz geçiyoruz" "Geliyorum Rıfat, ııı prenses, burada ayrılıyoruz
kendine iyi bak, yine konuşalım" elini ensesine koydu ve geri yürüdü. arkasını döndüğünde ben de arkamı döndüm ve eve yürümeye başladım.
popomdaki tozları sirkeledim. Aslında telefon kılıfının arkasındaki şeyler önemsiz şeylerdi. william shakespeare'den soneler, piyano notaları ve çizimler vs. vardı ama benim için çok şey ifade ediyorlardı.
Yavaş adımlarla eve yürüyordum. Halı sahanın önünden geçerken gözlerim ona takıldı. eğleniyordu. toprak ve tugra da vardı. toprak beni fark etti ve "Ekinim nabiyonn" dedi. "hadi Toprak, ne bekliyorsun" tugra beni fark etti ve el salladı.
Ilgaz oturuyordu. dizindeki unicornlu bandaj belli oluyordu. başını bana doğru çevirdi. gülümsedi ve ben de "görüşürüz arkadaşlar" diye el salladım. arkamdan gelen ekin sesini duyduğumda arkamı döndüm.
"Ekin, lütfen bekle, gerçekten hiçbir şey yapmadım" eski sevgilim Tuna'ydı. "Offf, yine mi geldin, beni yalnız bırak" bırak hadi" Tuna kolumu tuttu "Ekin, oturup konuşalım, ben bişi yapmadım o öptü" "İkiniz de çok iğrençsiniz, sizden iğreniyorum, şimdi beni bırak eve gideyim." "Beni dinlemeden hiçbir yere gidemezsin" Tam o sırada top Tuna'nın kafasına sertçe çarptı, sahada teller yoktu, yani vardı ama yarı yarıyaydı "Pardon, kaleye vuracaktım, İT'E geldi." Toprak ve Tuğra gülüyorlardı.
Tuna'nın yüzü kıpkırmızı olmuştu. "O zaman düzgün vur." "Bak, oturup her şeyi anlatalım, lütfen beni bir dinle. tekrardan eskisi gibi olalım." Tuğra Toprak Ilgaz yanımıza geldi "Yavrum, bu kim? Rahatsız mı ediyor seni?" Ilgaz kolunu belime doladı.
Toprak ve Tuğra yanımıza dikildiler. "Ekin bacımm, rahatsız ediyorsan söyle, ağzının ortasına yapıştıramm bir tane." Konuşan Toprak'tı. "Ekin, lütfen şu engeli kaldır da akıllıca konuşalım." Tuna arkasını dönüp gitti.
"Bak, her şeyden önce sen bir kızsın. Eğer biri seni rahatsız ediyorsa, bizden birine söyle. Gelip ağzına sıçmaları için 20 kişi gönderelim." Konuşan Tuğra'ydı. Ilgaz'ın eli hayla BELIMDEYDI çok nazik bir şekilde tutuyordu.
"Bak Ekin, burada koskoca Toprağın var. Bir alo yeter, tamam mı." yanağımdan bir makas almıştı. Ilgazın eli haaala BELIMDEYDIII.
Tuğra ve Toprak halı sahaya doğru yürümeye başladılar.
Ilgaz sonunda elini indirdi. Biraz tuhaf görünüyordu. "Seni rahatsız ederlerse, sana bebeğim demeye her zaman hazırım, tamam mı?" Arkasını dönüp uzaklaştı.
"Biraz yemek ye, belin çok ince." Belime baktım ve kesinlikle şu anda pis şekilde sırıtıyordu.
Böyle arkadaşlarım olduğu için mutluydum.
BEN BU SA
Sonunda biricik kurtarıcımın sesi geldi zil çalmıştı çıkış ziliydi çantamı ve ceketimi aldım ve yavaşça kapıyı açtım. Tam çıkmak üzereydim ki Ilgaz bileğimden çekti ve beni kapıya yasladı.
Arkamdan sertçe kapanan kapının sesini duyduk. "Kim ne derse desin aldanma numaranı gruptan alıp sana yazacağım yarın sabah burada buluşalım dersten sonra buraya gel dikkatli ol küçük hanım" yanağımdan makas alıp dışarı çıktı.
Beni ara sıra güldürüyordu bende ardından odadan çıktım. Neyse ki dedem oradaydı kimse karışamazdı ama söyledikleri kafamda takılı kalmıştı.
Dedemin şoförü beni kapıda bekliyordu arka koltuğa oturdum "Merhaba Ekin" hemen yerimde zıpladım ve başımı yana çevirdim yeşil gözleriyle bana bakıyordu söylemiş miydim gözleri inanılmaz güzeldi. "Özür dilerim senin olduğunu bilmiyordum merhaba Uraz" Adını söylediğimde, ekstra gülümsedi ve öne doğru döndü.
Uraz'ın telefonuna bir bildirim gelmişti. telefon TELEFONUM ILGAZ'DA KALMIŞTI.
"İnanamıyorum, unuttum."
"Neyi unuttum Ekin, sana yardım edebilir miyim?"
evet, mümkünse, o gözlerle bana bak. "Evet, Uraz, yardımına ihtiyacım var." "Söyle bakalım, bu al yanaklı kıza nasıl yardım edebilirim?"
Ellerimi yanaklarıma koydum. "Telefonum bir arkadaşımda kaldı, senden araya bilirmiyim?"
Uraz telefonunu uzattı. Bir şifresi vardı. Ona uzattım. "Şifre 614111, sana güveniyorum."
Sana güveniyorum dedi. Sana güveniyorum dedi.
hayatında ilk defa görüştüğü bir kıza güvenmişti. agagagga, bu çocuk halisss mi Şifreyi girdim ve hemen çağrı bölümünden Ilgaz'ı aradım.
Arabadan inip konuşmaya başladım. Hemen açtı.
"Alo efendim, kardeşim."
"Ne kardeşimi Ilgaz, kardeşimi bırak ya acccil bir durum var."
"Küçük hanım, Uraz'ın telefonu neden sende?"
"Telefonum sende kalmış."
"Evet, istemedin ve ben de sana vermedim, bak, seni görmek için bir sebep daha buldum." kesinlikle sırıtıyordu.
"Telefonumu getir, okul kapısındayım." "Evdeyim ya biliyonmu UĞRAŞAMAM, gel al."
"Ilgaz lütfen, babam ararsa görürsün." "Kızın benimle, amcacım, çok eğleniyoruz, derim."
"Yaaaa, lütfen."
"Okulun arkasındaki kafelere gel, yarım saate oradayım, şapşal."
"Sensin şap-." telefonu yüzüme kapattı.
Arkamı döndüm ve büyükbabam da gelmişti. Uraz bana merakla bakıyordu, yüzü biraz solgundu, yeşil gözleri parlamıyordu. "Her şey için teşekkür ederim Uraz." Telefonu ona verdiğimde kılıfını gördüm. Kılıf çok sadeydi, arkasında sadece Jordan vardı ama bir değişiklik olduğundan emindim.
"A Addams firlatti ad tekrar teşekkür ederim, iyi ki varsın." Uraz'ın gözleri tekrar parlıyordu. "Anlıyorum, muhtemelen kafeye gidiyorsun, dikkatli ol, yolda çok fazla araba geçiyor." Başımı salladım ve okulun arkasına doğru yürümeye başladım. Tam o sırada biri gözlerimi kapattı. "Yardım edin, kaç-" "Lann, iyi ki sürpriz yapalım dedik. Hemen bağırıyorsun nasıl olmuşum, çok yakışıklıyım değil mi." tek yaptığı bir forma giymekti, çizgili bir forması vardı, kırmızı ve siyah çizgileri vardı, kramponları son derece sade, kırmızı detaylarla siyahtı ve bir de ceketi vardı "buradan erkeklerle halı sahaya yapacaz, telefonu sana vermek için onları ektim ama eğer benim hanımım olursan asla sahaya gitmem"
"Iyyy, senle mi düşünemiyorum bile" "Neden, ben taş gibii çocuğum, bak, kaslıyım, zekiyim, çeviğim ve romantiğim her özellik bende mevcut. Üstüne aramızda bir şey olduğunu düşünüyorlar, olmaz mı"
"Telefonumu alıp gitsem" Elimi uzattım "Hemen mii, ama seni görmek için hiçbir bahanem olmaz" üzgünmüş gibi dudaklarını büzdü, diğer elimle dudaklarına yavaşça vurdum ve o elimi öptü, kesinlikle kızarmıştım.
"Vayyyy, küçük hanımı bu yanaklarla gördüm. Aşk yolunda bir adım daha" "Telefonum" telefonu uzattı ve kaçtı kılıfın arkasındaki şeyleri almıştı "Notları okudun mu?" "Şey, valla çok merak ettim, ne yapam Ne yazıyordu, kejsjsj" kaçarken gülüyordu ve ben de peşinden koşuyordum.
Tam o sırada ayağım yere takıldı, arkamda kaldırım taşları vardı. Ilgaz koşup elini başımın altına koydu, dizini çok fena sıyırdı ve dirseği kaldırıma sertçe çarptı. "Dikkat et, şapşal. Eğer burada kurtarıcın olmasaydım, şimdi hayal bile edemiyorum." Yere oturdum ve dirseğini çevirdim. O da oturdu. "Ne yaptın? Dirseğine bak." Çantamdan biraz krem ve kolonya çıkardım, bir unicornlu yara bandı, ne yapayim çok tatlılardı.
"Ekin, bak, sorun değil, o kadar da kötü değil, sende birşey varmı, bu önemli."
Ellerime, kollarıma, dizlerime ve başıma baktı. "İyiyim ama benim yüzümden sen değilsin." İkimiz de yerdeydik Oturuyorduk.
Ilgaz'ın dirseğini çevirdim Önce kolonya sıktım ve hiç tepki vermedi Biraz çiçek kokulu el kremi sürdüm sonra unicornlu yara bandı taktım yara bandına baktı ve güldü ayrıca utanıyordum 17 yaşında bir kız ve unijornlu yara bandı...
Bacağını uzattırdım bana bakıyordu Dizindeki çorabı dizinden indirdim Ilgaz hemen gözlerimi kapattı "Bakma ben yaparım bu biraz kötü" Elimdeki şeyleri aldı Gözlerim kapalı bekliyordum gözlerimi açtığımda Ilgaz'ın boynuyla bakışıyordum. Eğilmişti eşyalarımı arkamdaki çantama koymak için boynuda yüzümün hizasında kalıyordu...
Parfümü güzeldi sert bir odun kokusu vardı Ilgaz doğruldu ve bana baktı "Keşke bacağıma bir şey yapmasaydım seni kurtardığım için benimle ilgilenmek zorunda kalacaktın" gülümsedim.
Ikimiz de arkamızı döndük "Hadi Bro biz geçiyoruz" "Geliyorum Rıfat, ııı prenses, burada ayrılıyoruz
kendine iyi bak, yine konuşalım" elini ensesine koydu ve geri yürüdü. arkasını döndüğünde ben de arkamı döndüm ve eve yürümeye başladım.
popomdaki tozları sirkeledim. Aslında telefon kılıfının arkasındaki şeyler önemsiz şeylerdi. william shakespeare'den soneler, piyano notaları ve çizimler vs. vardı ama benim için çok şey ifade ediyorlardı.
Yavaş adımlarla eve yürüyordum. Halı sahanın önünden geçerken gözlerim ona takıldı. eğleniyordu. toprak ve tugra da vardı. toprak beni fark etti ve "Ekinim nabiyonn" dedi. "hadi Toprak, ne bekliyorsun" tugra beni fark etti ve el salladı.
Ilgaz oturuyordu. dizindeki unicornlu bandaj belli oluyordu. başını bana doğru çevirdi. gülümsedi ve ben de "görüşürüz arkadaşlar" diye el salladım. arkamdan gelen ekin sesini duyduğumda arkamı döndüm.
"Ekin, lütfen bekle, gerçekten hiçbir şey yapmadım" eski sevgilim Tuna'ydı. "Offf, yine mi geldin, beni yalnız bırak" bırak hadi" Tuna kolumu tuttu "Ekin, oturup konuşalım, ben bişi yapmadım o öptü" "İkiniz de çok iğrençsiniz, sizden iğreniyorum, şimdi beni bırak eve gideyim." "Beni dinlemeden hiçbir yere gidemezsin" Tam o sırada top Tuna'nın kafasına sertçe çarptı, sahada teller yoktu, yani vardı ama yarı yarıyaydı "Pardon, kaleye vuracaktım, İT'E geldi." Toprak ve Tuğra gülüyorlardı.
Tuna'nın yüzü kıpkırmızı olmuştu. "O zaman düzgün vur." "Bak, oturup her şeyi anlatalım, lütfen beni bir dinle. tekrardan eskisi gibi olalım." Tuğra Toprak Ilgaz yanımıza geldi "Yavrum, bu kim? Rahatsız mı ediyor seni?" Ilgaz kolunu belime doladı.
Toprak ve Tuğra yanımıza dikildiler. "Ekin bacımm, rahatsız ediyorsan söyle, ağzının ortasına yapıştıramm bir tane." Konuşan Toprak'tı. "Ekin, lütfen şu engeli kaldır da akıllıca konuşalım." Tuna arkasını dönüp gitti.
"Bak, her şeyden önce sen bir kızsın. Eğer biri seni rahatsız ediyorsa, bizden birine söyle. Gelip ağzına sıçmaları için 20 kişi gönderelim." Konuşan Tuğra'ydı. Ilgaz'ın eli hayla BELIMDEYDI çok nazik bir şekilde tutuyordu.
"Bak Ekin, burada koskoca Toprağın var. Bir alo yeter, tamam mı." yanağımdan bir makas almıştı. Ilgazın eli haaala BELIMDEYDIII.
Tuğra ve Toprak halı sahaya doğru yürümeye başladılar.
Ilgaz sonunda elini indirdi. Biraz tuhaf görünüyordu. "Seni rahatsız ederlerse, sana bebeğim demeye her zaman hazırım, tamam mı?" Arkasını dönüp uzaklaştı.
"Biraz yemek ye, belin çok ince." Belime baktım ve kesinlikle şu anda pis şekilde sırıtıyordu.
Böyle arkadaşlarım olduğu için mutluydum.
BEN BU SAHNELERE BIRAZ YÜKSELDİM SIZCE OLMUSMU
DAHA COK TOPRAK VE TUGRA SAHNESI ISTERMISIN?????
URAZ MI ILGAZ MI????
ILGAZ NASIL BIRII SIZCEE
SINIFTAN BAŞKA KIMLERI DAHA ÇOK GORMEK İSTERSİNİZ?????
HNELERE BIRAZ YÜKSELDİM SIZCE OLMUSMU
DAHA COK TOPRAK VE TUGRA SAHNESI ISTERMISIN?????
URAZ MI ILGAZ MI????
ILGAZ NASIL BIRII SIZCEE
SINIFTAN BAŞKA KIMLERI DAHA ÇOK GORMEK İSTERSİNİZ?????