İçeriğe geç

KELEBEK

Bölüm 7 · 6 dk okuma

KELEBEK

Bölüm 7

7

"Oldu mu bu elbise?" Diye homurdanan kardeşime milyonuncu kez güzel olduğunu söylerken gömleğimin kol düğmelerini takmaya çalışıyordum.

Aslım "bakmadın bile!"

"Çemkirme! Güzelsin işte. Sabahtan beri hazırlanamadın."

Aslım "çünkü çok güzel olmalıyım!"

"Hayırdır? Birine falan mı beğendirmek çalışıyorsun kendini?"

Aslım "ne alakası var ya?"

Kardeşimin tepkilerine abartılı bir göz devirmeyle karşılık verdim bu sefer. "Bazen polis olduğumu ve yalanını saniyede kapabildiğimi unutuyorsun."

Aslım "of tamam. Hazırım ben. Sen hazır mısın?"

Takamadığım kol düğmesini uzattım. "Takar mısın?"

Sırıttı elimden alırken. "Tarz sahibi oluşuna bayılıyorum abi. Aramızda 6 yaş olmasa ve benim abim olmasan net yavşardım sana."

Güldüm. "Öyle mi?"

Aslım işini bitirip geri çekildi. "Hıhım. Şu vücuda, tarza bak. Mükemmel bir mesleğin var. Zenginsin, yakışıklısın, harika yemekler yapıyorsun, düşüncelisin. Bir kadının isteyebileceği herşey var işte oğlum."

"Aynıları sende de var kardeşim. Ne yani şimdi senin başına bir sivil polis koyayım da kimse yanına yaklaşmasın mı istiyorsun? Öyleyse söyle seve seve yaparım."

Aslım "hayır tabiiki de öyle birşey yapmıyorsun. Neyse hadi artık senin yüzünden geç kalacağız."

Saatlerdir hazırlanamayan sanki o değilmiş gibi davranmasına birşey söylemedim. Bugün onun günüydü. Ne derse oydu.

Evden çıkıp kapıyı kilitledikten sonra arabaya binip yola çıkmıştık. Balonun yapılacağı mekana gelince kardeşime jest yapmak istediğim için arabadan hızla inip onun kapısını açmıştım. Arabadan inip uzattığım koluma girdi büyük gülümsemesiyle. "Bugün çok centilmensiniz Yalın Turanboy. Şımartıyorsunuz beni."

"Böylesine güzel bir hanım şımartılmalı. Öyle değil mi Aslım Turanboy?"

Kıkırdadı.

İçeri girdiğimizde direkt bulmuştu Meysa ve kardeşini. Yanlarına geçip selamlaştık ikisiyle.

"Selam."

Simon bu sefer çekincence davranmıyordu. "Sana da selam Yalın abi."

Meysa "selam Yalın."

Aslım hemen ardından Simon ın kolunu tuttuğu gibi bir yerlere sürüklediğinde masada ikimiz kalmıştık. Neyse diyerek üzerimdeki ceketi çıkararak düzgünce oturduğum koltuğun arkasına yerleştirdim. Ardından yerime oturup Meysa ya döndüğümde dikkatlice beni süzdüğünü fark etmiştim. Sırıttım. Siyah gömlek vardı üzerimde. Eteklerini deri pantolonuma soktuğum gömleğin köprücük kemiği kısımları açıktı. Deri çift kemerim ve siyah kalın zincirli kolyemle tam olmuştum. Kısacası dikkat çekici göründüğümün farkındaydım.

Onun üzerinde ise benim simsiyah görüntümün aksine açık renk saten ip askılı bir elbise giymişti. İtiraf etmeliyim ki o da oldukça hoş görünüyordu.

"Süzmen bitmedi sanırım?"

Meysa "İş dışında seni hiç görmedim." Paniklemişti. "Tuhaf geldi sadece."

İçecek servisi yapan görevlinin elindeki tepside gördüğüm şampanya ile tepsiyi aldım ondan.

Bardaklardan birini kafama dikerken sordum ona. "Kötü mü görünüyorum?"

Meysa "yo. Çok yakışıklı görünüyorsun. Yani şey yakışmış. Oldukça hoş."

Gülümsedim. "Sende hoş görünüyorsun."

Meysa "Teşekkür ederim."

Şampanya dolu bardaklar boşaldıkça yenisini istemiştik. Alkole olan toleransım baya yüksek olduğundan kolay kolay sarhoş olmazdım. Farklı içkileri karıştırmadığım sürece keyif de alırdım hatta. İçmeyi seviyordum. Hatta Turan ın evine sırf bu yüzden giderdim. Onun evinde alkol koleksiyonu vardı. En kaliteli içkileri arar bulur getirirdi. Bazılarını da beraber içerdik işte bazı günlerde. Bir nevi kendimizi ödüllendirme yöntemimizdi işte bu.

Meysa nın hoş sohbet olduğunu anlamıştım bu sırada da. Kardeşlerimiz yanımıza bile gelmezken ikimiz kahkahalar ata ata sohbet ediyorduk.

Meysa "Bugün beni fazlaca şaşırttın."

"Nasıl yani?"

Meysa dizini sallamaya başladı. "senin ciddi, dominant, eğlenmeyi bilmeyen biri olduğunu falan düşünmüştüm." Sarhoş olmuştu. Kelimeleri bu yüzden ağzından çıkarken yarım yamalak çıkıyordu. "Öyle değilmişsin."

Dizini sallaması sinirimi bozarken bir anda elimi bacağına koydum. "Bacak sallaman sinirimi bozuyor." Yaptığıma şaşırsa da birşey demedi. "Pardon."

Sırıttım. "Nasıl biriymişim peki?"

Meysa nın gözleri bir anlığına bacağındaki elime gidince çektim elimi. "Zenginsin, paran ve güzel bir işin var. Yakışıklısın. Kesinlikle eğlencelisin." Hafiften gözleri kapanmaya başlamıştı. "Acaba ilişkilerinde nasılsın? Bir sevgiliden isteyebileceği herşey var çünkü sende."

Kendimi tutamayıp güldüm. Muhtemelen yarına hatırlamayacaktı tüm bunları. Buna güvenerek yaklaştım ona iyice. "Bilmem. Deneyimlemeyeli uzun zaman oldu."

Gözleri benim ona yaklaştığımı görünce açılmıştı iyice. Zaten büyük olan yeşil gözleri irice açınca sevimli gözükmüştü gözüme. "Nasıl yani? Sevgilin yok mu?"

Dilimi damağımda şaklattım. "Yok." Fark etmeden dibine kadar girdiğim kadından yükselen parfüm kokusunu derince içime çektiğimde "çok güzel kokuyorsun." Derken buldum kendimi. Sonra da geri çekildim. Çiçek gibiydi.

Dağılmış görüntüsünü başını sağa sola sallayıp attığında "teşekkür ederim." Dedi.

27 yaşındaydım evet. Ama en son 22 yaşında üniversitede iken bir sevgili yapmıştım. Öyle çok bir abartılı bir ilişkimiz yoktu. Telefonda nasılsın napıyorsun dışında konuşmazdık. Buluşurduk, biraz muhabbet ederdik sonra da ayrılırdık işimiz olduğundan. Ki bizim buluşmalarımız genelde onun evinde onun yatak odasında olurdu. Cinsel ihtiyaçlarımızı gidermek için birlikteydik belki de bilmiyorum. En sonunda saçma olduğuna kanaat getirip ayrıldım ondan. Mezun olduk. Ben emniyete girip işe başladığımdan itibaren hayatımı sadece işime odaklamıştım. Belki fırsatım olmadı. Belki de fırsat yaratmak istemedim bilmiyorum.

Açıkçası bugüne kadar da umurumda olmadı bu.

Meysa nın sızdığını fark edince arkamdaki ceketimi üzerine örterek kalktım masadan. Aslım ı arayıp bulmuştum. Simon da yanındaydı.

"Meysa sızdı. Toparlanın da eve bırakayım sizi."

Aslım "ne? Daha geleli anca iki saat oluyor abi saçmalama istersen?"

Simon "ablam içti mi?"

Başımı salladım. "Evet. Bu yüzden gitmemiz gerek."

Aslım gözlerini doldurmuştu. "Ama bugün bizim günümüzdü?"

Gözlerimi kısarak baktım ona. Kıyamıyordum işte bu bakışına!

Ofladım. "Tamam 1 saat daha duruyoruz. Ben Meysa yı benim arsbaya götürüyorum sonra sizi de götüreceğim ama?"

İkisi de sevinçle kıkırdadı. "Bir tanesin abi! Hadi git artık." Yine kanmıştım.

Onları yalnız bırakıp masaya geri döndüm. Nasılsa yarın izinliydim. Acil birşey çıkmazsa tabi. Geç saatlere kadar oturup içmem sorun olmazdı. 1 saat daha duracaktık alt tarafı. Sonra üçünü de alıp dönecektim.

Masaya geri oturdum. Meysa hala aynı şekilde uyuyordu. Milim hareket etmemesi bir yana yüzünde tuhaf bir ifade vardı. Komik ve tatlı duruyordu.

İstemsizce kıkırdayıp telefonumu çıkardım cebimden. Fotoğrafını çekmiştim. Neden yaptığımı sorgulamayın bende bilmiyorum.

Onu uyandırıp arabama taşımıştım. Burada uyumaya devam etseydi üşüyüp hasta olabilirdi. Buna göz yumamazdım sonuçta.

Sorgulayacak daha önemli şeyler vardı. Kelebek dövmeli katil gibi. Meysa değildi o kesindi. Ama kimdi? İz bile bırakmadan ortadan kaybolan o kişi kimdi? Kafayı yiyecek gibi oluyordum düşündükçe.

Birde korkuyordum. Gerçek katil Meysa yı onun yerine aldığımızı öğrenmişse arkasını bırakmazdı. Böylelerini iyi tanıyordum. Suçu Meysa nın üzerine atmak için elinden ne geliyorsa yapabilirdi. En başından mimlenmişti çünkü.

Yaklaşık 1 buçuk saatin sonunda gece de biterken sonunda gelmişti bizimkiler. Bir saat olarak anlaşmıştık ama arkadaşları ile eğlendiklerini aklıma getirince keyiflerini bölmek istememiştim. Zaten yarım saat sonra da eğlence bitmişti.

Kapı açılıp içeri Aslım ve Simon gieince Meysa "ha? Geldik mi?" Diyerek doğruldu.

Güldüm.

Simon "şey... Yalın abi ben araba kullanmayı bilmiyorum da."

"Anahtarı Aslım a ver o kullansın. Arkamdan gelirsiniz."

Huysuz sesiyle konuştu Meysa "ya ben niye kullanmıyorum arabamı? Sanki sarhoşum?"

Ona cevap vermeyip hızla bizimkilere dönmüştüm. "Alkol aldınız mı?"

Simon "sadece ben bir kadeh içtim." Başımı sallayıp kardeşime döndüm bu sefer. Asıl önemli olan oydu. Araba kullanacaktı çünkü.

Aslım "ben içmedim."

"Umarım yalan söylemiyorsundur. Yoksa kurtarmam seni paşa paşa sen ödersin cezayı."

Aslım gözlerini devirdi. "İçmedim dedik ya."

Simon dan anahtarı aldı. Gösterdiği araca yönelince bende Meysa yı kaldırmaya yeltenmiştim ama inmek istemiyorum ben burada gideceğim diyerek huysuzlanınca el mahkum kabul ettim benimle gelmesi.

Ezbere bildiğim adresine kısa sürede varmıştık.

Simon "teşekkür ederim bizi getirdiğin için."

"Önemli değil. Sen bize kapıyı aç da taşıyalım bu koca bebeği."

Arabadan inince kardeşi kapıya yönelmişti. Aslım yanıma gelirken Meysa yı kucakladım bende. "Kapıyı kapatır mısın?"

Meysa nın evine çıkıp onu yatağına yatırdıktan sonra ayakkabılarını ve ceketimi çıkarmıştım.

Simon "bir dakika." Diyerek içeri koşturdu. Geri geldiğinde elinde geçen gün benim verdiğim ceketi tuttuğunu gördüm. "Bu seninmiş ablam yıkamamı istemişti de."

Gülümseyerek aldım.

Aslım "Oha bunun sizde ne işi var?"

Omuz silktim. "Üşümüştü verdim bende."

Aslım "abi onu bana bile verm-"

"Hadi abicim geç oldu gidelim." Diyerek kestim sözünü.

Eve dönüp üzerimdekileri çıkarıp attıktan sonra vakit kaybetmeden yatağa atmıştım kendimi. Bu gece eğlenceli vakit geçirmiştim. Bunun mutluluğu ile uykuya daldığımda moralimi dışarıdaki katil bile bozamamıştı.

Ta ki sabahın 10unda Turan beni arayıp "Yalın koş, Meysa yı cinayetten karakola getiriyorlar." Diyene kadar.

.

.

.

.

Bazen yoksa Meysa mı katil lan cidden diyorum kendime. Yoksa katil gerçekten o mu?

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ay yazarcim butun kitaplarini okudum sabirsizlikla yeni bölum bekliyorum hepsi çok guzeldi. Bence yazim dilin çok guzel