Elimdeki anahtarın düğmesine basarak kapattığımda adımımı evime yöneltmiştim direkt. Giriş kapısına ulaştığımda anahtarla açmak yerine zile bastım. Birkaç saniye içinde kız kardeşim tarafından açılmıştı kapı.
Sinirli olduğumu görünce "Abi?" Dedi Aslım geçmem için hafif çekilerek.
"Sana da merhaba Aslım." İçeri girdim. Silahımı ve cüzdanımı çıkarırken kendimi koltuğa atmıştım elimdekileri sehpaya bırakmamdan hemen sonra.
Aslım da arkamdan girdi. "İyi misin sen? Yüzün sirke satıyor da."
Gözlerimi kapatarak konuştum. "İki aydır peşinde olduğum kadın bugün bir cinayet daha işledi. Şansıma karşıma çıktı, tam yakalıyordum ki yine gözden kaçırdım."
Aslım "ha şu kelebek dövmeliden bahsediyorsun." Önümde bir hareketlilik olup hemen ardından sesler gelince lafı devralmıştım. "Silahımı elleme Aslım. Oyuncak değil o."
Aslım "Aman iyi be. Aç mısın?"
"Var mı yemek?"
Aslım "yeni geldim bende. Dışarıda yiyelim mi?" Aslım yazılım mühendisliği okuyordu. Bunun yanı sıra programlama ve dilleri hakkında geniş bir bilgi yelpazesine sahipti. Henüz mezun olmasa da bana yardımcı olmuşluğu çoktu. Girmemesi gereken sistemlere izini belli etmeden sızmak konusunda üstüne yoktu. Yasal olmayan şeylere polis olarak izin vermemeliydim belki ama umurumda değildi. Zarar verip görmediği sürece sorun yoktu.
"Tamam hazırlan."
Kalkıp odama yöneldim. Hızlıca üstümdekileri çıkarıp siyah bir gömlek ve siyah kot ayarladım üstüme. Çıkardıklarımı giyip askıdaki deri ceketimi alarak odamdan çıktığımda Aslım a seslenmiştim.
Aslım "tamam abi!"
Salona girdiğimde sehpada duran silahımı aldım elime. Belimin arkasına yerleştirip gömleğimle sakladım onu. Ön tarafımı pantolonumun içine sokmuştum arka tarafımı ise silahımı saklayabilmem için açıkta bırakmıştım. Giydiğim deri ceketim de iyice görünmez kılmıştı onu.
Şu cinayetleri işleyen kadın canımı çok sıkıyordu. Cinayetleri neden işlediğini bile çözememiş oluşumu düşündükçe kafayı yiyecek gibi oluyordum. Bedenlerinde bir ize rastlanmıyor, bir delil bulamıyorduk. Katilin yaşamını sonlandırdıkları genelde kadın oluyordu. Otopsi raporlarında boğazlarında belirgin bir zedelenme vardı. Ama sorun şu ki midelerinde sert bir cisim tespit edilmemişti. Başka da bir zorlama yoktu. Neydi buna sebep olan?
Aslım ın omzuma dolanan eli beni gerçek dünyaya çekmişti. "İş dışındasın Yalın Turanboy. Biraz rahatlasana."
"O katil dışarıda dolaşıp cinayet işlemeye devam ettikçe bana rahat yüzü yok."
Aslım "korkutuyorsun beni."
"Korkma güzelim." Elimi beline atarak ilerlemesi için baskı yaptığımda hareketlendi. Evden çıkıp arabama yönelince anahtarı ona uzatmıştım. "Sen kullan. Kafam pek yerinde değil."
Anahtarı aldı. "Emredersiniz başkomiserim."
Arabaya bindik. Her zamanki gittiğimiz yere sürmüştü Aslım arabayı. Derin bir nefes alarak arabadan dışarı attım kendimi.
"Sen niye yemek yemedin?"
Aslım "final haftam biliyorsun. Sabaha kadar projem için uğraştım. Sonra arkadaşlarla takıldık biraz."
"Kim o arkadaşlar?"
Aslım "Kağan ve Melih işte. Sende tanıyorsun?"
"Ha iyi." ikisi de iyi çocuklardı. Kardeşimin yakın arkadaşları olduğundan bütün bilgilerini biliyordum. Sicilleri temizdi, varlıklı ve iyi bi aileden geliyordu. Kazandıkları paraların altında yatan tek gerçek bulundukları noktaya çabaları ile gelmiş olmalarıydı.
Ne? Ben cinayet masasında olan bir polistim ve kardeşimin güvenliği için kontrol manyağı olmak zorundaydım. Kılına zarar gelmesine izin veremezdim. Müsade etse başına koruma bile tutacaktım ama bunun için baya kavga etmiştik. Kazanan kardeşim olmuştu.
İçeri girdiğimizde bizi tanıyan müdür koşarak yanımıza gelmişti. "Hoşgeldiniz Yalın bey, Aslım hanım."
"Hoşbulduk bay Choi. Terasta boş yer var mı?"
Müdür başını salladı. "Var Yalın bey. Alalım hemen sizi." Terasa yönelirken garsona seslenmişti.
Masaya yerleştiğimizde gözüme takılan kadın ile kanım donmuştu.
Bu oydu! Yüzünü görmediğim kelebek dövmeli kadın tam karşımda masada bir kız ile oturuyordu.
Aslım "hey."
Gözümü ondan çekip müdüre döndüm. "Bay Choi, şu üç masa önümüzde oturan kişileri tanıyor musun?"
Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum bir yandan da. Saçma sapan bir hareket yapmamam gerekiyordu. Sakince hareket edip ulaşmalıydım ona.
Müdür "ilk defa geliyorlar başkomiserim. Az önce tatlı söyleyip hesap istediler. Tatlıları yiyip kalkarlar."
Aslım "abi ne oluyor?"
"İsmi ne?"
Müdür "Meysa Kızılok."
"Tamam gidebilirsin. Yemek yemeceğiz."
Müdür ve garson yanımızdan ayrılmıştı. Meysa Kızılok denen kadın karşısındaki oğlanla kahkahalar atarak sohbet ediyordu. Şuan kendimi üzerine atlamamak için o kadar zor tutuyordum ki. Aylardır aradığım kişiyi belli ki bulmuştuk.
"Sanırım katili bulduk Aslım."
Meysa Kızılok... sonunda buldum seni. Sonunda yakalayabileceğim. İki aydır beni peşinde koşturtuyorsun.
Aslım arkasına bakıp bana döndü. "Emin miyiz abi? Aynı dövmeye sahip olabilir."
"O katilin eşgaline uyuyor. Bir numaralı şüphelimiz o şuan. Şimdi anahtarı alıyorsun ve arabaya binip eve dönüyorsun."
Aslım "ne? Gideceğimi düşünmedin herhalde?"
"Rica etmedim Aslım. Hadi bebeğim kalk ve git."
Aslım "emrindeki polislerden biri değilim ben abi."
"Aslım!" Kendimi tutamayıp sesimi yükselttiğimde Meysa Kızılok da dahil gözlerini üzerime çekmiştim bir anda. "Sana gitmeni söyledim. Bu iş çok tehlikeli."
Meysa ile göz göze geldiğimizde yüzünde mimik oynamaması şüphelenmeme neden oldu. İki aydır peşinde olan polisi görünce nasıl bir tepki vermesini bekliyordum ki zaten?
Aslım ise çantasını alarak kalktı masadan. O restoranttan çıkarken ben bir yandan Turan i arıyordum.
Turan "Efendim kardeşim?"
"Hemen Flowers a bir ekip yolluyorsun. Kelebek dövmeli, kumral ve 175 boylarında yaklaşık 55 kilo. Tam da katilin eşgaline uygun. Paket edip alıyoruz emniyete."
Turan "tamam. Gözden kaçırma sakın."
Telefonu kulağımdan çekerken mırıldanmıştım. "Kaçırmam zaten kardeşim, kaçırmam."
Telefonu cebime yerleştirirken gözlerimi ondan ayırmıyordum. Beş dakika sonra ayaklanan ikili ile doğruldum oturduğum yerden. Dışarıdan polis aracının ışığını görünce gülümsemiştim.
Sonunda.
Arkalarından yürüdüm sessizce. Müdüre baş selamı vermiştim. Neyseki durumu anlayıp bir harekette bulunmamıştı.
Meysa nın rahat tavırları dikkatimi çekmişti. Polisleri fark etse de gülümseyerek yanındaki kızla konuşarak ilerliyordu. Ta ki Turan in onları durdurup Meysa ya tutuklu olduğunu söyleyene kadar.
Meysa "ne oluyor? Niye tutukluyorsunuz beni?"
"Cinayetten şüpheli olarak alıyoruz seni Meysa Kızılok. Zorluk çıkarmadan bizimle emniyete kadar geleceksin."
.
.
.
.

