24. Bölüm – Geçmişin Sırları
Mihrisu yüzüğü tekrar ısıttı, yazı belirdi:
“Kehribar”
Bir anda kendilerini sarayın içinde buldular.
Azra, Defne ve Gül şaşkınlıkla etrafa bakıyordu.
“Burası… burası… gerçekten geçmiş mi?!”
Gül sessizce, hayranlıkla baktı:
“Bu inanılmaz…”
Mihrisu gülümsedi:
“Evet… artık buradayız. Ama dikkatli olmalıyız.”
Selim kucağındaydı ve Mihrisu onu nazikçe tutuyordu.
Beyazıt kısa süre önce onları karşılamış, sarayın güvenliği konusunda uyarılarda bulunmuştu.
İlk durak, görkemli bir bahçe oldu.
Renk renk güller, çeşmeler, süslü taş yollar…
Azra hayranlıkla gülümseyerek:
“Burası tarih kitaplarından fırlamış gibi!”
Defne not defterine yazıyordu:
“Her şey… detaylı, inanılmaz.”
Selim küçük adımlarla yere indi.
Mihrisu endişeliydi ama izin verdi.
O anda Selim Beyazıt’a baktı. Beyazıt’ın aklından geçenleri hissetti!
Mihrisu şaşkın:
“Selim… bunu sen mi yaptın?”
Beyazıt dondu:
“Ne… hissettim, Selim… sen…”
Gözleri parladı.
“Küçük ama inanılmazsın.”
Selim sadece gülümsedi. Küçük gözlerinde bilgelik vardı, sanki geçmişin sırlarını anlıyordu.
Kızlar Beyazıt ve Mihrisu’yu izliyordu, bir yandan da sarayı keşfetmeye devam ediyorlardı.
Bir koridordan geçerken eski bir oda buldular. Oda, harem cariyelerinin eğitim odalarından biriydi.
Azra fısıldadı:
“Burası… insanı büyülüyor…”
Mihrisu kızı uyardı:
“Sessiz olun, fark edilmek istemeyiz. Beyazıt bizi koruyor ama dikkatli olmalıyız.”
Selim, odada dolaşırken bir anda küçük ellerini kaldırdı ve bir cariyenin düşüncelerini hissetti.
Mihrisu şaşkın:
“Selim! Çok dikkatli ol!”
Beyazıt hafifçe eğildi:
“Bu… onun yeteneği. Dikkatli olmak zorundayız. Herkesin düşüncelerini okuması tehlikeli olabilir.”
O sırada Dilruba’nın varlığını hissettiler. Selim bir an irkildi, düşüncelerini yansıttı.
Mihrisu hemen Selim’i kucakladı:
“Dur! Sakin ol, Dilruba fark etmesin.”
Beyazıt gözlerini kısıp etrafı taradı:
“Tamam… burada kalın, ben durumu kontrol ederim.”
Kızlar Mihrisu’ya hayranlıkla baktı:
“Sen… bunu başardın. Buradayız ve Selim bile…”
Mihrisu gülümsedi ama biraz hüzünlüydü:
“Geçmişin içinde olmanın bedeli büyük. Ama Selim’i burada eğitmek, onu korumak zorundayız.”
Beyazıt yanlarına geldi:
“Selim’in yeteneği güçlü. Bu bedel, geçmişin ve geleceğin dengesi için bir test.”
Mihrisu kızlara döndü:
“Burası tehlikeli ama aynı zamanda çok öğretici. Birlikte olursak her şeyi başarabiliriz.”
Azra gülümsedi:
“Evet… ama dikkatli olmalıyız.”
Defne ve Gül de başlarını salladı.
Ve Mihrisu, Selim ve kızlar, sarayın içinde dolaşırken hem güzellikleri keşfettiler hem de geleceği şekillendirecek güçlü bir bağ kurdular.
Selim arada bir küçük kahkahalar atıyor, Mihrisu onu izliyor ve hafifçe gülüyordu.
Ama yüzüğün ısısı ara ara parlıyordu; her şeyin bedeli olduğunu hatırlatıyordu.