Hilalin. Anlatımıyla
Hala komada kaldığım. Günlerin. Acısını çıkarmaya çalışıyordum
Ama hala ilk uyandım gündeki içimden çıkan gölge canavardi
Thalor geri gelecegini söylenmişti acaba hala icimdemiydi Buraya alışmıştım artık dünyaya gitmek istemiyordum
Burda gerçek dostlar edinmiştim
Burda tek dünyalı tanıdığım ATEŞ XAVİER BLACK
o beni dünyada kadim bir dostumdu buralı olduğunu daha yeni öğrenmiştim
Onu bu yüzden sarayına misafir olarak davet etmiştim bundan sonra o benim sonsuz misafirimdi dünyada bana çok yardımı olmuştu ben çok dışlanan birisiydim
O benim dislanmama rağmen asıl dostum olmuştu üniversitede
Doğuştan buraliysa neden dünyada okumustuki
Asıl ortak özelliğimiz ise ayazlada okul arkadaşıymis
Bunların hepsini sabah yatagimda düşünüyordum
Birden kapı çaldı
---Bella-gelebilirmiyim macesteleri dedi Bella benim sadık yardımcımdi bu sarayda
--Hilal--tabikidee Bella gir dediğimde içeriye. Birkaç ilaçla gelmişti
--bella-- bunları içmeniz gerekiyor macesteleri ve kralım sizi salonda bekliyor. Sürprizi varmış ben. Söylediğimi bilmiyor çaktırmayin dedi kikirdayarak
--HİLAL--tamam Bella. sağol dedim. Odadan çıktığında
Hızla duşa girdim ilaçlarını içtim üstüme. Ne giyecegimi dusnuyorum acaba ayaz ne giymişti hemen merakla sihirli aynam ayaz için sihir yaptım baktığımda keşke gücümü kulanmasaydim dedim Ayaz hergun olduğu gibi bugünde simsiyah giyinmişti Gine
-- hemen dolaptan siyah. elbiselerimden bı tannesini çıkardım
Dolaptan çıkardığım simsiyah elbiseyi giydim. Kumaşı tenime değdiğinde hafif bir ürperti hissettim. Elbiseyi giyerken aynada kendime baktım, sanki başka bir ben vardı karşımda. İçimdeki gölge hâlâ orada mıydı bilmiyordum ama bakışlarım artık daha sert, daha farklıydı.
Aynanın önünde saçlarımı taradım. Sihirli aynanın bana fısıldadığı tek şey vardı:
"Ayaz seni bekliyor."
Kalbim hızla çarpmaya başlamıştı. Ayaz'ın gözlerinde her zaman o gizemli ateşi görürdüm. Onu düşündükçe hem huzur buluyor hem de tarifsiz bir korkuya kapılıyordum. İçimdeki gölge ona zarar verir mi diye endişeleniyordum.
Tam odadan çıkacakken kapı yeniden tıkırdadı.
- Hilal, hazır mısın? diye seslendi Bella.
Kapıyı açtım. Gözleri parlıyordu. "Harika görünüyorsun! Ayaz seni görünce büyülenecek," dedi alaycı bir gülümsemeyle.
Koridordan birlikte yürürken sarayın taş duvarlarında yankılanan ayak seslerimiz bana mezar sessizliğini hatırlatıyordu. Taşların arasında hâlâ eski zamanların fısıltıları vardı sanki.
Salonun kapıları yavaşça açıldığında içerideki kalabalık beni şaşırttı. Mum ışıklarıyla aydınlanmış uzun masaların başında tanıdık yüzler oturuyordu. Fakat en uçta, taht benzeri yüksek bir koltukta Ayaz oturuyordu.
Göz göze geldiğimiz an içimdeki gölge kıpırdadı. Sanki zincirlerinden kurtulmak ister gibi kalbimin derinliklerini zorladı. Benimle birlikte gözlerim de karardı bir anlığına.
Ama Ayaz'ın bakışı...
Soğuk değil, ateşten değil, bambaşka bir şeydi. Sanki beni sakinleştiriyor, o gölgeyi bastırıyordu.
Ayaz ayağa kalktı. Salondaki herkes birden sustu. Adımlarını bana doğru attı.
"Hilal..." dedi, sesi bütün salonu doldurdu. "Hoş geldin."
O an içimden geçen tek şey şuydu:
Bu dünyada belki de tek sığınağım oydu.
Ama gölge fısıldadı:
"O senin sonun olacak..."
--- içimdeki korku büyümeye başladı. Ayaz benim sonum olmalıydı
----Hilal--" hoş buldum "dedim Ayaz elimi tutu yavaş yavaş saraydan çıktık bir atlı arabaya bindik araba ilerlerken
----Hilal-- burada atlı araba olacağını hiç düşünmedim her şeyi sihirle yapıyoruz ya hani
--Ayaz-- evet güzelim ama bazı soylular için her zaman vardır dedi
----Hilal-- eee Kıralım nereye gidiyoruz soylemicekmisniz dediğimde yumuşak gözlerle bana baktı
---Ayaz--- sürpriz sabırlı olun macesteleri dedi kıkırdadim. Araba bir yerde durdu arabadan ilk ayaz indi elini bana uzattı bir centilmen gibi onun desteğiyle bende indim indiğimde araba hızlandı ve giti gözlerimle etrafı izlemeye koyuldum
Dağlık bı yerdeydik bir şelalenin yanında heryer doğa kokuyordu
Manzarasi iki kıralıginda görüyordu bı ağacın altına oturduk
Tam ben söze girecekken ayaz söze girdi
--Ayaz-- çok güzel degilmi. Burası dedi
----Hilal-- evet Ayaz harika bi yer tam kafadinlemelik dedim
---Ayaz--- beğeneceğini biliyordum buraya seni aslında dediyutkundu elini ensesine koydu sanki söylicek ama söyleyemiyorum gibiydi
Elini hemen tutum "benle kendin olabilirisn ayaz utanma kendin ol "dedim
Tutum eli hemen bir buse kondurdu
Ayaz önümde diz çöktü bunun anlamı yoksa die dusunurken
AYAZ- hilalim. Benim iyi kalpli prensesim bunu aslında uzun zaman önce planlanmıştim ama yaşadıklarımız dan sonra olucagini düşünmedim ben seninle. Gerçek aşk'ı öğrendim ve gerçek dostluğu ilk defa içimi dusunmeden birisine açtım ve ilk defa iki çift göze tutuldum. Yani kısaca bundan sonra şey ....
Nefe aldı ve
'Erindelin güzeler güzeli kraliçesi benim gibi bi kral,a evlenir misiniz
Acaba "
O anda ortam sesizlesti kalp ritim birden hizlandi ayaz hala cevapimi bekliyordu yanaklarım kizardigini hissediyordum
--Hilal--- evettt die bağırdım birden o sırada ayaz ayağı kalktı elindeki Elmas taşlı zarif yüzüğü elime taktar takmaz dudakları dudaklarıma yapıştı öyle bir tutkuyla öpüyordu ki bı anda dudaklarımız ayrıldı anlı anlina dayadı çapkın bir gülümseme sardı. Yüzünü. Ağzından kelimele döküldü
---Ayaz--- seni seviyorum hilalim ,seni herşeyden çok seviyorum
Seni asla birakmicam sonsuza kadar deyince geri öptü
O sırada. Arkamızda duran ağacın ordan konfatiler patladı. Ürkerek baktığımda akin. Ve ışık ordan çıktı yüzlerinde bir tebessüm vardı
---Ayaz--- yahu siziin burda neisin varr Gine yaa dediginde Akın öne atladı
--Akin- sence ben. Bunu kaçirirmiyim dediği an ışık ve ben kendimi tutamadim. Hepimiz ağacın altına oturup etrafı izlemeye başladık
Buranin manzarası harikaydı
dewam edicek