cassie huzurla uyuyordu. ta ki rüyasında bilmediği sarı eve girene kadar. cassie uyanmıştı ama hala rüyaydı. çok garip bir deneyimdi onun için. bilinci açık ama bedeni uykudaydı, bunu çok net hissedebiliyordu. rüyasında sarı bir eve girmişti. etrafı sarıydı. üstünde sevdiği beyaz keten geceliği vardı. merdivenlerden aşağı indi. oldukça garip bir yere götürmüştü bu merdivenler onu. birkaç salıncak üst üste dizilmişti. tahtadan merdivenler ile üstteki salıncaklara çıkabilirdi ama merdivenler sallanıyordu, pek güvenli değildi. çok gerçekçiydi. ilerde konuşma sesleri duydu. ilerledi. arkadaşı ırmak ve richie konuşuyordu.
cassie arkadaşlarını gördüğüne çok mutlu oldu. koşarak yanlarına gitti.
"ırmak richie sizi gördüğüme çok mutlu oldumm" nefes nefese kalmıştı ve ağzı kulaklarındaydı.
ırmak ve richie duymazdan geldi. cassie şaşırmıştı. "ırmak..?" hafifçe ırmağın omzuna dokundu. ırmak, cassieye küçümser bakış attı. richiede aynı şekilde iğrenir gibi bakış attı. cassie çok şaşırmıştı. ağlayacak gibi oldu. ırmak ve richie yine kendi aralarında konuşmaya dönmüşlerdi. cassie, elaranın sesini duydu. sese doğru ilerledi. ve kedisini gördü. cassie mutluluktan küçük bir çığlık attı. cassie kediye doğru ilerleyince kedi kaçtı. "ahh hadi ama"
kedi kaçıyor, cassie kovalıyordu.
en sonunda ise kedi uçuruma atlamıştı. cassie uçurum olduğunu fark etmeden kedisinin ardından atlamıştı. çığlıklar içinde uçurumdan düşerken uyandı. nefes nefese kalmıştı. rüyasında kedisini görmüştü ve şimdi yokluğunu daha derinden hissediyordu. tavana bakarak soluğunu normale döndürmek için bekledi.
cassie tavana bakarak sabah etmişti. etraf ışımıştı. saate baktı. saat altıyı onbeş geçiyordu. camdan dışarı baktı. sakindi. okula daha 2 buçuk saat vardı. tekrar dinlenmek için yatağına uzandı.
elaranın sesini duydu. yanına baktı. kedisi dönmüştü! hemen kalktı. ama kedisi kaçıyordu tıpkı rüyasındaki gibi. kedi kapının önüne kadar kaçtı. cassie peşinden geldi. elara, kapının kedi bölmesinden geçti. cassie hızlıca kapıyı açıp adım attı ki adımını atar atmaz rüyasında gördüğü sarı, kapalı, garip yere düştü. "ah..." cassie ayağa kalktı. etrafına baktı. "neden..-" diye düşünürken kedisi farklı bir ses çıkarmaya başladı. dönüşüm geçirir gibi hareketler yapmaya başlamıştı. cassie şaşkınca izliyordu. kedisinin bacağı uzamış, daha ince olmuş ve tüyleri sivrileşmişti. masmavi, masum ve büyük gözleri şimdi ise kıpkırmızı, keskin ve düşmanca, saldırmak ister gibi bakıyordu. sırtı dikleşmişti kedinin. tüyleri beyazdan gri-siyah olmuştu ve aralarında dökülmüş tüylerinin arasında, derisinin üstünde kırmızı kanlar vardı. kedi, artık kedisi gibi görünmüyordu. ağzı büyümüştü ve dişleri sivri olmuştu tıpkı vampir gibi. cassie korku ve şaşkınlık içindeydi. birden başına çok sert bir ağrı girdi. kedinin ağzı oynamaya başlamıştı. artık kediye benzemeyen kedinin ağzına baktı cassie. kedi ağzını oynattıça zihninin içinde bir ses yankılanıyordu. "andrew ölecek! andrew ölecek! andrew ölecek! andrew ölecek!.." sesler zihninde yankılanmaya devam ediyordu. kedinin ağzına bakmamaya çalıştığında sesler kesiliyordu ama dayanılmaz baş ağrısı duruyordu. cassie çığlık atmaya başladı. ayağa kalktı ve arkasına doğru koşmaya başladı ama kapı yoktu yok olmuştu. kedi arkasından koşarak gelip cassienin bacağına saldırdı. bacağını çok yakmıştı. cassie bir an önce çıkmak istiyordu buradan. gözünden yaşlar süzüyor, başı ağrıu-yor, bacağı komple zonkluyordu. kedi, cassienin ayağına dolandı ve cassie yere düştü. kedi cassienin üzerine atladı. cassienin gördüğü son şey o "yaratığın" kırmızı düşman gözleri ve her biri sivri olan dişleri. cassie çığlık atarak uyandı. nefes nefeseydi. bir süre kendine gelemedi. eli ayağı titriyordu. o kedinin onu öldürmek istediğini sezmişti ve ölümünü yumuşak planlamıyordu. cassie etrafına bakındı. saat sabah yediye yanaşmıştı. "sadece bir kabustu sadece bir kabustu sadece bir kabustu" diyerek kendine telkinler vererek sakinleşmeye çalıştı. elini yüzünü yıkadı. ve yatağa oturdu.
kahvaltı saatleri geldiğinde Lily kızını çağırmıştı lakin cassie duymamıştı. cassienin odasının kapısını tıklattı. cassie yine duymadı. lily içeri girdiğinde kızının boş bakışlarla tavana bakarak uzandığını gördü.
"kızım iyi misin sen?"
cassie annesine baktı.
"iyiyim"
"çağırdım ama duymadım" kızına dikkatlice baktı. " uykusuz duruyorsun. uyumadın mı? yoksa yine kabus mu gördün? anlatsana kızım"
"evet... sadece kabus" annesi kızının yatağının kenarına oturdu ve saçlarını okşadı. kabusu anlatmasını istedi. cassie anlatmak istemediğini söylediğinde ısrar etmedi ve tekrar kahvaltıya gelmesini söyleyerek aşağıya indi. cassie pijamasını çıkardı. pantolonunu giymek üzereyken bacağındaki kesiği fark etti. bu o yaratık kedinin yaptığı izdi! tam olarak oydu. derin ve beş çizgi...