sidney.
kalabalığın içinde bile fark edilen bir duruşu vardı cassieye göre. omuzları hafif düşük, yüzünde alıştığı o ifade. sanki dünyaya karşı hep yarım bir mesafe koyuyordu. cassienin adımları yavaşladı. tam ona doğru ilerleyecekken bir çarpma sesi ve sidney geriye doğru savruldu. sidneyi iten kişi andrewdi.
"SENİ İNEK KLAVYE FARESİ O... Ç... SEN KİMSİNDE BANA ÖYLE MESAJLAR ATABİLİYORSUN HA! ÇOK GÖTÜN KALKTI SENİN AMA İNDİRİRİM ONU" tüm koridor andrewin haykırışları üzerine toplanmıştı. andrew bir kez daha itti sidneyi. etrafta gülerek izleyen öğrenciler vardı. andrewin arkadaşları andrewin arkasında durmuş andrewe destek veriyorlardı. birisi sidneyin üzerine tükürdü. sidney şaşırmış görüküyordu. kaşlarını çatmıştı ama tepki vermedi. yüzüne gelen tükürüğü sildi ve yüzünü buruşturdu. andrew tekrar sidneye doğru bağırdığında hocalar gelmişti. andrewi tuttular ve disiplin odasına götürdüler. caner ve richie sidneyle beraber üst kata çıktılar. cassie şok olmuştu andrewin bu davranışına. izlemişti öylece sevdiği çocuğu itişini. cassie sınıfa girdi. arkadaşlarıyla konuştu. ırmak geldiğinde ırmakla beraber yerlerine geçtiler.
"kanka andrewle sidney kavga mı etti richie anlattı"
ön sırada oturan kumru arkasına döndü ve ırmağın kendisine sormadığı soruyu yanıtladı.
"ya şu richie salağına inanıyor musunuz cidden hala. ortaokulda onunla aynı sınıftaydım ve tek doğru söylediği şey yoktu. liseye geçmiş ve hala yalancının tekiii"
kumru ve ırmak bakıştılar. cassie her ikisine birden bakıyordu. kahküllü, çekik gözlü ve tüm sınıfın tatlı bulduğu kumru hiçbir şey demeden önüne döndü.
"aslında kavga sayılmaz. andrew birden sidneyi ittirip bağırmaya, hakaretler etmeye başladı"
en arkada oturan 2 metre boyundaki herkesin "dev" diye seslendiği şebnem birden cassieye cevap verdi. kulak misafiri olmuştu anlaşılan.
"hadi yaaaaa. sidney naptı peki, cassie?"
ırmak cevap verdi. " ne yapacak tabii ki hiçbir şey yapmamıştır eziğin önde gideni o"
cassie bozulmuştu. şebnem ise gülüyordu. sesi kalın ama çekici bir tonu vardı şebnemin. boyunun uzun olması ona basketbolda avantaj sağlıyordu. erkeklerle oynar ve her zaman kazanırdı.
"böyle dalga geçmeniz hoş değil kızlar"
"vayy cassie şimdi de sidneyi mi savunuyorsun bize"
cassie cevap vermedi. konu sidney olduğunda bir şey yapamıyordu ki. zaten duygusaldı. ırmağa kedisinin kaybolduğunu ve iyi hissetmediğini anlattı. ırmak üzüldü, cassieyi teselli etmeye çalıştı.
sidney ve andrew içeri girmişti. meryem: "bu şiddet meyillisi psikopat hala bizim sınıfa nasıl geliyor ya"
andrewin sağ gardiyanı tom cevap verdi hemen. "hayırdır sınıfın koruyucusu falan mısın sana noluyor"
andrew, "bu o.ç. sidney dün bana hakaret mesajları attı. tüm sülaleme sövdü resmen ve şimdi onu savunuyorsunuz, öyle mi?"
cassie, andrewin iftira attığını düşündü. sidneyin böyle şey yapmasına imkan yoktu. tüm sınıfında böyle düşüneceğini sanıyordu taa ki tüm sınıf linçlerini sidneye yöneltene kadar.
...
okul çıkışı parkta andrewin sidneyi dövdüğünü gören cassie ve ırmak koşarak yanlarına gittiler. sidneyi zor kurtarmışlardı. bankta oturdular. sidneyin burnu ve dudakları kanıyordu. ırmak çantasından ıslak mendil çıkarıp gelişi güzel silerek yardım ettiğini düşünüyordu. cassie ise ilk kez sidneyin yanında oturduğu için heyecanlanmak ile meşguldü. sidneyin yüzündeki her detayı inceliyordu. sidney bakışlarını cassieye çevirdi birden. cassie başka yere baktı. rüzgar cassienin saçlarını savuruyordu. sidney ise bere takmıştı. cassie, yaralı halde olsa bile sidneyin çok güzel göründüğünü düşünüyordu.
kalktılar. sidney teşekkür etti. sosyal konularda çok iyi değildi anlaşılan, çok soğuk ve utangaç görünüyordu. ırmak sidneyin bu halini sıkıcı bulurken cassie ise tatlı buluyordu, kalbinde kelebekler uçuşuyordu.
üçü yolda yürümeye başladılar.
"senin öyle bir mesaj atmayacağını biliyorum Sid."
cassie ilk kez sidneyle konuşabilmişti. sesi, hissettiğinden çok daha rahat çıkmıştı. sidney ve cassie bakıştılar. cassie gülüyordu. "gülüşü çok güzel" diye düşünmeden edemedi Sid.
"hmhm..." diye cevap verebildi.
cassie ilk kez bu kadar mutlu olduğunu hissetti.
...
sidney eve vardığında artık sidney ile daha yakın olabileceğini düşünerek seviniyordu ama bir yandan da kedisini kaybetmesinin üzüntüsünü yaşıyordu. içindeki umut kırıntıları kedisinin bulunacağını ümitlerken içindeki sesler ise elaranın dönmeyeceğini kesinleştirmişlerdi. annesi elarayı tüm gün aradığını ama bulamadığını söylediğinde cassie ağlamaya başlamıştı. ve ilk kez o gece yanında kedisi olmadan uyumak için yatağa girmişti. kendini çok yalnız hissediyordu. ırmağı aradı. ırmakla uzun uzun konuştular. telefonu kapattığında saat gece yarısı olmuştu. ırmakla konuşması az da olsa cassieyi iyi hissettirmişti. sidneyi ve kedisini düşünerek uykuya daldı.