İçeriğe geç

kehanet

Bölüm 4 · 4 dk okuma

kehanet

Bölüm 4

yeni komşu

cassie kabus görerek yatağından fırlayarak kalkmıştı. etraf karanlıktı. gece lambasını yaktı ve saate baktı. saat daha gecenin körü 4 idi. cassie hiç kabus görmez ve gece kalkmazdı normalde bunu da elaranın sağladığı huzura bağlardı. ama elara yanında değildi. mutfağa inip su içti. elarayı aradı ama etrafta yoktu. cassie endişelenmişti. odasına çıktığında dışarda kedisinin sesini duyduğunu sandı. koşarak camın önüne geçti perdeyi ve camı açtı ve dışarıya, aşağıya baktı. kedisi orada yoktu.

geceydi. sokak lambalarının solgun ışığı asfaltın üzerine titrerken uzaktan bir araba motoru sesi duydu. köşeden ilk görünen şey farlardı. keskin, beyaz, soğuk. sonra gövde ortaya çıktı- dodge challenger SRT Hellcat - rengi siyah değildi ama siyaha çok yakındı. mat midnight blue. ışık vurmadıkça karanlığa karışan, ama doğru açıdan bakınca derin, neredeyse okyanus gibi mavi. üzerinde ince, zar zor fark edilen karbon fiber dokular... kaputun altında 700+ beygirlik bir canavar saklıydı. motor çalıştığında çıkan o boğuk homurtu insanın kulaklarında değil, göğsünde hissedilirdi.

cassie pencerenin önünde meraklı bakışlarla arabayı izlemeye devam ediyordu. sarı saçları ay ışığını tutuyor, yüzü ise karanlıkta yarı kayboluyordu.

araba, yandaki evin önünde durdu. arabanın kapısı açıldı. arabadan ilk inen 5 yaşında olduğunu bildiği küçük, ince yapılı çocuktu. çocuğun yaşına göre daha sakin olması ve arabadan yavaşça inişi cassienin dikkatini çekmişti. sonra pelinin kız kardeşi olan kadın, eva indi. uzun, solgun bir yüz. saçları koyu ve dümdüz, omuzlarına yapışmış gibiydi. ardından evanın kocası indi arabadan. adam heyecanla evine, etrafa baktı. ve sonra tam da cassienin tahmin ettiği gibi arabadan son bir kişi indi. kendi yaşıtı bir oğlan. uzun ve ince yapılıydı. saçları simsiyah ve dağınık. yüzü gölgede kalmış. cassie biraz dikkate baktığında çocuğun yüzünde yara izleri olduğunu fark etti. dudağı ise mosmordu. göz altları ise kıpkırmızıydı bu çocuk sanki hiç uyumamış gibiydi. çocuk sakince yeni evlerine bakıyordu. birden hızlıca cassienin olduğu cama baktı. cassie anlık refleksle içeri attı kendini. kalbi hızlanmıştı. birden bire cassieye bakacağını tahmin etmemişti. eşyalarını içeri taşıyorlardı. evanın sesini duyuyordu cassie. sesi inceydi ve çok yavaş konuşuyordu. kocası ise tam tersi daha enerjili ve hızlı konuşan bir adamdı. cassie tekrar camdan baktığında tüm aile çoktan içeri girmişti.

"gecenin bu vakti gelmeleri ne kadar da tuhaf yahu. insan ya sabah gelir yada öğlen ya daa hava tam kararmadan akşam vakitleri. gecenin köründe insan eve mi taşınır haha" "aman neyse" cassie, ismini bilmediği çocuğun yüzündeki yaraları düşündü. aklına birden gördüğü kabus geldi. kabusun içinde kediside vardı. tekrar elarayı aramk üzere odasından çıkacağı sırada yine dışarda kedisinin tatlı sesini duyduğunu sandı. önce durakladı. tekrar dinledi, sesin geldiğinden emin olmak istedi. ve tekrar kedisinin sesini duydu. cassie koşarak camın önüne gitti ve aşağı baktı. etrafta görünmüyordu kedisi...

birden gördüğü şeyle şok oldu. kalbi yerinden çıkacak gibiydi. yeni taşınan komşularının arabasının içinde bir kız vardı. yüzü net görünmüyordu başına tülden büyük bir şapka takmıştı. göz göze geldiler. cassienin nefesi kesildi. kızın simsiyah dudakları kıpırdadı. vücudu ona dönük oturur duruyordu ama arabanın içinde nasıl öyle oturacaktı ki..? cassie çok korkmuştu. içeri girip perdeyi çekti. eli ayağı titriyordu. hayalet gördüğünü düşündü. çok garipti o kız... cassie korkudan titrerken birden bire uyku bastırmıştı. önce kedisini bulmak istediği için uyumayıp aşağı salona indi.

...

cassie salon koltuğunda babasının sesiyle uyandı. güneş doğrudan cassieye geliyordu. bebek sarısı saçları parlıyordu güneş ışığında. "baba..."

babası her zamanki gibi neşeliydi. bugün kahvaltı yapmadan gideceğini çünkü acelesi olduğunu söyledi. eve geldiğinde de cassienin neden koltukta uyuduğunu kesinlikle dinlemek istediğini ekledi. kızının alnından öptü ve evden çıktı.

"cassie neden koltukta uyudun yavrum sen"

"uyuyakalmışım anne"

kahvaltıya oturdular. cassie ballı ekmek ile çay içti.

"dün bahsettiğin komşular geldi anne"

"evet, pelin haber vermişti. sen gördün mü?"

"evet. gece dörtte kabus görüp uyanmıştım. onlarda o zaman geldiler" cassie arabanın içindeki kızdan bahsetmek istedi, onun kesinlikle hayalet olduğunu düşünüyordu gece. şuan ise sakin kafayla düşündüğünde onun aslında normal kız olabileceğini düşündü ama annesine sormadı ve hiç bahsetmedi.

"elaram kayıp anne...sabaha kadar yatağımdan ayrılmazdı o" cassie ağlayacak gibiydi. annesi sıcak bir tebessüm etti. "merak etme her zamanki gibi saklanıyordur kerata"

"elarayı bulmadan okula gitmeyeceğim"

"gideceksin cassie. ben elarayı bulurum, tamam mı?"

cassie üzülerek annesine tamam dedi. çantasını alıp evden çıktı. kapı kapandığında ses gereğinden fazla yankılandı. cassie bir an durdu. elini kapının üzerinde tuttu. içeriden bir ses bekledi. o tanıdık pıtırtıyı, küçük tırnakların zemine vurmasını. hiçbir şey gelmedi. elara yoktu.

sokak sabahın erken saatlerine rağmen griydi. güneş doğmuştu ama sanki ışık yere inmeyi reddediyor gibiydi. cassie giydiği kırmızı sweatin kapüşonunu başına çekti, elleriini cebine soktu. yürümeye başladı. adımlarını saymadan yürüyordu ama gözleri istemsizce arıyordu çitlerin altını, araba altlarını. içinden bir ses elaranın bir daha asla gelmeyeceğini söylüyordu. bu sese kulaklarını kapatmaya çalıştı.

okulun kapısından girdiğinde sesler bir anda üstüne çöktü. kahkahalar, bağırışlar, sohbetler, ayak sesleri, gülüşmeler... hepsi fazla canlı, fazla gerçekti. cassie ise hala gecedeydi. koridorda sınıfına doğru yürürken birini gördü.

sidney.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.