Ama en çok…
Düşünmek istemiyordu.
“Ben eve geçiyorum,” dedi Neşe çantasını omzuna atarken.
“Ben de,” dedi Lara.
“Yok sen bana gel,” dedi Neşe hemen. “Annem eve gelmez, rahat rahat konuşuruz.”
Lara bir an düşündü.
Sonra başını salladı.
“Tamam.”
Ayaz arkadan seslendi:
“Ben de geliyorum.”
Neşe döndü.
“Niye?”
“Canım sıkıldı.”
“Hayır.”
“Evet.”
“AYAZ GİT.”
Ayaz sırıttı.
“Tamam tamam… sizi bırakayım bari.”
“Gerek yok.”
“Var.”
Bu sefer sesi ciddiydi.
Lara fark etti.
İtiraz etmedi.
Sokaklar sakindi.
Hava hafif serindi.
Üçü birlikte yürüyordu ama aralarında garip bir sessizlik vardı.
Ayaz arada Lara’ya bakıyordu.
Lara fark ediyordu.
Ama bir şey demiyordu.
Neşe bir noktada dayanamadı:
“Ben patlayacağım ya.”
“Neşe—”
“Yok konuşacağım!” dedi. “Şu Baran konusu…”
Ayaz araya girdi:
“Kapatalım onu.”
İkisi de ona baktı.
“Niye?” dedi Neşe.
“Çünkü şu an daha önemli bir şey var.”
Kaşlar çatıldı.
“Ne gibi?” dedi Lara.
Ayaz etrafa baktı.
Karanlık bir sokaktan geçiyorlardı.
“Şu an mesela… güvenli değil burası.”
Neşe güldü.
“Ayaz korktun mu?”
Ayaz cevap vermedi.
Sadece Lara’ya baktı.
“Ben ciddiyim.”
Lara hafifçe başını salladı.
“Tamam, hızlanalım.”
Neşe’nin evinin sokağına geldiklerinde Ayaz durdu.
“Buradan sonra gidersiniz.”
“Sağ ol,” dedi Lara.
Ayaz başını salladı.
Sonra bir an durdu.
“Neşe.”
“Ne var?”
“Kapıyı kilitle.”
“Tamam ya annem.”
“Ciddiyim.”
Neşe gözlerini devirdi.
“Tamam.”
Ayaz Lara’ya baktı.
Bir şey diyecek gibiydi.
Ama demedi.
“İyi geceler benekli.”
Lara hafifçe gülümsedi.
“İyi geceler.”
Kapıyı açtılar.
İçeri girdiler.
Neşe ayakkabılarını fırlattı.
“Of ya… sonunda.”
Lara çantasını bıraktı.
“Su içicem.”
“Ben de—”
Kapı çaldı.
İkisi de durdu.
Neşe kaşlarını çattı.
“Bu saatte kim?”
“Annen mi?”
“Yok, anahtarı var.”
Kapı tekrar çaldı.
Daha sert.
Neşe yavaşça kapıya yaklaştı.
“Kim o?”
Cevap yok.
Lara’nın içi huzursuz oldu.
“Neşe açma—”
Ama Neşe çoktan kapıyı aralamıştı.
Bir el kapıyı itti.
Neşe geri savruldu.
“Ne—?!”
İçeri biri girmeye çalışıyordu.
Yabancı.
“Bağırma,” dedi adam.
Neşe dondu.
Lara’nın kalbi yerinden çıkacak gibiydi.
“Çık dışarı!” diye bağırdı Lara.
Adam sırıttı.
“İkiniz de buradasınız ha…”
Neşe titriyordu.
Geri geri gitti.
Adam içeri adım attı.
Tam o anda—
Kapı sertçe açıldı.
“LAN!”
Karza.
Nefes nefeseydi.
Gözleri öfkeyle doluydu.
“NE YAPIYOSUN LAN SEN?!”
Adam döndü.
“Sanane—”
Cümlesi bitmeden Karza itti onu.
Sert.
“DEFOL GİT BURDAN!”
Adam karşılık verdi.
İtiş kakış başladı.
Neşe bağırdı:
“KARZA DİKKAT!”
Karza ilk defa… şaka yapmıyordu.
Gözlerinde o aptal gülüş yoktu.
Sadece öfke.
“DOKUNMAYACAKSIN ONA!”
Adam küfür etti.
Ama sonra geri çekildi.
Kapıdan çıktı.
Koşarak uzaklaştı.
Sessizlik.
Kapı açık.
Nefes sesleri.
Karza yavaşça döndü.
“İyi misiniz…?”
Neşe bir anda ağlamaya başladı.
Koşup Karza’ya sarıldı.
Sıkıca.
Karza dondu.
Sonra yavaşça… o da sarıldı.
“Tamam,” dedi kısık sesle. “Tamam geçti…”
Lara olduğu yerde kalmıştı.
Kalbi hâlâ deli gibi atıyordu.
Bir şey fark etti.
Kapının önünde…
Ayaz yoktu.
Ama Karza vardı.
Demek ki…
Geri dönmüştü.
Gece ilerledi.
Eymen şehir dışındaydı.
Neşe yalnız kalamazdı.
“Kal,” dedi Neşe Karza’ya.
Karza şaşırdı.
“Ben mi?”
“Evet… lütfen.”
Bir an sustu.
Sonra başını salladı.
“Tamam.”
Lara köşeden izliyordu.
Bir şeyler değişmişti.
Kesinlikle.
Gece.
Salon.
Işıklar loş.
Neşe battaniyeye sarılmıştı.
Karza karşısında oturuyordu.
İlk defa sessizdi.
Gerçekten.
“Ben…” dedi Neşe.
Karza başını kaldırdı.
“Ne?”
Neşe gözlerini yere indirdi.
“Ben küçükken…”
Sesi titredi.
“Annem… beni kullanırdı.”
Karza kaşlarını çattı.
“Nasıl yani?”
“İnsanlara gösterirdi,” dedi. “Güzel kızım derdi… onlar da para verirdi.”
Sessizlik.
Lara nefesini tuttu.
“Ben… gülmek zorundaydım,” dedi Neşe. “İstemesem bile.”
Karza’nın çenesi gerildi.
“Bu… normal değil.”
“Biliyorum,” dedi Neşe. “Ama o zaman bilmiyordum.”
Gözlerinden yaş aktı.
“Ben güçlü değilim Karza.”
Karza yavaşça yaklaştı.
Bu sefer…
cıvık değildi.
Hiç.
“Yanlış,” dedi.
Neşe ona baktı.
“Sen… hâlâ buradasın.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Bu güç.”
Sessizlik.
Ve o an…
Neşe’nin gözlerinde bir şey değişti.
Karza’ya baktı.
Farklı.
Lara köşede oturuyordu.
Sessizce.
Ama aklında tek bir şey vardı:
Bugün…
herkes değişmişti.
Baran.
Ayaz.
Karza.
Herkes.
Ve bu…
daha başlangıçtı.