İçeriğe geç

Kedi Kız

Bölüm 27 · 2 dk okuma

Kedi Kız

Bölüm 27

Bölüm 27- Frekans Karıştı

Odada Karza’nın hamburger üzerine nutuk çekmesi devam ediyordu ama benim kulaklarım uğulduyordu. Az önce ne olmuştu? Baran’ın telefonuyla benimki... tesadüf müydü? "Hayır Lara," dedim içimden, "Dünya o kadar küçük değil." Ama kalbim, bir maraton koşucusunun temposuyla göğüs kafesimi dövüyordu. ​"Lara? Laraaa! Dünyadan Lara’ya, ses ver!" ​Neşe’nin elini gözümün önünde sallamasıyla irkildim. Ayaz hâlâ saçlarını düzeltiyor, bir yandan da bana pis pis sırıtıyordu. Baran ise çoktan telefonunu cebine geri tıkmış, odanın diğer ucundaki tozlu bir kitaplığa bakmaya başlamıştı. Sanki az önceki o sıcak gülümseme hiç var olmamış gibi, yine o aşılmaz duvarlarını örmüştü. ​"Efendim Neşe?" dedim sesimin titrememesine özen göstererek. ​"Ayaz diyorum, maça gelirken Baran da geliyormuş, Eymen’i de ikna ettik. Yani tam kadro oradayız!" ​Gözlerim istemsizce Baran’a kaydı. O buz şelalesi gözler, kısa bir anlığına benimkilerle buluştu. Yıldız’ın mesajlarındaki o yumuşaklık, o korumacı tavır... Karşımdaki bu odun adamla nasıl eşleşebilirdi? ​"Geliyorum tabii," dedi Baran, sesi her zamanki gibi mesafeli ve düzdü. "Lara’nın o meşhur 'istemediği kişi olma' performansını kaçıramam." ​Kaşlarım çatıldı. Bunu nereden biliyordu? Neşe’yle sabahki konuşmamızı duymuş olamazdı! Ayaz kahkaha atarak araya girdi: "Valla çilli, ne yaparsan yap benden kurtuluşun yok. İster tırnaklarını çıkar, ister saçımı yol. Karizma bende baki!" ​O an Yıldız’a bir mesaj daha atmak için yanıp tutuşuyordum. Eğer şimdi yazarsam ve Baran’ın cebi yine titrerse... Bu ya dünyanın en güzel tesadüfü olurdu ya da en büyük felaketi. ​Parmaklarım ekranda gezindi: 'Yıldız, etraf çok kalabalık ve gürültülü. Ama bir şeyden şüpheleniyorum... Eğer haklıysam, seni bu gece uykunda boğabilirim.' ​Gönder tuşuna bastığımda nefesimi tuttum. Odadaki tüm sesler kesilmişti sanki. Sadece Karza’nın hamburger kağıdı hışırtısı ve benim kalp atışım... ​Baran’ın eli cebine gitti. Yavaşça telefonunu çıkardı. Ekranın ışığı yüzüne vurduğunda, o hep kaçtığım, hep merak ettiğim kahve gözlerindeki ifadeyi gördüm. Şaşkınlık mıydı o? Yoksa suçluluk mu? ​Bana bakmadı. Ama dudaklarını birbirine bastırdığını gördüm. Bir şey yazmadı, telefonunu tekrar cebine attı. ​"Ben gidiyorum," dedi aniden ayağa kalkarak. Hiçbirimize bakmadan kapıya yöneldi. ​"Nereye be oğlum? Daha pizza tost söyleyecektik!" diye arkasından bağırdı Karza. ​Baran kapı eşiğinde durdu, sırtı bize dönüktü ama ben onun o an gülümsediğini hissettim. "İştahım kaçtı," dedi sadece. "Bazı kediler tırnaklarını çıkarmaya başladı çünkü." ​Kapı kapandığında odadaki sessizlik Ayaz’ın "Bu çocuk iyice dengesizleşti," demesiyle bozuldu. Ama benim için her şey yeni başlıyordu. Eğer o Yıldız’sa, neden bunca zaman saklanmıştı? Ve daha önemlisi... Ben o buz kütlesine nasıl bu kadar içimi dökmüştüm?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.