🇪🇦
Ağlayan bebek sesleri, oldukça yüksek sesle konuşan yolcular...
Uçak yolculuğum hiçte beklediğim gibi geçmemişti. Bir de tüm bunlar yetmezmiş gibi kalacağım yerin adresini de kaybetmiştim.
Kaybetmeme sebep olan o siyahi kapüşonlu adamı da bulamazsam sokakta yatacağım herhalde.
Evet yanımda bir miktar para var. Ama o parayla konaklayabileceğim bir yer bulabilir miydim? Orası şüpheli.
Yani bulsam bile ne kadar idare edebilirdim ki?
Düşüncelerimle birlikte kafamı arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım.
🇪🇸
Anonsu ve insan seslerini fazlaca duyduğumda gözlerim hızlıca açıldı.
Uçak inişe geçtiğinde midem resmen boşluğa düşmüştü. Bu histen nefret ediyordum.
Uçak tamamen durduğunda başka çarem olmadığından yanımda ki herkesi ittirerek önlere geçtim.
Bir yandan da siyahi adamı arıyordu gözlerim.
Ve bingo!
Onu görmüştüm. Yine aynı şekilde kafasını eğip suratını gizliyordu.
Acaba hırsız falan mıydı bu herif?
Tavırları oldukça şüpheliydi.
Hedefime kilitlendiğimden çok dikkatini çekmeden onu takip ettim.
Bavul alma yerine geldiğimizde zamanın geldiğini düşündüm ve önüne dikildim.
Evet bu herif uzun boyluydu. Bu yüzden kafamı kaldırarak dik dik baktım ona.
Yüzünü ilk kez gördüğümde siması oldukça tanıdık gelmişti bana ama çıkaramamıştım.
Göz göze geldiğimizde bir an afalladı. Sonrasında ise uzaklaşmak için yana doğru iki adım attığında kolundan sertçe tuttum.
Hemen kolunu benden çekti ve yine gitmeye kalktı.
Bu sefer koluna daha sert asıldım ve onu engelledim.
Oldukça sinirlenmişti. Öldürecek gibi bakıyordu bana.
"Hesabını vereceksin." dedim ona düz bir sesle.
Söylediğim şeyle kaşları havalandı.
"Neyden bahsediyorsun sen? Aklını falan mı kaçırdın!"
Ona dik dik bakmaya devam ettim.
"Sen bir aptal gibi etrafına bakmadan yürüdüğün için benim için oldukça önemli olan bir şeyi düşürdüm."
Ukala bir tavırla söylemiştim bunu.
"Pekala neyini düşürdüğünü söylersen eğer sana parasının iki katını verebilirim."
Küstah şey.
"Senin yüzünden kalacağım yurdun adresinin yazdığı kartı düşürdüm. Yani bana iki tane ev almalısın o zaman."
Ağzını açtı fakat bir şey diyemeden geri kapattı. Bir şeyler düşünüyordu.
"Madem kalacağın yerin adresini kaybettin o zaman sana kalacağın bir yer ayarlayabilirim. O zaman ödeşmiş oluruz değil mi?"
Artık gıcık tavrını bırakmış gibiydi. Haklı olduğumu anlamıştı.
Kafamı olumlu manada salladım.
"Pekala, o zaman önce valizlerimizi alalım. Sonrasında sana kalacak bir yer buluruz."
Kabul ettim ama ya bu adam bir suçluysa ve bana bir şey yapmaya kalkarsa?
"Hey." diye seslendim ona.
Önümde yürüyordu ve arkasına döndü.
"Sana neden güveneyim ki? Yüzünü gizleyip duruyorsun. Suçlu olup olmadığını nereden bileceğim?"
Söylediğim şey onu güldürmüştü.
"Neye gülüyorsun tam olarak?" diye sorduğumda daha çok gülmüştü.
Cüzdanını açıp içinden kimliğini çıkartarak bana uzattı.
Kimliği elime alıp baktığımda çok uzun bir ismi olduğunu fark ettim.
"Jude Victor Willliam Bellingham."
Fısıldayarak okuduğum isimle kafamda bir şeyler canlanmaya başlamıştı.
Hassiktir.
Doğru ya!
Bu çocuk bizim milli takımdaydı!
Maxine bana zorla milli takım maçı izletirken görmüştüm onu. Demek bu yüzden siması tanıdık gelmişti. Şuan gerçekten de çok utanıyordum.
Kimliğini ona geri uzattım.
Gülümseyerek konuştu.
"Artık seri katil olmadığımdan eminsindir. Değil mi?"
Utana sıkıla kafamı salladım sadece.
🇪🇸
Valizlerimizi alıp havalimanından çıktığımızda telefonda birisiyle görüşmüştü. Bir süre sonra yanımıza cam film kaplı lüks bir araç yanaşmıştı.
Jude elimden valizimi alarak bagaja yerleştirmişti. Arabaya binmemi işaret ettiğinde çekine çekine aracın arkasına binmiştim. Jude'de ön tarafa bindiğinde sürücü koltuğuna oturan adamla tokalaşmıştı.
Adam onunla tokalaştıktan sonra arkasına dönüp bana bakmıştı.
"Hey, sende Jude'nin kız arkadaşı oluyorsun galiba. Ben Vinicius."
Elini uzattığında sıktım.
"Öncelikle onun kız arkadaşı değilim. Sadece bana kalacak bir yer borçlu o kadar. Ve ismim Gwendolyne."
Vinicius tek kaşını kaldırdı.
"Kalacak bir yer borçlu derken?" Gözü Jude ve benim aramda gidip geliyordu.
"Pekala Vini, uçağa binerken kimse beni tanıyıp peşime düşmesin diye etrafıma bakmadan yürüyordum ve yanlışlıkla ona çarptım. Ve o da kalacağı adresin yazdığı şeyi düşürmüş. Olay bu ve ben ona borçluyum."
Jude'nin geçtiği özetle Vinicius kafasını salladı. Ve bana bakmaya devam etti.
"Hey Gwendolyne, anladığım kadarıyla burada yenisin ve bu yüzden kalacak bir yere ihtiyacın var."
Onu onayladım.
"Aslında kız kardeşim ne zamandır bir ev arkadaşı istiyordu. Eğer kabul edersen seni onla tanıştırabilirim. Böylece kalacak bir yerin olur. Ne dersin?"
Durup biraz düşündüm. Aslında oldukça mantıklıydı. Burada zaten bir işe girecektim. Evin belirli ihtiyaçlarını karşılayabilirdim.
"Olur." diye cevap verdiğimde Vinicius sevinmişti. Jude'nin pekte umurunda değil gibi görünüyordu. Omuz silkip önüne döndü.
"Hey Jude senin için bir sorun yok değil mi?
Jude küstah tavrına geri dönmüş gibi gözüküyordu.
"Tabiki de yok. Aksine beni ondan kurtarmış olursun."
🇪🇸

