İçeriğe geç

Kaza Altında Suçlar

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Kaza Altında Suçlar

Bölüm 1

1. Bölüm: Kim Yaptı?

"Kanlı başlangıç"

Duru her zamanki gibi sabah kalkıp elini ve yüzünü yıkamıştı, ve geri yatağına gidip telefon ile oynamaya başlamıştı, hep böyle yapıyordu, sabah kalkıp elini, yüzü yıkayıp telefon ile oynuyordu, ama bu gün her zamanki gibi olmayacaktı.

Biraz telefon ile oynadıktan sonra şarzı bitti ve telefonu bırakıp yatakta oturmaya başladı. O sırada kapı çaldı, gelen Sedanaz'dı. Onu pek sevmezdi, gerçi Sedanaz' da Duru'yu hiç sevmezdi, o sırada Sedanaz Duru'ya "Aşşağıya gel" dedi, kaba bir ses tonu ile. Duru ise sertçe "Tamam, beş dakikaya gelirim" dedi. Sedanaz garip bir bakış atıp gitti, Duru ise hemen cepli bir pantolon giyip içine küçük bir bıçak koydu ve aşşağıya indi, inerken asansörde Sema ile karşılaştı.

Duru yedinci katta oturuyordu, bu yüzden yedinci kattan asansöre bindi, Sema' da yedinci katta asansöre binmişti.

DURU ÖZOĞLU

"O beşinci katta oturuyordu, neden yedinci Katta binmiştiki?" diye düşünürken Sema bana döndü ve:
"Dün yaptıklarını unutmadık, bakalım bu gün ne olacak?" dedi, kaba bir ses tonu ile. Bende nazik ve sinsice:
"Bakalım." dedim. Sinir etmeyi çok iyi başarabiliyordum.
"Kes lan! En iyi lafın bu mu?!" Bayağı sinirlenmişti, belli ediyordu. Kötü bir bakış atıp önüme döndüm. O sırada asansör zemin katta durdu, kapılar açıldı ve karşımda Hazal duruyordu, sessizce "hah. Bir bu eksikti" dedim. O da duymuş olacak ki "daha şimdiden ofluyorsan işimiz var seninle" dedi, pek takmadan "tamam" deyip geçiştirdim.

Az sonra üçümüz beraber oturduğumuz binadan çıktık, sitede oturuyorduk, A1, A2,B1,B2... Şeklinde diziliyordu binalar, biz ise C1 de oturuyorduk. Binadan çıktık ve bizim binamızın arka bahçesine gittik, orada iki tane küçük çardak vardı, biri C1'in diğeri ise C2'nin çardağıydı.

Sedanaz C1'nin çardağında oturuyordu ve sinirli bir şekilde bana bakıyordu, aklınca beni korkutuyordu, beni diğer dövdüğü kızlar gibi sanıyordu.

O sırada Sedanaz'ın yanına gelmiştik "kameraları kapattım, ama burada biri görebilir bodruma gidelim" demişti ve bodruma gitmiştik.

Bizim bodrumlarımız daire şeklindeydi, aslında önceden daireler vardı ama kimse bodrum kattan ev almadığı için site yöneticisi oraları bodrum olarak kullanılmasını istedi ve öylede oldu. Her katta sekiz daire vardı, bodrum katta da öyle idi ve üçüncü daireye Sedanaz'ın ailesi eski eşyalarını koyuyordu.

Bizi kendi bodrumlarına götürmüştü Sedanaz, ama garip bir şekilde perde vardı ve kapalıydı, "yaşamadığınız bir yere neden perde takıyorsunuzki?" Birazdan öğrenicektim ve işimede yarayacaktı o perdeler. Ben bunları düşünürken Sedanaz bizi büyük bir odaya getirdi, burası salondu ama bodrum olarak kullanıldığı için eski dolap, kanepe, televizyon, çekmece, yatak v.b vardı. Sedanaz oradaki beyaz dolabın önünde kollarını bağlayarak ve kaşlarını çatarak bana döndü:
"Dün hatırlarsan bana vurdun." dedi, hemen lafa atlayıp:
"Evet, yine olsa yine yaparım" dedim, ve bana "KES LAN!" diye bağırdı ve devam etti "eceline susadın herhalde sen, istersen uğraşma benimle" derken arkasındaki beyaz dolaptan bıçak çıkardı, o sırada Hazal ve Sema iki kolumdan tutdu, pek takmadım çünkü aptal Sedanaz'ın birşey yapamayacağını biliyordum ve kahkaha atmaya başlayıp dalga geçtim:
"Çete misiniz lan siz?" diyerek güldüm, sedanazın hoşuna gitmemiş olacakki elindeki bıçağı bırakıp yüzüme bir yumruk attı, hemen ciddiye bağlayıp yanımdaki Hazal ve Sema'ya dirseğim ile sırayla suratlarına vurdum ve cebimdeki bıçağı çıkarıp Sedanaz'ı bıçaklamaya başladım, o sırada Hazal ve Sema kaçmaya çalıştı ama aptal Seda kapıyı kilitleyip anahtarı cebine koymuştu.

Hazal ve Sema kaçamayacaklarını anladığında ağlamaya başladılar ve bende kimseye birşey anlatmamaları için önce Sema'nın üzerine koşup onu öldürdüm sonrada Hazal'ı öldürdüm. Kendime geldiğimde nasıl bunlardan kurtulacağımı düşündüm, tek bir yolu vardı parmak izlerinden kurtulup cesetlerin birine suç atmak, hemen kenidi parmak izlerimin olduğunu düşündüğüm yerleri oradan bulduğum bir bez ile sildim ve bıçağımıda temizledim. Seda'nın aldığı bıçağı bez ile alıp Hazal'ın eline verdim, çünkü onun sırtında hiç bıçak yarası yoktu, boğazında ve karın bölgesindeydi daha çok.

İntihar olduğu düşünülmesi için bıçağı Hazal' ın eline verip parmak izini alması için yapmıştım bunu, ve bezide yanıma alıp öldüklerinden emin olup kimseye görünmeden çıktım oradan.

Aptal Seda kameraları kapattığı için kimse benden şüphelenmeyecekti, en azından ben öyle sanıyordum.

Hemen bodrumdan asansöre binecektim, ama biri ile karşılaşırsam bodrumdan geldiğimi anlar diye zemin kattan binmeye karar verdim fakat merdivenleri çıkarken ellerimin ve üstümün kan olduğunu fark ettim, durdum, ve hemen o korku ile hızlıca aşşağıya indim, Seda'ların bodrumuna girip kıyafet aradım ama bulamadım sonra bizim bodrumumuzda eski kıyafetlerimin olduğunu hatırladım, giymediğim kıyafetleri annem seçip bodruma getiriyordu ve hemen bizim bodrumumuza girip oradaki kıyafetleri aldım, siyah bir eşofman ile beyaz bir tşört giymiştim, kanlı kıyafetleti ise annemin eski ayakkabılarımı koyduğu bir poşete koydum, ellerimide poşetin altına saklayıp yavaşca biri varmı diye kontrol ederek zemin kata çıktım ve kimseye görünmeden zemin kattan asansörü çağırdım. -1'den yani bodrum kattan geldi ve binip yediye bastım, asansörden inerkende beşinci Kata bastım ne olur ne olmaz diye.

Kata çıkmıştım sırada eve girmek vardı tırsıyordum çünkü annem ve kuzenime yakalanmak istemiyordum. Kuzenim diyorum çünkü kuzenim İlayda abla bizde kalıyordu üniversite için, aslında kız yurdunda kalabilirdi ama istemedi çünkü arkadaşı bizim sitede D 1'de üçüncü Katta oturuyordu, oda teyzelerinde kalıyordu zaten.

Çok korkuyordum yakalanacağım diye ama eve girmek zorundaydım çünkü ellerim kanlıydı ve yıkamam lazımdı. Cesaretimi toplayıp kapıyı çaldım ve annem açtı:
"Sen dışarıdamıydın, ne ara çıktın, duymamışım." dedi, bende:
"Evet. Seda, Hazal ve sema beni çağırmışlardı saçma sapan konuşmak için." dedim ve hemen içeri girip banyoya koştum, kapı kolunu kirletmeden banyoya girip elimi yıkadım sonra kıyafetlerimi temizleyip kurutma makinesine attım ve odama çıkıp kıyafetlerime dünden kalma kahve döküp kirlendi diye üstümü değiştirdim. Biraz telefonla oynamak için telefonumu şarzdan çıkardım, yatağımda oturmaya başladım ve birden aklıma Seda, Hazal ve Sema'yı öldürdüğüm geldi, bayağı bayağı birilerini öldürmüştüm ve bu çok hoşuma gitmişti, tekrar yapmak istemiştim ama kimi öldürebilirdimki.

O sırada aklıma o bez geldi ve onu yıkamadığımı hatırladım, poşeti odama getirmiştim, hemen yatağımın yanındaki poşeti aldım ve odamdaki banyoya koştum, bez biraz kan olmuştu. Zorda olsa çıkmıştı kan lekesi, ve onu kurutmak için aşşağı kata inip banyoya girdim, kıyafetlerim çoktan kurumuştu, onları alıp tekrar giydim. Pantolon ve tşört siyah olduğu için kan lekesi kolay çıkmıştı.

Bezide kurutma makinesine atıcaktım ama vaz geçtim çünkü annem bezi görürse bizim olmadığı için bir şeyler sezebilirdi. hemen odama çıkıp saç kurutma makinesi ile kurutmaya çalışıyordum kendi banyomda.

Evimiz iki katlıydı, ikinci Katı sonradan alıp merdiven yaptırmıştık, yukarıda annemle bizim odamız vardı, birde benim biligsayar odam ve oturma odası vardı ama oturma odasını pek kullanmazdık genelde misafir geldiğinde ya aşşağı kattaki salonu ya da oradaki oturma odasını kullanıyorduk, tabi aşşağı kattaki bir odada kuzenim kalıyordu, oraya kullanmadığımız bir baza ve dolap koymuştuk, tabi masa ve çekmecede, eşyalarını oraya koyuyordu. Onun hemen yan odasında çamaşırlık gibi bir oda vardı, bazen kurutma makinesine sığmıyordu kıyafetler, bu yüzden oraya asıyorduk, ve birde ütü vardı.

Saç kurutma makinesi ile uzun süre kurumayacağını anladığımda hemen aşşağıya inip ütüyü basıp kurutmaya çalıştım. Biraz uğraştıkdan sonra yukarıda ki odamda ki balkona çıkıp bezi yakıcaktım ama anlarlar diye balkonda yakamadım, ve zemin kata inip dışarı çıkıp sitenin arkasındaki orman benzeri ağaçlık yere gittim, genelde orada insanlar piknik yapıyordu ama bu gün sabah yağmur yağdığı için kimse yoktu.

Beze kolonya döküp yaktım biraz zorladı ama sonunda külden başka birşey göremiyordum. Siteye geri dönecektimki polis arabaları gördüm, çok korktum daha doğrusu gerildim, çünkü ben hiçbir şeyden korkmam. İlk kaçmayı düşünmüştüm ama polisin biri beni gördü ve mecbur gittim siteye.

Oradaki kadın polise "ne oldu" diye sordum, oda:
"Bodrumda üç tane kız cesedi bulundu, onun için inceleme yapıyoruz" dedi. Şaşırmış gibi yaparak "kimlermiş ki?" diye sordum, polis de:
"Sedanaz YILMAZ, Sema TEMİR, Hazal DEMİRTAŞ, tanıyor musun?" Dedi. Bende üzgün bir ses tonu ile "evet, birbirimizi pek sevmezdik ama-" dedim. O sırada Fikriye teyze "Sen de onların yanındaydın!" diye bağırdı bana. Şaşırdım nerden biliyorduki?. Hemen ona doğru dönüp;
"Ne alakası var ya?" dedim şaşkın taklidi yaparak. O da yanımıza gelip oradaki polise:
"Sabah Duru ile bahçedeki çardağa geldiler çok durmadan binaya geri girdiler" dedi.

Biraz sonra karakola gelmiştik, ifadelerimiz alınacaktı, ilk fikriye teyzeyi aldılar, benimde başımda bir polis bekliyordu. Yaklaşık on beş-yirmi dakika sonra fikriye teyze çıktı ve ben girdim. Polis bana:
"Sabah onlarla bahçeye çıkmışsın, ve geri binaya girmişsiniz, aynı günün akşamı ölü bulundular, ayrıca daha öncedende kavgalıymışsınız onlarla, tesadüfmü bunlar." dedi. Ben de:
"Evet" dedim, sonrada devam ettim:
"Sabah beni bahçeye çağırdı Seda, sonra da bana geçen akşam kavga ettiğimizde ona yumruk attığımın bedelini ödeyeceğimi söyledi, bende he-he diyerek geçiştirdim. Sonra beni binaya götürüp bodrumlarına girdirmeye çalıştı, bende kaçtım oradan. Hazal beni tutmaya çalıştı, tutamayınca geri dönmüş sanırım" dedim. Polisde:
"Sanırım derken? Tam olarak görmedin mi geri bodruma döndüğünü?" dedi, bende:
"Evet, ben zaten asansörle yukarı çıktım. Öyle kaçtım" dedim. İkna olmuş gibiydi. En son soru olarak neden kavga ettiğimizi sordu, ben de:
"Onun kardeşi bana hakaret etmişti, bende ona vurmuştum, oda Seda'ya söylemiş. Bu yüzden kavga ettik" dedim. Polisin ikna olduğu belliydi "tamam" dedi ve beni göderdi. Polise söylemediğim bir şey vardı, Seda ile kavga ederken ona yumruk attım ve burnu kanadı. Söyleme gerği duymadım, bu yüzdende söylememiştim.

Çıktığımda annem bana:
"Ne oldu. Niye seni karakola getirdiler." dedi. Bende:
"Fikriye teyzenin şizofreni hareketlerinden biri işte." diyerek geçiştirdim. O sırada polis çıktı ve bize "gidebilirsiniz, yanlış anlaşılma olmuş." dedi. Fikriye teyze hâlâ inat ediyordu, "gördüm o da oradaydı" diye kendini üste çıkarmaya çalışıyordu. Polis onu odasına alıp her şeyi anlatmış olacakki eve geri döndüğümüzde sessiz sessiz dolanıyordu site içerisinde. Belkide fırtına öncesi sessizliğiydi bu.

Aradan bir hafta geçmişti. Fikriye bunağından ses soluk yoktu, tam ikna olduğuna karar vermiştimki yaptı yine yapacağını.

Saat akşam beş civarlarındaydı. Kapı çaldı. Ben yukarıda odamda oturuyordum, kuzenim İlayda abla kapıyı açmıştı ve annemi çağırmıştı. Beş-on dakika sonra annem beni çağırdı. Aşşağıya indiğimde salonda fikriye teyze, Seda'nın Annesi ile Babası yani Ceylan Hanım ile Faruk Bey oturuyordu. Fikriye belası hâlâ peşimi bırakmamıştı. Bana dik dik bakıyordu, hiç takmadan koltuğa oturdum ve kibarca:
"Beni çağırmışsınız, buyurun dinliyorum." dedim. Fikriye lafa atlayıp:
"İtiraf et, sen öldürdün o kızları." dedi. Bende:
"Ben öldürmedim" dedim. O da hemen:
"Yalancı. seni onlarla bahçedeyken gördüm, herkesi kandırmış olabilirsin ama beni kandıramazsın!" dedi. Ben tam konuşacaktımki Ceylan Hanım yani Seda'nın Annesi lafa atlayıp kibarca:
"Sakin olun. Önce birbirimizi dinleyelim sonra kimin yalancı olduğuna karar verelim." Dedi. Bende tamam der gibi başımı salladım, sonra devam etti:
"Fikriye teyzeciğim siz nasıl gördünüz, anlatın" dedi. Bu kadının piskolog olduğuna şaşmamalı. Fikriye teyze hemen:
"Ben onları cesetler bulunduğu günün sabahı bahçede gördüm. Hazal ve Sema ile çıkıp Seda'nın yanına gelmişlerdi sonrada ne hikmetse üçü ölü bulundu ama Duru sağlam." dedi. Anlamıştım bu kadın benim ölmemi iştiyordu ama bana hiçbirşey olmayacaktı. Ceylan Hanım ise bana döndü ve kibarca:
"Şimdi sen anlat neler olduğunu." dedi. Bende hemen:
"Sabah Seda beni bahçeye çağırdı, bende indim. Asansörde Sema ile karşılaştım. İnincede Hazal ile karşılaştım ve Seda'nın yanına gittik. Orada biraz konuştuktan sonra beni zorla bodruma sokmaya çalıştılar. Bende kaçtım. Hazal beni yakalamaya çalıştı ama yakalayamadığı için kavga ettiler, zaten Hazal'ın intihar ettiği düşünülüyo, muhtemelen Sema ve Seda' yı öldürüp intihar etti." dedim. Fikriye olacak o bunakta daha hâlâ inat ediyordu sen öldürdün diye, ama Ceylan Hanım ile Faruk Bey ikna olmuştu çoktan. Kalktılar ve çıkarken Ceylan Hanım:
"Kusura bakmayın fikriye hanım illa o öldürdü diye inat etti, bizide zorla getirdi. Sizden çok özür dileriz." dedi. Annem ile ben de "sorun yok." deyip kapıyı kapattık. Annem ise:
"Ay şu Fikriye'de ne uzattı illa sen yaptın, sen yaptın diye. Bir düş arkadaş yakamızdan be." dedi. Bende:
"Benim de ölmemi istiyor herhalde." dedim ve devam ettim:
"Yok arkadaş ben o hapise girene kadar bu kadın yakamızdan düşmeyecek." dedim. Annemde:
"Aman boş ver, baksana Ceylan bile inanmadı ona. Tabii biliyor deli-manyak olduğunu." dedi. Ben de "aynen." dedim ve yukarı odama çıkıp dört-beş saat telefonla oynadıktan sonra yatıp uyudum.

Bölüm sonu.


İlk bölümler acemice yazılmıştır.

Devamını hemen okumak istiyorsanız Wattpad'e gidebilirsiniz.

Wattpad: ViperLucky

Bölüm sonu

1 yorum