Kız onu bir yere götürdü. Burası baktıkları 5.yerdi çünkü Lilith'in parası diğerlerine yetmiyordu hem yetse bile oralarda kalmazdı çünkü bu sefer yiyecek içecek parası kalmayacaktı. Sonunda küçük tatlı ve mütevazi bir yer buldular. Lilith burayı gerçekten çok sevdi. Onun yaşadığı yere göre çok iyiydi. Her ne kadar sehirdekiler burayı begenmese de Lilith için burası gayet güzeldi.
-Burda kalmaya emin misin istersen daha güzel bir yere goturebilirim.
Lilith olumsuzca başını salladı ve yatağa oturdu. Onun yatağında hareket etmek zordu. Hep gıcırtılı sesler çıkarıyordu. Bu yatak çok yumuşaktı. Aklından "Bu gerçekten çok güzel bir ilerleme." diye geçirdi ve etrafı incelemeye başladı oda çok güzeldi. Yerler parkeydi odada tam istediği gibi bir masa vardı. Büyük bir dolap, bir sifonyer vardı. Odanın yanında bir kapı daha vardı orası kızın söylediğine göre yangın çıkışıymış. Artık ne kadar çıkış ise. Hem kapısı da kilitliydi. Lilith:
-Madem kapısı kilitliyse ben acil bir şey olduğunda nasıl çıkacağım?
-Bilmiyorum.
Lilith ise aklimdan "Harika" diye geçirdi ve aklına bir kitap fikri geldi. Bu "Gizemli" kapı hakkında bir kitap yazacaktı. Bu fikir onun hoşuna gitti. Tam bunları düşünürken yanına kız gelip oturdu.
-Hâla adını sormadım. Adın nedir?
_Benim adım Lilith ya senin ki?
-Benim adım Pearl.
-Güzelmiş.
-Hadi bana hikayeni anlat. Neden buraya geldin?
-Senin diğerleri gibi olmadığını nereden bileceğim?
-Hmm. Şimdilik bilemezsin doğru ama sonradan belki en yakın arkadaşlar oluruz ne dersin?
-Bana neden bu kadar iyi davranıyorsun?
Bunu söylediği an Pearl yere baktı ve hüzünle iç çekti. "Hiç." Dedi sadece. Lilith bunlara bir anlam veremedi. En sonunda Lilith yalnız kalmak istediğine karar verdi.
-Pearl her şey için teşekkürler ben şu an odayı diyeceğim.
Pearl ne demeye çalıştığını anladı ve:
-Tabi tabi pardon. Ben sonra gelirim tekrardan.
Dedi ve hızlıca çıkıp gitti. Lilith kendi kendine "Ne garip kız sanki 5 yıldır arkadaşız. Her neyse hadi daktilomuzu çıkartalım." diye düşündü. Hemen kutuya gidip daktilosunu çıkardı. Bu daktiloyu kendisi almamıştı ya da biri vermemişti. Ailesinden kalan tek şey bu daktiloydu. O yüzden bu daktiloya çok iyi bakmalıydı. Hemen daktilosunu çıkartıp masanın üstüne koydu. Sonra da eşyalarını çıkardı ve dolaba koydu. Kıyafetleri dolabın yarısını bile kaplamiyordu . Bu onun için sıkıntı değildi. Hatta bu onu daha da gaza getiriyordu. Sonuç olarak eşyalarını çıkardı ve dizdi. Sonra da masasının başına geçti ve başladı. Aslında öncelikle eski kitaplarını bastırmak istiyordu ama şu an içinde inanılmaz bir yazar ruhu oluşmuştu. Yazmaya başladı. Daktilodan çıkan o sesler onu rahatlatan şeyler arasındaydı. İlk önce bölümün başlığını attı. "KAPIDAKİ DÜNYA" hikayesine böyle başlamıştı. O bunu yazarken çok zaman geçmişti. Hem zaten şehre gitmek için sabah çıkıp öğlen varmıştı bir de daktilosunun başında akşama kadar oturmuştu. Bugün hem en yorucu günüydü hem de en güzel günüydü. En sonunda çok yorulduğunu karar verip yatağına geçti. Yatağının karşısında masası vardı zaten. Odada küçük bir pencere de vardı o da yatağın hemen yanındaydı. Kız bu durumu çok sevdi çünkü böylece dışarısını izleyebilecekti. Zaten odası 2. Katta olduğundan kimse onu görmeyecekti. Kız sonunda diğer gün şehri gezmeye karar verdi ve mutlulukla gözlerini kapadı.