Sabah olunca uyandı ve yarı kapalı gözlerle kırık yatagına oturdu. Evi küçüktü bir kulübe gibiydi. Annesi ve babası yoktu kendi kendine büyümüştü. Doğduğundan beri bu kasabadaydı. Eşyalarını toplamak için ayağa kalktı. Kırık boy aynasının önünde durdu ve arkasından bir kutu çıkardı bu kutunun içinde yıllardır biriktirdiği parası duruyordu. Aslında daha önce gitmek istiyordu bu kasabadan ama ne cesareti vardı ne de parası zaten bir kaç kere evlenecekti o yüzden bu fikri uzun zamandır düşünmemişti ama dün verdiği o kararla o cesareti bulmuştu kendi kendine "Eğer ki burda yaşamaya devam edersem öleceğim." dedi ve hazır olduğunu hissetti. Hızlı bir şekilde daktilosunu bir kutuya koydu ve yanına olan birkaç parça eşyasını alıp son kez gülerek aynaya baktı ve kapıdan çıktı. Bugün hayatının değişeceği gündü şehir biraz uzaktı ama olsundu o bugün her şeye katlanirdi. Yolda yürümeye başladı. Sabah erken olmasına rağmen tek tük insanlar vardı. Onu görenlerden bir eski nişanlısıydı. Onu görmeyeli aylar olmuştu. Söylenenlere göre şehre gitmişti ve orda kendine küçük bir fırın açmıştı. Peki neden buradaydı? Kim bilir. Kız buna takılmadı ve yürümeye devam etti. Nişanlısının ona baktığına emindi o yüzden hızlıca elindeki koca kartonla oradan ayrıldı.
Sonuçta bir faytona bindi parası ancak buna yetiyordu ama o da çok pahalı idi. O kadar pahalıydı ki tüm parasını vermek zorundayd. Eğer ki tüm parasını verirse şehirde ne yapacakt? O da biraz düşündü ve dedi ki "Eğer ki risk almayacak isem burada çürüyeceğim." Bunun üzerine kabul etti ve yola koyuldu.