İçeriğe geç

Kayıp Varis

Bölüm 5 · 10 dk okuma

Kayıp Varis

Bölüm 5

4. Bölüm

Lucas benden ayrıldı ve konuşmaya başladı.

"Davranışlarını bazen kardeşime benzetiyorum. Ölen kardeşime."

Şok olmuştum bir kardeşi vardı ve üstelik ölmüştü.

Bu fazla büyük bir şeydi. Fazla can yakacak bir konuydu.

"Neyse sana hiç sarılmamışım gibi yapalım ve otele gidelim." dedi Lucas.

Ona 'tamam' anlamında kafa salladım ve sessiz bir şekilde yürümeye devam ettik.

Ama ben hissetmiştim. Gerçekten hissetmiştim. Lucas ile aramızda bir bağ oluşmuştu. Anlatamayacağım bir bağ.

Geçen sessiz yolculuğun sonunda otele gelmiş olmalıydık ki Lucas ile bir binaya girdik.

Tamam bina dedidiğim aşırı gösterişli, her yerinde ışık olan. Bir yer olabilir ama takmayalım.

O buraları nasıl biliyordu.

Ruh hayvanı yönlendiriyor.

Anladım.

Lucas binanın girişindeki kadınla konuşup ondan iki anahtar aldı. Ve para verdi.

Yanıma geldiğinde ise anahtarlardan birisini verdi ve konuşmaya başladı.

"3. Katta odalarımız yan yana olacak. Bir sorun olursa gelebilirsin."

Ona 'tamam' dercesine başımı salladım. Ve yürümeye başladık.

Bugün hiç çenem susmamıştı ama sarılma şokunu da atlatamıyordum işte.

Hayır bir de yeni tanıştığın birisine sarılıyorsun. Mesela Bronte'ye sarılsa anlarım.

Tamam bu oldukça kötü bir örnekti sarılmasın.

Odalarımızın önüne geldiğimiz zaman konuşmaya başladım.

"Görüşürüz ve iyi geceler." dedim.

Tamam sonra o bir şey diyemeden odaya bir anda dalmış. Ve kapıyı kapatmış olabilirdim. Ne yani.

Oda çok büyüktü. Ve yatakta öyle.

Hayatımda görevini sizin kadar erteleyen iki kişi görmedim.

Şşştt orada dur. Şimdi sen bana, sen hiç dinlenme sadece görevini yap mı diyorsun.

Lenora öyle bir şey demedim.

Aynı şey.

Aynı şey değil.

Aynı şey.

Uyu Lenora uyu yarın yorucu bir gün olacak.

Tamam işte bu konuda haklısın.

Dolapta bir kaç parça kıyafet var. Giyin ve rahat bir uyku çek.

Tamam.

Dolabın içinden giyebileceğim bir kaç kıyafet çıkardım. Ve kendi kıyafetlerimi çıkartıp, yenilerini giydim.

Kendimi yatağa atıp üstümü örttüm. Rahat hissediyordum. Çok rahat.

İyi uykular.

°°°
Bir ormanda yürüyordum ama nereye gittiğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sanki birisi yönlendiriyordu. Ama rüyada olduğumu biliyordum.

Önüme bir tavşan çıktı. Durdu bana bir süre baktı sonra büyüdü ve bir insan bedenine dönüştü.

Bu bir insan değildi. Cadı veya Büyücü de değildi. Element kullanıcısı, işte o hiç değildi.

Herşeyi özel olarak yaratılmıştı sanki. Her bir parçası özel olarak. Anlatamayacağım bir güzelliği vardı. Kaşı, gözü, burnu her şeyi özeldi sanki.

Tarif edemezdim. Hiç bir zerresini tarif edemezdim.

Sonra insan bedeninden çıktı ve bir yaratığa dönüştü. Simsiyah büyük. Dev gibi bir yaratığa. Bana baktı ve önümde diz çöktü. Evet kocaman devasa yaratık önümde diz çöktü.

"Kendinize dikkat etmelisiniz Varisim." dedi yaratık.

Varisim.

Varisim ne alakaydı?

"Ah şey yanlış kişinin rüyasına girdiniz sanırım." dedim.

"Hayır Varisim Auranız doğru kişiyi bulduğumu söylüyor." dedi yaratık. Evet yaratık buna yaratık demeye devam edecektim.

"Beni korkutuyorsunuz." dedim.

"İsterseniz insan bedenine geri dönebilirim korkmanızı istemem." dedi Yaratık.

"Beni görüntünüz değil, laflarınız korkutuyor. Varisim diyorsunuz. Ben bir Varis değilim." dedim.

"Her şeyi öğreneceksiniz Varisim. Ama daha zaman var. Vakti geldiğinde herkes kim olduğunuzu öğrenecek. Siz şimdi bunlara takılmayın. Sadece dikkatli olun. Çok dikkatli olun." dedi yaratık.

Ve sonra ayağa kalkıp gitti.

°°°

Rüyalar rüyalar. Her zaman insanın kafasını karıştırıyordu. Daha yeni uyanmıştım ama kafam çok karıştıktı.

Varisim demişti bana.

Ben kim Varis olmak kimdi Tanrıça aşkına.

Ayrıca ben Varisler gibi kibar olamazdım. Terbiyeli birisi bak işte o hiç olamazdım.

Neler olduğunu artık bende anlayamıyorum.

Sen bile anlayamıyorsan kimse benden anlamamı beklemesin o zaman.

Kafam cidden çok karışmıştı. Ama daha bir görevimiz vardı.

Yataktan kalkıp lavaboya gittim elimi yüzümü yıkadıktan sonra bir takım işlerimi hallettim ve çıktım.

Başka kıyafetim olmadığı için mecburen dün giydiklerimi giyecektim. Element Okulunun ilk gününde bir göreve gitmiştim. Bu iyi bir şey miydi bilmiyordum ama daha gücümü tam ortaya çıkaramamışken bence kötü bir şeydi.

Lucas uyanmış mıydı acaba.

Uyandı, bana binlerce kez senin uyanıp uyanmadığını sorduğu için biliyorum.

Ne alakaydı şimdi bu.

İmalı imalı konuşma benimle Amos.

Ama sarılan da sizsiniz.

Saniyelik bir şeydi. Ve bir anlamı yoktu.

Odada bulunan tarakla saçımı tarayıp topladım ve odadan çıktım. Yan odanın kapısına vurdum ve saniyeler içinde kapı açıldı.

"Biraz daha uyusaydın Lenora." dedi Lucas.

Ona göz devirip konuşmaya başladım.

"Nereye gideceksek gidelim."

"Gidelim." dedi o da.

Kesinlikle kahvaltı yapmak istemiyordum. Bir şeyler yersem midem bulanacakmış gibi hissediyordum.

Lucas ile otelden çıktık. Cadı pusulasını çıkardı ve gideceğimiz yönü buldu.

"Çok uzakta değiller. Ama çok yakında da değiller." dedi Lucas.

"Bir an önce Element okuluna dönmek istiyorum." dedim.

"İstersen gidebilirsin. Eminim diğer Varislerle daha iyi ilerlerdik." dedi Lucas acımasızca.

Duygularımı hiç önemsemiyordu. Üzüldüm mü? Kırıldım mı? Neyse zaten onaneydi.

Neymiş diğer Varislerle daha iyi ilerlermiş.

Tamam sakin ol ne demişti halan Lenora 'küfür kötü bir şeydir.' sakin ol ve ağzını kapalı tut.

"Onlarla gelseydin o zaman."

Bana bir bakış attı ve konuşmaya başladı.

"Mümkün olsaydı gelirdim merak etme."

Üzülüyormuydum Yoksa sinirleniyormuydum inanın bilmiyordum.

Sanki iki duygu da birbirine girmiş gibiydi. Ama en çok öfke vardı.

Hey Lenora, sakin ol. Sadece sakin ol.

Sakin olmam gerekiyordu. Peki neden. Kimin için sakin olmalıydım.

İnsanların büyü gücü yok. Kendilerini koruyamazlar. Anladın mı?

Ama, her neyse.

"Ben otele gidiyorum. Ne yapıyorsan yap." dedim ve arkamı dönüp yürümeye başladım.

Aslında yürüyemedim çünkü Lucas elimi tutmuştu ve tuttuğu gibi de geri çekmişti.

"Lenora! elin çok sıcak. Resmen yanıyorsun." dedi Lucas.

Yanıyor muydum? Hey bir vücut en fazla ne kadar sıcak olabilirdi.

Lucas nereden bulduğunu bilmediğim şişedeki suyu koluma döktü. Ama koluma değen sular anında buhar olmuştu.

Öfke Lenora. Öfke, kendini kontrol et. Çok güçlüsün ve kontrol altına alamıyorsun. Ya da kontrol altına alıyorsun ve artık güçlerin dışarıya çıkmak istiyor. Ama burada değil. Burada o güçler dışarıya çıkmamalı.

"Lenora Elfrad'a dönüyoruz." dedi Lucas her zamanki sert sesi ile.

"Ama daha Cadıla-"

"Lenora hemen."

"Tamam."

Ne vardı bende, neler oluyordu.

"Profesörler Cadıları bulup alır. Ama bizim hemen Kraliçe Perla'nın yani annemin yanına gitmemiz lazım." dedi Lucas.

Hey annesiyle tanışmam için erkendi. Daha bir teklif bile almamıştım.

Lenora bu ciddi bir mesele.

Ay Amos tamam anladık ciddi bir mesele. Bu ciddi bir mesele bende biliyorum.

"Otele gidelim. Ruh hayvanlarımız bizi oradan alır." dedi Lucas.

Ne yani bu sefer de ışınlanacak mıydık.

Daha neler görecektim.

Lucas ile birlikte otele geldik ve odalara çıktık. Amos ben çağırmadan gelmişti.

Lucas'ın Ruh hayvanı bir kaplandı. Asil bir kaplan. Her halinden belliydi.

Şimdi sırtıma bin Lenora.

Dedi Amos ve eğildi. Onun üstüne bindim ve yine dik durdu.

Çok yüksekteydim ve bu garip bir şekilde hoşuma gitmişti.

Amos bir anda kafasını sağa sola yatırdı. Az kalsın düsüyordum.

"Amos yapma şunu. Düşeceğim."

"Düş." dedi Amos.

Ona göz devirdim. Bu sırada Lucas'da Ruh hayvanının üstüne binmişti.

"Şimdi sıkı tutunun. İkinizinde midesi bulanabilir." dedi Amos.

Bir şeyin sonunda da kötü bir şey olmasa şaşardım zaten.

Bir anda her yer karardı. Sanırım gidiyorduk.

Şşştt sakin ol kalbin çok hızlı atıyor.

Evet hızlı atıyordu. Elimi kalbimin üstüne koymasam bile atışını hissedebiliyordum.

Bir kaç saniye sonra her yer aydınlandı. Elfrad'a gelmiştik. Kokusunu bile özlemiştim gerçekten.

Tek sorun Element okulunun değil de Ateş krallığının sarayındaydık.

Tamam ne yalan söyleyeyim bahçesi çok güzeldi.

"Lenora hadi." dedi Lucas ve yürümeye başladı.

Lucas'a hızlı bir şekilde yetiştim ve birlikte yürümeye başladık.

Saraydan içeriye girdiğimizde hizmetkarlar önümüzde diz çöküyordu.

Onlar her diz çöktüğünde aklıma rüyam geliyordu.

'Varisim' demişti bana yaratık. Sadece bir rüya olsa bile tedirgindim.

Rüyalar her zaman bir uyarıdır Lenora.

Biliyorum ama bunun ne gibi bir uyarısı olabilir.

Onu da tanrıçalar bilir Lenora. Her şeyi onlar yarattı. Unutma.

Lucas ile birlikte kocaman devasa bir kapıdan içeriye girdik. Ne gerek vardı ki bu kadar büyük bir kapıya gerçekten anlam veremiyordum.

İçeride Kraliçe Perla vardı. Lucas Kraliçeyi görünce gidip ona sarıldı. Hadi ama ben Varislerin Kraliçe ve Krallarla sarılmadığını düşünüyordum.

Ayrıldıkları zaman Kraliçe bana döndü.

"Merhaba Lenora."

Tatlı bir kadına benziyordu. Diğer Kraliçeler gibi olmadığı belliydi.

"Merhaba." diye karşılık verdim bende.

Kraliçe yanıma geldi ve elini koluma deydirdi.

"Neye sinirlendin bu kadar? Resmen yanıyorsun."

Tanrıça aşkına Kraliçe'ye ne diyecektim. 'Oğlunuz beni diğer varisler ile kıyasladı da ben de ona sinirlendim.' mi?

"Lucas ile biraz tartıştık da." dedim.

Salak Lenora çeneni tutsan şaşarım.

Tamam bir sorun yok Lenora.

Kraliçe güldü ve meraklı gözlerini Lucas'a döndürdü.

"Lucas ne dedin?"

Lucas'dan ses çıkmayınca Kraliçe Perla'nın bakışları bana döndü.

"Lenora'yı diğer Varisler ile kıyasladım. Ve biraz üstüne gittim sanırım." dedi Lucas bir anda.

Ne kadar rahat söylemişti.

Kraliçe Perla'nın bakışları bu sefer Lucas'a döndü.

Ona sanki 'Lucas kendine gel.' der gibi baktı. Evet evet gerçekten böyle baktı. Siz de görseydiniz böyle baktığını söylerdiniz.

Onlar kendi aralarında bakışırken benim aklımda rüya olayı vardı. Düşünsenize rüyanızda bir yaratık görüyorsunuz ve size 'Varisim' diyor.

Bunu Kraliçe Perla'ya söylemek ile söylememek arasında kalmıştım. Birisine söyler miydi?

Söyle Lenora söyle. Kraliçe Perla'yı uzun zamandır tanırım. Ondan sır çıkmaz. Belki de bu Krallıkta ki en güvenilir kişi odur.

Tamam cevabımı almıştım sonuç söyleyeceğimiz anlamına geliyordu.

"Aslında size söylemek istediğim bir şey var." dedim.

Bu sefer Kraliçenin meraklı bakışları bana döndü.

"Şöyle gelin oturalım." dedi ve eliyle bir masayı gösterdi.

Masaya oturduğumuz zaman konuşmaya başladım.

"Ben bir rüya gördüm. Amos'un bile kafasını karıştıran bir rüya."

Benim adımı niye verirsin ki.

Amos'u takmayıp konuşmaya devam ettim.

"Bir ormandaydım. Issız bir ormanda. Sonra önüme bir tavşan çıktı. Tavşan bir insana dönüştü. Ama bu bir insan değildi. Cadı veya Büyücü de değildi. Element kullanıcısı hiç değildi. O kadar eşsiz bir güzelliği vardı ki. Tarif edilemez bir güzellik. Daha sonra bu güzel kadın bir yaratığa dönüştü." dedim ve derin bir nefes alıp devam ettim.

İkisi de merakla beni dinliyordu.

"Yaratık önümde diz çöktü. Dedi ki 'kendinize dikkat etmelisiniz Varisim' ve Amos her rüyanın bir uyarı olduğunu söyleyince açıkçası biraz korktum." dedim ve cümlemi bitirdim.

"Lenora tatlım bu gerçekten çok karışık. Bir sürü anlam çıkartılabilecek bir rüya." dedi Kraliçe Perla.

Bak şimdi şey diyecek 'aklımda bir şey var ama'.

"Aklımda bir şey var ama." dedi Kraliçe Perla.

Amos sana kim Element kullanıcılarının aklını okuma yetkisi verdi. Yapma şunu.

Lucas'dan ses çıkmazken Kraliçe Perla yine konuşmaya başladı.

"Rüya kitabını bulmamız lazım. Evet evet hızlı olmalıyız kalkın."

Kraliçe ile birlikte hızla odadan çıktık ve bir süre yürüdükten sonra başka bir devasa kapının önüne geldik.

Şu kapıların olayını hala anlamamıştım.

Kraliçe kapıyı açtı ve içeriye girdi. Biz de arkasından içeriye girdik.

"Ah burayı seviyorum." dedi Kraliçe Perla.

Kitapları kim sevmezdi ki özellikle de yanlız insanların kitaplar en sevdiği şey olabilirdi.

Ama içimden bir ses bu saatten sonra bir daha yanlız olmayacağımı söylüyordu. Ve içimdeki ses umarım doğruyu söylerdi.

Lucas'a baktığımda bana bakıyordu.

O kadar lafı söyleyip ne kadar rahat bakıyordu. Amos bu sözümü ona iletir misin?

Neyim ben posta güvercini mi?

Hadi Amos lütfen.

Bir kaç saniye sonra Lucas göz devirdi.

Lucas diyor ki 'bir anlık sinirle söyledim onu'.

Amos ona de ki 'ben onun sinir oyuncağı değilim.'.

Lenora yeter ama.

Amos lütfen ama.

Bir kaç saniye sonra Lucas yine göz devirmişti. Böyle giderse şaşı falan olacaktı.

Düşündüğümden değil tabii ama.

Bir şey demiyor mu?

Demiyor.

Hey çünkü haklıyım.

"Tamam Lenora ve Lucas siz sağ tarafı arayın ben de sol tarafı." dedi Kraliçe Perla.

Gerçekten kitabı bulabileceğimizi düşünüyor muydu? Raflara yetişmek için merdivenler vardı. Ve bulmamız neredeyse imkansız gözüküyordu.

"Siz bu kadar yavaş olursanız akşama belki anca buluruz. Hızlanın biraz." dedi Kraliçe Perla.

Lucas ile birlikte sağ rafa gittik ve kitapların her birinin adına bakmaya başladık.

Ben daha ilk kitabı elime alınca yorulmuştum. Ayrıca bu kadar kitap neydi böyle.

Yaratıklar.

Yaratık öldürme.

Elementler.

Tarih.

Ateş elementi.

Cadılar nasıl öldürülür?

Büyücüler nasıl öldürülür?

Empati.

Ruh hayvanının düşüncelerini okuma.

Hey böyle bir ders mi var.

Bunu görmemen lazımdı.

Hadi ama sen benimkileri okuyabiliyorsan bende seninkileri okuyabilmeliyim.

Hayır böyle bir şey olmayacak.

Neyse bunu sonra konuşuruz canım Ruh eşim.

Bir kaç kitaba daha bakmıştım ama yoktu. Gerçekten benden bu kadardı.

"Lenora." dedi Lucas.

Kafamı çevirip ona baktım.

"Sen haklısın çok sert ve dengesiz davrandım." dedi Lucas.

Hatasını anlaması güzeldi. Ama bu barışacağım anlamına gelmiyordu.

Sürünsün biraz ne güzel.

"Buldum." diye bağırdı Kraliçe Perla.

Merdivenlerden hızla inip yanına gittim. Arkamdan Lucas'da geliyordu.

Kraliçe Perla kitabı masanın üstüne koydu ve sayfaları incelemeye başladı.

Bir sayfa da durdu ve yazan şeyi okumaya başladı.

"Tanrıçalar derki 'rüyasında her kim şekil değiştiren bir yaratık görürse bilin ki o kişi bir Varistir.' bu da ne şimdi." dedi Kraliçe Perla.

"Lenora sen Kayıp Varis olabilir misin?" dedi Kraliçe Perla.

İşte bunu hiç düşünmemiştim.

Bunu ben de hiç düşünmemiştim.

Bölüm sonu

13 yorum