İçeriğe geç

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 9

İki dakikalık vahşet

Arabayla yapılan uzun yolculuk sonrası merkeze geldiğimizi işaret eden bir dürtmeyle uyandım. Yeniden içimde umut vardı; ben buradan çıkacaktım, kendi kızımı da kurtaracaktım. Beni bir nebze olsun unutmamıştı, o nebzeye tutunacaktım. Akşam yemeği için David beni yemekhaneye götürdü. Tabii bu arada üzerime yine beyaz sarı hastane önlüğünü giymiştim. Yemekhaneye adımımı atar atmaz bizim masadaki D-8'in kan kustuğunu görmek beni mahvetti. Masaya doğru geçerken D-1 eliyle yanıma gel işareti yaptı. Ona doğru gittim. D-1 bana, "Deney başladı, bir şeyler ye, deney alanına gideceğiz dediler," dedi. Başımı salladım, güçlü olmam gerekiyordu kızım için. D-8 hâlâ kan kusuyor, ben ise yemek yiyordum. Bu nasıl bir tezat! Yemeğimin bitmesine yakın içeriye yine o üç kişi girdi: iki kadın, bir erkek. Bu sefer daha iyi inceledim "kasaplarımı". Kadın olanlardan biri yeşil gözlü, siyah saçlıydı ve gözleri kızarmış, sanki zorla tutuluyormuş gibi bir ifadeyle bizi inceliyordu. Öbür kadın ise kehribar gözlü, kısa kahverengi saçlı, uzun biriydi. Erkek ise orta boyda, rengine anlam veremediğim kahverengi gözlü, siyah saçlıydı. Kahverengi gözlü kadın konuşmaya başladı: "Sizin de fark ettiğiniz gibi A masası ortada yok çünkü masaca ceza aldılar. Girmemeleri gereken bir yere girip kendi kendilerinin ölümünü getirdiler. Hayır, biz kötü insanlar değiliz, sadece biyolojik olarak yeni dünyaya uygun insanlar oluşturacağız, yani doğal seçilim oluşturacağız." Kadın gür bir kahkaha attı, adam ise yarımca sırıttı. Ha, biz kobaylar mı? Biz şoktayız şu an. Kadın yarattığı etkiye hayran hayran bakıp devam etti: "Şimdi sizi A masasının kaderini izlemeye davet ediyorum, lütfen arkamızdan gelin." Siyah giysili adamlar ellerinde silahlarla yemekhaneye daldı. Herkes ayaklandı ve kadınların peşinden ilerledik. İki kat yukarı çıktık ve kırmızı bir kapıdan içeri girdik. Toplam otuz kişi bizim için hazırlanan üç sıra sandalyeye oturduk. Kadın podyumda yürüyen bir model edasıyla önümüze geçip elleriyle karşı taraftaki perdeyi gösterip, "Açıyorum!" dedi. Öbür personeller coşkuyla, "Aç!" diye bağırdılar. "Açıyorum!" Ve yine "Aç!" Kadın perdenin ucunu yumruğuna doldurup çekti, "Açtım!" Cam bir odada iki sandalye vardı; birinde kelepçe, diğerinde ise hiçbir şey yoktu. Kadın ağzını gere gere, "Evet sayın izleyiciler! Karşınızda A-1!" dedi ve içeriye iki kolundan serum verilen uyutulmuş A-1 girdi. Personeller onu cam odaya kelepçesiz sandalyeye oturtturdu ve karşısındaki sandalyeye yine uyutulmuş bir kız çocuğunu oturtup ellerini kelepçelediler. B grubundan bir kız sessizce "Kızı..." demesiyle kanım dondu. Hemşire kılıklı personel cebinden bir enjeksiyon çıkardı. Ucundaki plastiği çıkarıp iğnenin içindeki hava boşluğunu giderdi ve seruma enjekte etti. Hızlıca dışarı çıkıp kapıyı kilitledi ve gerisi A-1'e kaldı. Kadın yavaşça uyanmaya başladı ama bir gariplik vardı; kadın kızının açık boynuna bakışlarını kilitlemiş, hiçbir harekette bulunmuyordu. Birden kıpkırmızı kesilip başını bir sağa bir sola doğru sallayıp kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Gözbebekleri küçüldükçe küçüldü ve sadece siyah nokta halini alana kadar kendini kontrol etmeyi başardı. Gözleri minik siyah nokta haline gelince ise ayağa kalkıp gidip gitmemek arasında kararsız kalan adımlarla kıza doğru yaklaştı. Kadın mikrofon ile, "Ama o kızın, Buse, emin misin açlığını onun kanıyla giderebileceksin?" dedi. Kadın başını ellerinin arasına alıp bir çığlık kopardı. Geri geri gidip kızından oldukça uzağa bir köşeye oturdu, oturarak sallanmaya başladı, başını iki yana doğru hızlıca sallıyordu. Tam o zaman fark ettim ki üst tarafta bir zamanlayıcı vardı; iki dakikalık idi ve bitmesine daha yirmi saniye vardı. Yanımda oturan D-3'e, "Galiba iki dakika dayanabilirse kızı ve onu oradan çıkaracaklar," dedim. D-3 ise dikkatlice inceleyip biraz bekledi ve birden atılıp, "Hayır, eğer iki dakika dayanır ise bizi kurban edecekler!" dedi. B grubundaki kızlar çığlık çığlığa oradan oraya koşuşturdular. Ve tam o an fark ettim; personeller ile bizim aramızda cam bir duvar vardı. İki dakikalık süre bitmeden hemen bir yere saklanmalıydım. Burada hiçbir şey yoktu, sadece boş bir oda idi. İki dakikalık süre bitti ve kapı duyduğunuz en kalp hoplatan ses ile açıldı. Kendimi ancak sandalyeyle koruyabilirdim. Kadın kapı açılınca içeriden dışarıya doğru çıktı ve B grubundan bir kıza doğru koştu. Kız korkuyla haykırıp geriye doğru kaçtı. Kadın ise hızla atılıp kızın kolunu koparırcasına kendine çekti ve boynunu ısırdı. Kız biraz debelendikten sonra cansızca yere düştü. Boynundaki kan sanki bir hortumdan su akarcasına fışkırdı ve gözleri boşça boşluğa baktı. Öbür kadının ise gözleri normale döndü. Öbür kadına bakıp kendi kanlı ellerine baktı, bir çığlık atıp yere çöküp ağladı. Ama bu o kızı geri getirmeyecekti...

Bölüm sonu

1 yorum