İçeriğe geç

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 2

Ölümle burun buruna

Bilincimi tekrar kazandığımda, seyir halindeki bir arabada beş kız ile arka koltukta oturuyorduk. Sürücü kısmında ise bembeyaz kıyafetler giymiş, giydiği kıyafetlere tezat siyahi bir ten rengine sahip oldukça iri bir adam oturuyordu. Uyandığımı fark edince ağzının içinden bir şeyler diyerek sürücü ve yolcu koltukları arasındaki camı kapatıp bir düğmeye bastı ve anında arabanın arka koltuğu yoğun bir gaz buharıyla doldu. Bu sefer hazırlıksız yakalanmamak için burnumu kapattım ama etki etmedi ve ben bilincimi yine kapalı bir şekilde koltuğa düştüm. Gözlerimi Mozart'ın Türk Marşı notaları ile açtım. Pencereden sızan güneş ışığına gülümseyerek baktım. Ne kadar zaman olmuştu parmaklıkları olmayan bir camdan güneşi izlemek... Sanki rüyadaydım. Kendime baktım ve o an her şey tekrardan aklıma nüfuz etti. Hayır, rüyada değildim, gerçekti her şey. Üzerimdeki beyaz hastane önlüğü her şeyi açıklıyordu. Adrenalin kanımda akmaya devam ederken elim ayağım titriyordu. Bana ne olacaktı? Hiç özgür olamayacak mıydım? O an cezaevindeki son konuşmaları hatırladım: "Alança Koyuncu, 21 yaşında kadın, 2003 doğumlu, ölüm tarihi 29 Nisan 2024 saat 15.00." Beni ölmüş göstereceklerdi. Ne yani, öylece herkesin aklından silinecek miydim? Peki ben buraya neden getirilmiştim? Kafamdaki mahkemeye ara verip cama doğru koştum, kilitliydi. Hayır, olamazdı! Tam o anda kapı açıldı ve içeriye elinde kahvaltılık tepsisi olan hemşire kılıklı bir kadın girdi. Sakince elindekileri sehpaya bırakıp giderken arkasını dönüp, "Yalnızca karşı çıkma, yoksa çok kötü şeylere maruz kalırsın," diye beni tehdit mi etti, uyardı mı bilinmez. Giderken sehpada ki kahvaltılık tepsiyi yere fırlatıp odada fırlatılacak ne varsa hepsini kapıya doğru fırlattım. Bir anlık sinir patlamam bittikten sonra birden aklıma kapıdan kilit sesinin gelmediği geldi. Temkinli adımlarla kapıya ilerleyip yavaşça açtım. Kapı açıktı! Yavaşça kapıdan süzülürken dışarıdaki kahkaha sesleriyle afalladım. Nasıl yani? Kimse kaçırıldığı için kaçmıyor muydu? (Yazarın anlatımı ile bilim insanı Lidya) Olaydan üç ay önce: "Bakın hocam, bu gerçekten insanlık için harika bir buluş, lütfen uygulamaya geçirmeye izin verin!" Rektör Asr Bey kobay farelere bakarak insanlık için hiç de etik olmayan o deneye baktı ve hayal kırıklığıyla, "Üzgünüm Lidya ama yapamam," dedi. Lidya hayal kırıklığıyla, "Hocam ama çok başarılı olacağı-" Asr Bey sözünü keserek, "Lidya sen ne saçmalıyorsun? Asla bu deneyi insanlar üzerinde kullanmamalıyız, doğaya aykırı bu!" dedi. Lidya gözleri dolu bir şekilde odadan çıktı. En sevdiği hocasıydı Asr Bey, bir baba olarak görürdü. Odadan çıkarken, girerken de gözüne takılan yabancı aksanlı adam ona doğru yürüyerek eline bir kart tutuşturdu ve kulağına yaklaşarak, "Eğer gerçekten bu deneyi insanlar üzerinde denemekte kararlıysan ara bu numarayı," demesiyle arkasını dönüp uzaklaşması bir oldu. Lidya bir süre adamın arkasından şaşkınlıkla baktı. İlk şoku atlatınca elindeki kartvizite baktı. Bu bir güvenlik şirketinin kartvizitiydi. Bir an tereddüt etti. Eğer bu deneyi insanlar üzerinde başarılı bir şekilde uygularsa insanlık çağ atlayacaktı. Sonunda hayalleri baskın geldi ve numarayı tuşladı. "Merhaba Lidya Hanım, biz de sizin aramanızı bekliyorduk. Serhat Kafe'nin orada aracımız sizi bekliyor. İyi şanslar," ve arama sonlandırdı. Kararlı adımlarla üniversiteden çıkarken bilemezdi ki hayatı bir daha asla aynı olmayacaktı.

Bölüm sonu

4 yorum