İçeriğe geç

KAYIP PRENSES

Bölüm 7 · 6 dk okuma

KAYIP PRENSES

Bölüm 7

Bölüm 7: Gizli kimlik

.

Bölüm 7: Gizli Kimlik

"Leydi Catherina, bu konu sizi aşar."

Catherina odasında yaralarına merhem sürerken Louis ise Kral Elrod ile görüşmek için sarayda heyecanla adım atıyordu. Louis bugün hayran olduğu kadının kim olduğunu öğrenecek ve onun yüzünü görebilecekti. Heyecanla atan kalbinin sesi koridorda yankılanıyor sanıyordu ama onun kulağında yankılanıyordu o kalbin sesi. İki kapılı büyük odanın önündeki hizmetliye döndü ve konuştu.

"Kral Elrod beni çağırmıştı." dediğinde kafası karışık olan hizmetli aceleyle kapıyı çalıp Kral Elrodun izini ile çalışma odasına girdi ve başını eğerek konuştu.

"Majesteleri, Lord Louis geldi. İçeriye alayım mı?" dediğinde Kral Elrod bıkkınlıkla nefesini verdi çünkü kızına merhem sürmek ona sarılmak ve her şey geçecek demek istiyor ama bunu yapamıyordu eğer bunu yaparsa görenler kızına zarar verecekti.

"İçeri girsin." diyen Kral Elrodun kendisiydi. Hizmetli hemen saygıyla eğilip odadan çıktı ve heyecanlı olsan Lord Louisin yanına gelip konuştu.

"Buyurun, majesteleri sizi bekliyor." diyen hizmetli ile Lord Louis sanki heyecandan düşecekmiş gibi hissetmişti çünkü beraber büyüdüğü kızı ilk defa görebilecek ayrıca tanıyacaktı. Kalbi hızlı atan Louis odaya girip saygı ile eğildikten sonra Kral Elrod hemen konuya girdi.

"Lord Louis, eğer bugün öğrendiğin herhangi bir şeyi başkasından duyarsam sonuçları ağır olur. Senin beraber büyüdüğün ve benim özenle eğitmenizi istediğim kişi Nestoydan bir leydi. Leydi Catherina benim krallığımdaki hainleri bulmak ve ejderhalar ile ilgilenmesi için yetiştirmenizi istediğim biriydi. Kimliği gizli kalmalı çünkü bu önemli bir konu ve gizli kimliği ortaya çıkar ise ölmesi büyük bir ihtimaldir. Yani leydi Catherinanın siyah elbiseli kurtarıcı olduğunu kimse bilmeyecek anlaşıldı mı?" diyerek sert konuşan Kral Elrodu şaşırarak dinleyen Louis önünde saygı ile eğilip konuştu.

"Majesteleri bu sır asla ortaya çıkmayacak." dedi ve heyecanla odadan çıktığında gülümsedi. Hizmetlilerden Leydi Catherinanın odasını öğrenip odasının yakınına geldiğinde kapının önünde Falcon ve kızıl saçlı bir kadın gördü sonra odanın yeri tanıdık gelince Leydi Catherina olduğunu anladı. Uzun uzun uzaktan inceledi yüzünü. Leydi Catherina kızıl saçlı, uzun turuncuya benzeyen kirpikleri, sol siyah ve sağ yeşil gözü, beyaz teni ile çok güzeldi. Falcon gülerek Leydi Catherina ile konuşurken Catherina kaşlarını zaman zaman çatıp zaman zamanda alayla gülümsüyordu ama bu alaylı gülümsemesi bile Lord Luois için çok değerliydi.

Leydi Catherina'dan

Kapımı açtığımda gülümseyen bir Falcon görmeyi beklemiyordum. Kaşlarını çatarak ona bıktığımda gülümseyerek konuştu.

"Gece yarısında süslenmediği halde güzel olan leydi Catherina, sizi gördüğüme sevindim." diyen Falcon ile alayla gülümsedim.

"Benim odamın kapısını çaldınız lord Falcon, yani başkasını görmeniz pek mümkün değil." diyerek alayla gülümsedim.

Falcon alayla gülümseyerek tekrar konuştu. "Sizinle ciddi bir şey konuşmaya geldim ve bu gelişimi kimse bilmemeli." diyen Falcona tekrar kaşlarımı çatarak baktım.

"Sizi dinliyorum." dediğimde ciddiyetsiz halini bırakıp konuştu.

"Burada olmaz." dediğinde kolundan tutup içeriye geçirdim ve konuştum.

"Sizi dinliyorum Lord Falcon." dedim kaşlarımı çatarak. O da ciddiyetle konuştu bu sefer.

"Annem Kraliçe Amberly, sizden kayıp prensesi bulmanızı istemiş. Bulamayacaksınız, eğer ki prensesi bulup ona söylerseniz ölümünüz benim ellerimden olur." derken yüz hatları gerilmiş bakışları kısılmıştı.

Kafam karışmıştı, Falcon annesini sevmiyor muydu? Bunun bir nedeni olduğuna emindim.

"Lord Falcon, prensesin iyiliği sizi neden bu kadar ilgilendirdi?"

"Leydi Catherina, bu konu sizi aşar. Bu konuşmadan kimsenin haberi olmayacak. Ayrıca prensesin kim olduğunu öğrenirseniz kimseye söylemenize gerek yok tabi siz prenses değilseniz." dediğinde son cümlede gülümsediği için ciddi olup olmadığını anlayamadım. Bende alayla gülümsedim.

"Eğer prenses olsaydım bundan haberim olması gerekirdi." dediğimde elini havada boş ver dercesine sallayıp odadan çıktı. Kapımı kilitleyip yatağıma oturdum .İhtimaller üç taneydi. 1-Kraliçe ile benden şüpheleniyor ve beni deniyorlar. Ki bu olma olasılığı yüksek. 2-Falcon tahmin edemediğim biri için çalışıyor hatta Riya krallığı için bile olabilir. Pernses sayesinde bir çıkarı olmalı. 3-Belki de Falcon gerçekten dediği gibidir. Belki de prensesi korumak istiyordur.

Bütün düşüncelerim zihnimi meşgul ederken karanlık havanın aydınlandığını görünce hemen yatağıma geçip merhemli vücudumla uyumaya çalıştım.

__________

Uyandığımda Ida kahvaltı getirmiş ve saati söylemişti. Yemeğimi yedikten sonrada yanıklarım mucizevi bir şekilde az ağrıyordu. Karnımdaki ağrı ve ayağımdaki ağrı yok olmuştu ancak geriye yanıklarım kalmıştı. Yaralarım merhemi emince yeniden sürüyordum bu yüzden merhemler çok azalmıştı ama yaralarım daha çabuk iyileşiyordu. Babam bana söylemden sürekli odama merhem koydurttuğu için sorun etmeme gerek yoktu.

İki gündür leydileri çok meraklı bırakmıştım yani onlarla kahvaltı etmediğim için meraklı olmalarından endişeliyim. Üzerime uzun kollu yanıklarım göstermeyecek bir elbise ve ince kumaştan olan dantelli eldiven giydikten sonra hazırdım. Boynumun kapandığına emin olunca odamdan çıktım ve kapıyı kilitleyip anahtarı belimdeki hançerin yanına koydum. Bahçeye çıktığımda sadece Amia ve Louis bahçede oturmuş çay içiyorlardı. Arkamdan gelen Falcon gülerek bana baktığında konuştu ama Louis de buraya bakıyordu.

"Leydi Catherina, arkadaşım olduğunuz için bir şey sormak istiyorum." dediğinde gülmeden edemedim. Kibarca değil kabaca kahkaha atmıştım. Güldüğümde karnım acıyınca elimle karnımı tutup dik durdum ve alayla gülümsedim ama karnım cidden ağrıyordu tam iyileşti derken yine canımı acıtmıştı.

"Leydi Catherina, bir sorun mu var?" diyerek elime bakan Falcona hayır anlamında kafamı salladım.

"Arkadaş olduğumuzu yeni öğrendim Lord Falcon."

"Sonuçta öğrendiniz, gerisi önemli değil. Leydi Amia ile arkadaş mısınız?" dediğinde konuyu anlamıştım.

"Evet, kendisi çok kibar bir leydi. Ayrıca güzel." dedim gözlerimle Amiaya bakıp gülümsedikten sonra Falcona döndüm.

"Leydi Amia ile konuşmam için bana zaman yaratır mısınız, lütfen?" dediğinde kaşlarımı çattım. Daha dün beni öldürmekle tehdit eden insanla aynı insan mıydı yani?

"Tabii ki. Gelin benimle." dediğimde peşimden geldi. Amia ve Louis bize sorgulayıcı bakışlar atarken onlara selam verip konuştum.

"Leydi Amia, Lord Falcon sizinle önemli bir hususta konuşmak istiyor." diyerek içimden güldüm. Arkamdan kulağıma konuşan Falcondu.

"Böyle söylemeseydiniz keşke. Birde lütfen gülmeyin sayın arkadaşım." diyen Falconla gülmemek için dudağımı ısırdım ve Amianın konuşmasını bekledim.

"Madem önemli bir husus, üzgünüm Lord Louis kalksam bir sorun olur mu?" diyerek üzgünce Louise baktı. Amia gerçekten çok iyi bir kızdı yani kuzenlerim arasından.

"Sorun değil Leydi Amia." diyen Louise selam verip Falconun yanına giden Amianın kalktığı koltuğa oturdum ve suskun Louise döndüm.

"Eee, merak ettin ve öğrendin nasıl? Düşündüğün gibi biri miyim?" dediğimde bana döndü.

"Düşündüğüm gibi olmadığın kesin." dediğinde tek kaşımı kaldırdım normalde olsa saygısızlık sayılırdı ama seviyordum bunu yapmayı.

"Nasıl yani?" diyerek merakımı gizlemedim.

"Yani, bazen düşüncelerimin yetmeyeceği kadar iyisiniz bazense düşüncelerimin yetmeyeceği kadar farklı." dediğinde kafam karışmıştı.

"Bak, savaşta iyi olabilirim ama bu söylediğin cümleleri anlayacak kadar zekam yok." dediğimde güldü.

"Falcon?" dediğinde sorarcasına baktım.

"Ne olmuş Falcona?"

"Siz?" dediğinde anlamıştım sanırım.

"Biz Falconla arkadaşmışız bende yeni öğrendim. Amiadan hoşlanıyor yardım etmemi isteyince kırmadım." dediğimde şaşkınca baktı.

"Yani siz Falconla sadece arkadaş mısınız?" dediğinde bahsettiği şeyi anlayınca neden soğuk davrandığını anlamış oldum.

"Cidden başka türlüsü aklından geçti mi? Konuşmasak bile beraber yıllar geçirdik." dediğimde beni kafasıyla onayladı. Gözlerimle Kaleni izlediğimde birden bana dönen gözleri ile Louise döndüm Kalen onu izlediğimi fark etmişti. Louis az önce baktığım yere bakıp bana dönünce konuştu.

"Bir sorun mu var?" dediğinde Kalen'ın gitmiş olduğunu fark ettim.

"Hiç, benim bir işim var, sonra görüşürüz Lord Louis." diyerek selam verip gidecekken bileğimden tutup beni durdurunca konuştu.

"Özür dilerim sana sert vurduğum için ama sen sert çalışmak isteyince.." derken yere bakan gözlerini tekrar bana çevirdi. "Sorun değil. Daha iyi oldu böyle yapmak. Gitmem gerek." diyerek bileğimi çektim ve koşar adımlarla Kalenı gördüğüm yere ilerledim. Sarayın yan tarafındaki bahçesinde görmüştüm ama burada yoktu. Biraz daha ilerlediğimde bir elin ağzımı sıkıca tutmasıyla hızlı atan kalbim ve kendimi koruma iç güdüm devreye girmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.