İçeriğe geç

KAYIP PRENSES

Bölüm 4 · 5 dk okuma

KAYIP PRENSES

Bölüm 4

Bölüm 4: Louis Öğrendi mi?

________________

Bölüm 4: Louis Öğrendi Mi?

"Sabah seni gördüm. Sesinden tanıdım"

Siyah elbisemi giymiş ve kılıcımı elime almıştım. Sıkıca topladığım saçlarımı elbisemin büyük şapkasına sıkıştırmış ve hazırdım. Derin bir nefes vererek kapıyı açtım ve koridorda bir hizmetli veya koruma görmeyince kapıdan çıkıp dışardaki antrenman yerine ulaşmamı sağlayacak tünele girdim. Tünelin sonundaki merdiveni çıktığımda tahta yeşil şeyi açınca tünel antrenman sahasına yani açık alana çıkmıştı. Dışarda kimseyi görmeyince şansımın iyi gittiğini düşünerek tünelden tırmanarak çıktım ve tünelin kapısının kapatıp kendimi çimlere attım. Eğer sabah sesimi duyunca beni tanımış ise Louis'i öldürmek zorunda kalacaktım ve o çocukluğumda olan tek arkadaşımdı.

"Yine erkencisin." derken gülen Louise döndüm ve ayağa kalktım. Üstümdeki tozu silkelemeden belimdeki kılıcı çıkarıp onunda kılıcını almasını bekledim.

Kılıcını alıp bana doğrultuğu zaman kılıcı iki elimle kavrayıp önüme siper ettim ve ondan gelen tüm atakları durdurdum. Normale göre suskun anterman yapıyordu. Bir şekilde benim kim olduğumu öğrenip öğrenmediğini anlamam gerekiyordu. Ona küçük ataklar yaparak yorulmasını sağladım ve dediği cümle ile duraksadım.

"Sabah seni gördüm." dediğinde duraksamam ile durdu ve bana döndü.

"İyi misin?" dediğinde iyiyim derecesinde elimi havada salladım ve yeniden küçük ataklarla antrenmana başladım, o da konuşmaya devam etti.

"Sabah seni gördüm. Sesinden tanıdım." dediğinde yaptığım küçük atakları boş verip kılıcımı sert bir şekilde boğazına yaklaştırdım ve kılıç tuttuğu eline tekme geçirip kılıcın bizden uzaklaşmasını sağladım. O ise anlamıyor gibi bana bakar iken elimdeki kılıç onun boğazındaydı ama küçük bir umut için kılıcı bastırıp ölmesini sağlamıyordum.

"Bu antrenman biraz ciddi gibisin. Az önceki konuya gelirsek sabah gerçekten seni gördüm sandım ama sesinin benzediği biriydi gördüğüm çünkü sen ve Falcon konuşmazdınız diye düşünüyorum." dediğinde boynundaki kılıcı çekip yerdeki kılıcını ona geri verdim ve gözlerine baktım belki gözleri bir şeyler söyler diye ama boştu gözleri merak duygusu haricinde.

O gününü anlatır iken anterman yapmaya devam ediyorduk. Yaptığı ataklara karşı güçlü savunma yapıyor ve onun dikkat dağınıklığını kullanıp bazı ataklar da yapıyordum. Anterman sonunda dün ona yaptığım gibi koluma kılıcını değdirip antermanı o kazandı, kanayan kolumu görünce duraksayıp cebinden sarı bir mendil çıkarıp koluma sıkıca bağladı ve bana döndü, yakın durduğumuzu fark edince iki adım geriledim ve konuşmasını dinledim.

"Özür dilerim, seni incitmek kesinlikle amacım değildi leydim." dediğinde kaşlarımı olabildiğince çatarak ona baktım. O ise gülümsedi.

"Kral seni eğitiyor ise ya önemli bir leydi ya da şövalyesindir ama kimliğin gizli kaldığı için leydi olma ihtimalin daha yüksek çünkü şövalye olsan kimliğini bilirdik. Bir zamanlar kayıp prenses olduğunu bile düşünmüştüm ama kralın tek varisini bize emanet etmesi pek olanaklı değildi." diyerek bana yaklaştı ve konuşup arkasını döndü.

"Yarın kılıçlar olmadan anterman yapacağız leydim, iyi geceler.." diyerek evinin yolunu tutarken onun uzaklaşmasını bekledim ve o uzaklaşınca saraya gizlice girmekten sıkıldığım için tüneli kullanarak odamın önüne vardım. Tünelden çıktığımda Saraydaki koridordaydım yani odamın hemen yanında. Tünelden çıkıp kapağını kapattım ve odama girdim. Elbisem ile kılıcımı temizleyip dolabımın arkasına sakladıktan sonra koluma sarılmış olan sarı mendili alıp elimle yıkadım ve kuruması için masama bırakıp kolumdaki kurumuş kanları temizledim, yaranın üzerine saray hekimlerinin babama özel hazırladığı ancak babamın bana verdiği merhemlerden sürdükten sonra kendi mendilim ile sardım yaramı. Acaba annemin yaralarına merhem sürseler geç kalmış olurlar mıydı? Annemi ne uğruna öldürdüklerini ve ben ne uğruna ona doyamadan onun gitmesine tanık oldum işte bunu çok merak ediyorum. Annem sürekli aklımda olunca mantığım kayboluyor ve yerini duygularıma bırakıyor gibi hissediyorum. Babamın öğrettiği gibi yapmalı duygularımı bastırıp mantığımla hareket etmeliydim.

Yarın saraydaki haini bulup babama teslim etmeliydim, bu sabah leydilerin konuşmalarına tanık olmuştum, sınırlarda savaş halinde olduğumuz Riya krallığı babam ve benim savunma planımızı önceden biliyordu çünkü askerleri tam olarak savunmayı engelleyecek tek yolu kullanmıştı. Haini düşünmeyi yarına bırakıp yara olmayan kolumun tarafına uzanıp gözlerimi kapattım ve annemin yüzünü babamın anlattıkları saray ressamların çizdikleri gibi hayal etmeye çalıştım. Uykusuz olduğumda bunu yapmak beni mutlu ediyor ve uyumamı sağlıyordu. Gülümseyerek uykuya daldığımda yorgunluğum bedenimi terk ediyordu.

⚔️⚔️⚔️⚔️🗡️🗡️🗡️🤺

Sabah kapımın tıklatılması ile uyandığımda dışardan bir hizmetli bana sesleniyordu.

"Leydi Catherina, odanızdan çıkmadığınız için Leydi Amia sizi merak etti." diyen kapının diğer tarafındaki hizmetliye yatağımdan kalkar iken seslendim.

"Anladım, gidebilirsiniz." derken bir yandan da kıyafetlerimi giyiniyordum. Korsemi zorla bağlandıktan sonra üzerine elbisemi giydim ve saçlarımı doğum lekeme doğru gözükmemesi için ördükten sonra masamın üstünde kurumuş olan sarı mendili yastığımın altına sakladım. Kimsenin odama girmesine izin yoktu ancak sarı mendili ne olur ne olmaz saklamalıydım. Hazır olunca yüzümü yıkayıp ağızmı bol su çalkaladım ve odamı kilitleyip odamdan çıktım. Ben koridorda yürür iken arkamdan Aissa ve Lousin sesleri geliyordu. Seslerini duyduğum an daha hızlı adımlar attım.

"Sizi burada görmek ne kadar güzel Lord Louis." diyen Aissa idi.

"Leydi Aissa, sizi görmek de güzel. Size bir şey sormak istiyordum aslında."

"Tabi, dinliyorum." diyen Aissa ile bitmeyen koridorda daha büyük adımlar attım çünkü bu kolidor ilk defa bu kadar uuzn gelmişti. Onlardan uzaklaştığımdan dolayı azalan sesi ile Lousi duydum.

"Kızıl saçlı genç bir leydiyi arıyordum. Yardımcı olabilir misiniz?" diyen Louis ile nefeslerim hızlanırken sonunda koridor bitmişti bu yüzden sağ taraftaki koridora yöneldim ve yine uzun bir koridoru yürüyerek sakinleşmeye çalıştım ve beni gören neşeli Amia ile sahte bir gülümseme takınarak verdiği selama karşılık verip konuşmasını dinledim.

"Leydi Catherina, kahvaltıda yoktunuz, umarım kötü bir havadis yoktur." diyerek samimi olan Amiaya samimi bir şekilde gülümsedim ve konuştum.

"Merak etmeyiniz leydi Amia, kötü bir havadis yok, biraz yorgundum o yüzden gelemedim kahvaltıya." diyerek gülümsedim.

"İsterseniz size bir şeyler hazırlatayım." diyen Amiaya baktım, keşke beni bıraksa.

"Hayır, teklifiniz için teşekkürler ancak yürüyüş yapmak bana kâfi gelecektir." dediğimde beni onayladı ve veda ederek benden uzaklaştı.

Sonunda Saraydan çıktığımda bahçede Arnott vardı, henüz 16 yaşındaydı ve Amianin küçük erkek kardeşiydi. Arnott her zaman kendi halinde olan biriydi. Şimdi ise sarayın bahçesinde olan çiçeklerin yanına yeni çiçekler ekiyordu. Yanına vardığımda işinden gözlerini ayırmıyor ve odaklanmış bir şekilde elleriyle toprağa fidan koyuyordu. Elbisemi umursamadan yere onun yanına oturdum ve tırnaklarımla toprağı küçük bir çukur gibi kazmaya başladım. Beni fark eden Arnott gulen yüzüyle bana döndü, aynı ablası Amia gibi güler yüzlü biriydi.

"İsminizi öğrenebilir miyim leydim? Sizi leydi Amianın yanında görmüştüm." dediğinde ona dönerek gülümsedim. Saray ailesindeki tek neşeli insanlardı galiba.

"Ben leydi Catherina, çiçek diktiğinizi görünce bende dikmek istedim. Rahatsız etmedim ya?" diyerek sorarcasına konuşunca gülümsemesi büyüdü.

"Rahatsız olmadım leydi Catherina, aksine toprağa dokunmanız hoşuma gitti aynı ablam leydi Aima gibi." diyerek gülümsedi ve yaptığı işe geri döndü.

Diktiğimiz fidanlara baktıktan sonra elbisem ve tırnaklarımın toprak olduğunu fark ettim daha haini bulmak vardı. Lord Arnott bana döndü ve selam verip teşekkür ettikten sonra Saraya doğru yürüdü.

Bende üzerime değiştirmek üzere saraya girecek iken arkamdan gelen erkek sesi ile duraksadım.

"Leydi Catherina!"

1068 Kelime.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.