*beş gün sonra*
Sabah kalktığımda içimde anlamsız bir hüzün vardı Luna’nın ölümünün üzerinden beş gün geçti o günden sonra Luca okula hiç gelmemişti
Bizim hayatımızda da pek bir şey değişmedi hepimiz çok üzülüyorduk hem Luna’nın ölümüne hem de Luca’nın durumuna
Edwin Luna’nın ölümünden sonra Luca ile küsmüştü nedenini bilmiyorduk Emily Olivia’nın evinde kalıyordu
Ben de sonunda kendime göre küçük bir ev bulmuştum evim her zaman ki gittiğimiz marketin arkasındaydı
Yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım saçımı at kuyruğu bağladım formalarımı giydim okula doğru gitmeye başladım
Yeni evim yeni okulumuza yakındı bu yüzden yürüyerek gitmeye başladım kulaklıklarımı takıp telefonumdan çalan rastgele müzik ile beraber yürüyordum
Okula geldiğimde direkt sınıfa çıktım Jake veya Andres sınıfta değillerdi telefonuma gelen mesaj sesi ile telefonuma baktım
Bu bizim gurubumuzdu Olivia Cris ve Emily ile birlikte kantinde olduklarını okula gelenleri beklediklerini yazmıştı
Aşağıya kantine indim galiba mesajı geç görmüştüm çünkü bütün ekip ordaydı yanlarına giderken gözüme Luca takıldı
Luna’nın ölümünden sonra ilk kez okula geliyordu uykusuz,bitkin,yorgun bi haldeydi bizimkilerin yanından geçip kantinin ortasındaki tezgahın etrafındaki sandalyelerden birisine oturmuş olan Luca’nın yanına gittim
Ayakta dikilmiş ona bakıyordum kafasını çevirip bana baktı dağınık saçları gözünün önüne geliyordu
“Neoldu” dedi bitkin bir ses tonu ile
“Nasılsın bir şeye ihtiyacın var mı” dedim heyecanla belki benden bir şey ister diye
Luna’nın ölümünden sonra ona o kadar çok yardım etmek istemiştim ki Luca asla kabul etmedi
“Yok” dedi sert bir sesle, oturduğu yerden kalkıp kantinin dışına çıktı ben de bizimkilerin yanına gidip Olivia’nın yanında ki boş yere oturdum
“Neoldu” dedi Olivia bana bakarak
Umutsuz bir sesle cevap verdim “hiç bir şey istemiyor” dedim
“Alışması zor” dedi Cris
“Siz çok önem vermeye başladınız bu çocuğa” dedi Andres
“Özellikle de Stella” diye ekledi
Dimdik ona baktım
“Ne demek istiyorsun” dedim sinirle
“Luca senin iyiliğini ne zaman geri tepse üzgün bir şekilde geliyorsun ve pes etmiyorsun ne bu hırs ondan mı hoşlanıyorsun” dedi ciddi bir şekilde
Bunu söylediğine cidden inanamıyordum Luca’nın o gün ki halini tek gören bendim onun ne halde olduğunu en iyi anlayan da benim
Çünkü o kardeşini kaybetti ben de abimi kaybettim Andres kardeşiyle küsüp hatta onunla kavga ediyor o beni anlayamaz
Sinirle ayağa fırladım hiç düşünmeden aklımdan ne geçiyorsa yüksek sesle söyledim
“Çünkü ben o gün Luca’nın nasıl bir halde olduğunu gördüm o kardeşini kanlar içinde yatarken onun ölmemesi için dua ediyordu ve kardeşi’nin bir cani tarafından tecavüze uğrayıp bunu ona söyleyemedi Luca bunu yapanın kim olduğunu bile bilmiyor ve ben ona yardım etmek istediğim için ondan hoşlanıyor mu oluyorum” dedim ve Andres’in cevabını bile dinlemeden kantinden çıkıp tuvalete gittim
Yüzümde yavaş yavaş ilerleyen göz yaşlarımı elim ile silip yüzümü yıkadım ardından okulda çığlıklar duydum
Koşarak dışarıya çıktım merdiven trabzanlarından gördüğüm manzara karşısında elim ayağım boşaldı
O an okulda bir piskopatın tüm okulu çıldırtmak istediğini düşündüm
Karşımda gördüğüm şey uzun sarı saçlı kahkülleri olan bir kızın ip ile okulun ortasında asılı bir şekilde olduğu
Jake, Olivia ve Crisi görünce yanlarına koştum kıza yakından bakınca bacaklarından akan kanları fark ettim göz yaşlarımı durduramadım
“Tecavüz” diye mırıldandım daha sonra Jake’e dönüp normal ses tonum ile tekrarladım
“Tecavüz” dedim Jake kızın bacaklarından akan kanlara bakınca aklına Luna’nın geldiğine yemin edebilirdim
Onu kenara çektim arkamızdan Cris ve Olivia gelmişti Olivia ağlıyordu
“Bu Luna’nın başına gelenlerden farksız” dedi Jake
“Okuldaki birisi kızlara yaptığı şeyi saklamak için onları öldürüyor” dedi Cris
“Polislere bunu bilgisini vermemiz gerekiyor” dediğim an birisi arkamızdan o kıza bakarak konuştu
“Polislerin bi halt ettiği yok” dedi sinirle
Bu Luca’ydı bir elini yumruk yapmış sıkarken gözlerinden yavaş yavaş damlalar akıyordu kafasını bana çevirdi
“Yardımına ihtiyacım var” dedi
İlk kez benden bir şey istiyordu diğerlerine baktım Cris ve Olivia olumlu bir şekilde kafa sallarken Jake olumsuz bir şekilde kafa sallıyordu
“Jake” dedim yalvarırcasına
“Onun yardıma ihtiyacı var” diye ekledim
Jake bir kez daha gözlerime baktımtan sonra yanımızdan uzaklaştı onu aldırmadan Luca’nın yanına gittim
Eli ile ağlayan iki kızı işaret etti
“O kızları gördün mü şurda asılı duran kızın en yakın arkdaşları onları kantine götür gelicem” dedi ve asılı olan kızın yanına doğru ilerledi
Olivia’nın yanına gidip yardımını istedim Olivia sanki bu olanlardan çok fazla etkilenmiş gibi hüngür hüngür ağlıyordu
İki kızı da alıp kantinin en kuytu köşesine oturttuk Cris Olivia ve kızlara su getirdi çok geçmeden Luca yanımıza geldi
Etrafı kolaçan ederek kızlara doğru eğildi
“Şimdi size bir kaç bir şey sorucam bana doğru cevap verin” dedi sinirle
Sonra kızların karşısında ki sandalyeye oturdu kızlar biraz sakinleşmiş ağlamaları dinmişti Luca’ya yardım etmek istercesine kafa salladılar
“Arkadaşınızın adı ne”
Kızlar aynı anda ‘mia ophelia’ diye cevapladılar
“En son nereye gitmişti birinci ders daha yeni başladı daha derse girmeden nerdeydi” dedi Luca
“Onun evi okula uzak o hep geç gelir” dedi kızlardan birisi
“Peki kızlar arkadaşınızın bir erkek arkadaşı var mı ya da ondan hoşlanan birisi” dedi Luca
“Onun bir erkek arkadaşı var ama kasaba dışında yaşıyor” dedi diğer kız
“Ama bu sabah masajlaşırken kapının önünde Yuna ile karşılaştığını ve onunla bir yere gidiceğini söylemişti” diye ekledi kız
Dayanamayıp atladım’Yuna mı’ dedim şaşkınlıkla
Luca kızlara izin vermiş onları sınıflarına yollamıştı Luca derse girmiyceğini bir şeylere bakması gerektiğini söyledi ben de onunla gitmek istedim Cris ve Olivia derse gittiler
Biz de Luca ile beraber kızın olduğu yere gittik polisler gelmişti onlara gözükmemek için arka bahçeden dolanmaya karar verdik
Arka bahçeden ön bahçeye çıkmaya çalışırken duvar kenarında ki kan izlerini gördüm duvardan tırmanan Luca ya seslendim
“Luca kan” dedim elim ile izleri gösterirken
Luca duvardan tekrar arka bahçeye atladı yere eğilip yakından baktı izlere , parmağı ile kana dokundu o kana dokununca midem bulanmıştı
Ceketimin cebinden çıkarttığım ıslak mendili Luca’ya uzattım Luca mendili aldı
“Bu kanlar hala ıslak” dedi ayağa kalkarken
“Nasıl yani” dedim şaşkınlıkla
“Olayın üzerinden çok geçmemiş”
“Yani neredeyse beş dakika olmuş”
O anda ayak sesleri duyduk karşımızda dikilen üç’ten fazla ağızlarında maske kafalarında kapşon olan simsiyah giyinen adamlara baktık
Luca yanda duran odunlardan birisini aldı adamlar bize doğru koşmaya başladılar Luca elindeki odunu savurdu iki adam kafasına aldığı darbeden dolayı bayılmıştı
Luca adamlarla uğraşırken başımın arkasından ağzımı kapatan eli tuttum ne kadar çırpınsam da işe yaramadı bayılmıştım
Gözlerimi açtığımda karanlık bir yerde gözlerimi açtım sandalyede bağlanmıştım yanımda duran eli kolu bağlı Luca’ya baktım hala baygındı
Ağzımız bağlı değildi
“Luca” diye bağırdım ama beni duymuyordu
İçeriden gelen üç kişiye baktım birisi’nin elinde su dolu bir kova vardı Luca’ya doğru gidip elindeki kovayı başından aşağıya döktü Luca aniden gözünü açtı
“Noluyo lan” dedi bağırarak
Ellerinin ve bacaklarının bağlı olduğunu gördü daha sonra bana baktı sonra da tekrardan adamlara baktı
“Kızı rahat bırakın” dedi adamlara sert bir ifadeyle
“Çok önemsiyorsan yanında taşımasaydın kızı” dedi en öndeki
Bir elini havaya kaldırıp adama işaret etti oda yanıma gelip ellerimi ve ayaklarımı çözdü
“Kızı içeriye götür” diye komut verdi
O an napıcağımı bilemedim çırpınarak kurtulmaya çalıştım arkamdan Luca’nın bağırdığını duyuyordum
Arkama baktığımda Luca’ya vurduklarını gördüm adam beni götürmeye devam ederken birisi’nin ona yumruk attığını gördüm
Adam kollarımdan sıyrılıp yere düştü ona vuran kişi de kapı’nın arkasından çıktı bu Jake’di gözleri’nin içine baktım sessizce adı ağzımdan çıktı ‘Jake’ dedim
Geride kalan iki adam içeride ki adamlara seslendi ilk gelen adamın elinde ki bıçağı gördüğüm an çığlık attığımı fark etmemiştim ‘Jake bıçak’ dedim çığlıkla karışık
Jake arkasına dönüp adama baktı sonra da bana baktı ‘Stella uzaklaş’ dedi duvarın en köşesine gittim
Adam bıçağı Jake’e savurdu Jake göğüsünü geriye atarak bıçaktan kurtuldu ve bir tekme atıp bıçağı fırlattı bıçak önüme gelmişti
O anın korkusuyla bıçağı elime aldım Luca’nın önünde duran adamlardan birisi bana doğru yaklaşmaya başladı
Elimde güçsüzce tuttuğum bıçağı sertce yere attı özel bölgesine dizim ile vurmuştum dik dik bana baktığında kaçmaya çalıştım
Kolumdan tutup bana tokat attı ve içeriye doğru itekledi yüzüme doğru sıçrayan cam parçalarının yere düşmesini izledim
Jake adamın kafasına cam bir şişe vurmuştu o an karşımda sadece Jake’i değil Luca’yı da gördüm
Jake bileğimden tutup kapıya doğru götürüyordu kapıdan çıkınca karşımızda merdivenler vardı merdivenlerden yukarıya çıktık
Ve arka bahçeye geldik arka bahçede aşağıya doğru giden bir kapı vardı üzeri de dolaplar ile örtülmüştü
Korkudan ayaklarım titriyordu sırtımı duvara yasladım
“Siz napıyorsunuz” dedi Jake sinirle
“Oyun oynuyorduk” dedi Luca dalga geçer gibi
“Kes sesini madem sen gidiyorsun Stellayı niye götürüyorsun” dedi Jake
“Ben kendim istedim” dedim kalbimi tutarken
“İyi halt ettin” dedi Jake çıldırmış gibi
“Az önce okulun ortasında asılı duran kız gibi seninde sonun öyle olucaktı” diye ekledi Jake
“Ne demek bu” dedim sırtımı dikleştirerek
“İçeride ki odayı gördüm duvarda bütün okuldaki kızların fotoğrafları var ve daha bi çok şey” dediğinde şaşkınlıkla Jake’e baktım
“Daha bir çok şey ne Jake” dedi Luca
“Zincirler,yataklar,kanlar ve” dedi devamını getirmek istemiyormuş gibi
“Ve nee söyleee” diye bağırdı Luca
“Ve kadın kafaları” diye devam etti Jake sözüne
O an kalbimin üzerinden sanki bir tren geçti bu caniliyi kim yapabilir neden okulda ki bütün kızları yok etmek istiyor peki kızları oraya nasıl götürüyor
Yaşadığımı ama güvende olmadığımı o an anladım dizlerim tamamen tutmamaya başladı daha fazla direnemedim kendimi yere bıraktım
İki elim ile gözlerimi kapatıp dinmeyen göz yaşlarımın sıcaklığını yanaklarımda hissettim o an tanıdık bir ses adımı söyledi kafamı kaldırıp baktığımda bunun Olivia olduğunu gördüm
“Stella sen iyi misin” dedi endişe ve korku dolu gözlerle bakarken
Ona sarılırken konuşuyordum ‘çok korkuyorum Olivia’ dedim , gözlerimden akan yaşlar Olivia’nın omuzuna damlıyordu
Olivia şaşkınca Jake ve Luca’ya bakıyordu
“Neoluyor biriniz anlatıcak mı” dedi Cris
“Aşağıda bir şeyler dönüyor” diyebildi Luca sadece
“Ne var oğlum aşağıda” dedi Cris sinirle
Kafamı Olivia’nın omuzundan kaldırıp Cris’e döndüm
“Aşağıda bizi bekleyen bi bela var okulda ki kızların yok olmasını isteyen bir psikopatın yaptığı saçmalıklar var öldürdüğü kadınların kafalarının asılı olduğu bir duvar var aşağıda hepimizin fotoğrafının asılı olduğu bir duvar var orda kan var” dedim , ağlamam hızlanmıştı
Olivia eli ile ağzını kapattı Cris şaşkınlıkla Jake’e baktı
“Gidiyoruz burdan hadi” dedi sinirli bir ses tonuyla Jake
Hepimiz arka bahçeden çıktığımızda polislerin hala o kızı aşağıya indirmeye çalıştıklarını gördük
Kız hala orada asılı bir şekilde bekliyordu sadece kıza baktım ve tekrardan yürümeye başladım o sırada merdivenlerin sonunda bekleyen Tylor, Edwin, Robert ve Herbert’ı gördüm
Yanlarından geçip giderken Tylor ukala bir tavırla bize daha doğrusu bana seslendi
“Ne o prenses çok mu etkilendin bu manzaradan tanımadığın bir kız için bu kadar ağlamışsın” dedi
O an kendimi tutamadım Tylor’ın yakasına yapıştım bağıra bağıra konuştum sesimi gerçekten bütün okul duyuyor gibi hissettim
“Sen ne kadar acımasız vicdansız bi insansın ya bunların hepsi senin yüzünden oluyor biliyorum hepsini sen yapıyorsun Yuna Robert’ın kardeşi değil yalan söylüyorsun Luna sana aşık değildi biliyorum hepsini biliyorum uzak dur insanlardan anladın mı uzak durr” ağlaya ağlaya ellerimi Tylor’ın yakasından çektim
Yakasını tutacak gücüm kalmadı gözlerim kararıp yere düşerken gözlerimin aralıklı kısmından
Jake’in kolları belimi ve bacaklarımı sardı , beni revire götürdüğünü gördüm ve gözlerim tamamen kapandı
Olaydan yarım saat sonra gözlerimi açtım Olivia elimi tutuyordu Jake ve Luca ayrı ayrı bir koltukta oturuyorlardı Cris de başımda bir sağa bir sola gidip geliyordu
“Cris kıynaşıp durma” dedim yorgun sesimle
Olivia sevinçten havalara uçucakmış gibi adımı söyledi ayağa kalktı
“Sonunda be kızım” dedi Cris
“İyi misin” dedi Olivia
“İyiyim Olivia” dedim tekrardan
“Ne zaman çıkıcaz burdan” dedim
“Serum bitince çıkıcaz” dedi Jake oturduğu yerden
Onu çok endişeli gördüm korkmuştu ya da benden Tylor hakkında ki söylediklerim’in bir açıklamasını bekliyordu
*yarım saat sonra*
Serum sonunda bitmişti revirden çıkıp yemekhaneye gittik hepimiz yemeğimizi alıp bir masaya oturduk
Andres ve Emily uzun zamandır gözükmüyordu sandalyeye oturduğum sırada Olivia karşıma oturdu
“Emily nerde” dedim
“O Andres ile beraber arkana bakarsan görürsün” dedi Cris
Arkama baktığımda Andres kötü kötü bize bakıyordu çünkü Luca yanımızdaydı gözlerimi devirip önüme baktım
“O çocuğa ısınamadığı mı söylemiştim” dedi Olivia
Luca bir yandan yemeğini yiyor bir yandan da önüne koyduğu bilekliği inceliyordu dayanamayıp sordum
“O bileklik ne Luca” dedim
“Bu bileklik asılan kızın yanındaydı büyük ihtimalle Luna’nın öldüğü yerde de var bundan üzerinde 21 yazıyor Luna’nın yanındakinde de 20” dedi Luca sanki bir şey biliyor gibi
“Sen ne biliyorsun” dedi Jake merakla
“Bunu yapan her kimse kızları sıraya dizmiş bu bileklikleri hediye ettiği kızı ne zaman ağına düşürüceğini anlıyor yani sıra da 22 yazılı bilekliği takan kızda” dediğinde tüylerim diken diken oldu
“Bu nasıl bir psikopatlık böyle aklım almıyor” dedi Cris
“Yuna denen kız da ajanlık yapıyor ölen kız yani Mia en son Yuna ile beraber bir yere gidiceğini mesaj atmış arkadaşlarına Yuna kızları katilin dediği farklı mekanlara götürüyor” dedi Luca bunları nasıl anlıyor yada nerden biliyor hiç bir fikrim yoktu
Ama söyledikleri bana gayet mantıklı geliyordu bu düşüncelerimi bir kenara bırakıp tekrardan Luca’yı dinlemeye başladım
“Lunayı bulduğumuz yerin ilerisinde bir depo vardı Stella’nın gördüğü kan izleri Luna’nın sürüklenerek getirildiğini anlatıyordu yani depoda” dedi
Derin bir nefes alıp devam etti
“Luna tecavüze uğramış” dedi gözünden bir damla yaş akarken
“Bunları nerden biliyorsun” diye sordu Jake
“Bileklikleri bizi kaçıran adamların cebinde gördüm üzerlerinde farklı sayılar yazıyordu okula gelmediğim üç gün Luna’yı bulduğumuz yere gittim araştırma yaptım ama bilekliğe rastlamadım” dedi
“Öğle arası gidip bakalım” dedi Cris
“Bence de” dedim heyecanla
“Sen gelmiyorsun” dedi Jake önünde ki tepsiyi alıp ayağa kalkarken
Ardından ben de kalktım sonra diğerleri de kalktı Jake’in arkasından gidiyordum ve söyleniyordum Jake ön bahçeye çıkış kapısı’nın önünde durdu
“Nedenmiş o” dedim sinirle
“Az önce seni revirden çıkarttık” dedi
“Ama kendimi iyi hissediyorum ben de gelicem” dedim koşarak oradan uzaklaşırken
Koşarak Luna’yı bulduğum yere gittim duraksadım kanlar kurumuş hala orada duruyordu kafamı ileriye çevirdiğimde
Luca’nın söylediği depoyu gördüm tekrardan kafamı Luna’nın yattığı yere çevirdim arkamdan diğerleri de geldi
Hepimiz sessizce etrafa bakmaya başladık o gün yaşadıklarım gözümün önüne geliyordu derin bir nefes alıp
Etrafta gezmeye başladım ağaçların dibine toprakların içine bakıyordum ama hiç bir şey bulamıyordum o sırada Olivia’nın çığlıklarını duydum ‘Buldum’ diye çığlık atıyordu
Yanlarına gittim
“Helal be kimin sevgilisi” dedi Cris Olivia’ya sarılırken
“20 tahmin ettiğim gibi” dedi Luca
Hepimiz dönmüş ona bakıyorduk Luca önden yürüyerek okula girdi daha sonra ki derslere girmiştik aklım bütün bu yaşadıklarımızda olduğu için derslere pek kafa veremedim
Okul çıkışı Jake’in evinde buluşucaktık ben ise ilk önce Olivia’ya gidip eşyaları mı alıcaktım bir kaç kitabım kalmıştı onda
Okul çıkışı olduğunda hepimiz dağıldık herkes büyük ihtimalle üzerini değiştirip Jake’in evine gelicekti
Jake’e ne kadar ben tek başıma gelirim desem de kabul etmedi eve gelmiştim hızla odama çıktım üzerimi değiştirdim
Altıma kısa kot etek üzerime beyaz sweatshirt giydim hava sadece rüzgarlıydı bu yüzden ceket giymedim yanıma da büyük bez bir çanta aldım
Kitaplarımı rahat taşıyabilmek için , aşağıya inip beyaz spor ayakkabılarımı giydim ve evden çıktım
Jake kollarını önde birleştirmiş motoruna yaslanmış eve bakıyordu
“Evin güzelmiş” dedi
“Teşekkür ederim hadi gidelim” dedim
“Olivia’ya mı” dedi
“Evet” dedim
Ve motoru sürmeye başladı Olivia’nın evine geldiğimde zile bastım kapıyı Emily açtı ve hiç bir şey demeden içeriye geçti
Jake’e baktım oda bana bakıyordu kapıyı hafif aralıklı bıraktım ve içeriye girdim üst kata çıktım
Masa’nın üzerinde duran kitaplarımı alıp çantama koydum içlerinde Felix’in bana hediye ettiği kitapta vardı
Tekrardan aşağıya indim Emily mutfak kapısına yaslanmış bana bakıyordu Olivia’yı bekliyordum çünkü az önce Cris’in motor sesini duydum
Emily sanki bana bir şey söyliycekmiş gibi bakıyordu ve yanılmamıştım
“Sen Andresden ne istiyorsun” dedi ciddi bir ses tonu ile
“Anlamadım” dedim gerçekten anlamamıştım Andresden ne isteyebilirdim
“Andres sadece seni uyarıyor” dedi
“Andres beni ne sıfatla uyarıyor” dedim
“O senden hoşlanıyor ama sen ona düşmanınmış gibi davranıyorsun”
“Emily ben Andrese düşmanımmış gibi davranmıyorum o beni saçma sapan bir sıfatla kıskanıyor”
Bunları söylerken ikimiz de bağırıyorduk bu yüzden içeriye Cris ve Jake girdi sonra da merdivenlerden Olivia indi
“Noluyor ya” dedi Cris
“Kızlar siz iyimisiniz” dedi Olivia
“Bana Andresi korumak yerine ona bağlanmamaya çalış bence Emily çünkü o senden hiç bir zaman hoşlanmıycak” dedim kararlıca
“Jake gidelim mi artık işim bitti” dediğimde
Jake dışarıya çıktı ardından ben de çıktım ve Jake’in evine doğru gitmeye başladık Jake’in evine geldiğimizde
Direkt terasa çıktım Jake üzerini değiştirmek için gitti çok geçmeden terasa geldi karşımda ki koltuğa oturdu
“Neden kavga ediyordunuz” dedi bana bakarak
“Andres konusunda beni suçlu buluyor Andres benden hoşlanıyormuş ama ben ona düşmanım gibi davranıyormuşum” dedim sinirlice
“Peki sen ondan hoşlanıyormusun” dedi
Sorduğu soruyla dona kaldım gözlerini gözlerime dikti o an çok farklı hissetmiştim Jake bu soruyu neden sordu anlamamıştım gözlerimi gözlerinden ayırıp kafamı yere eğdim
“Hayır tabiki de ondan hoşlanmıyorum” dedim
O sırada zil çaldı gelenler Luca, Olivia ve Cris di terasa çıktılar ve yanıma oturdular
“Stella iyi misin” dedi Olivia
“İyiyim” dedim
Luca ve Jake karşımızda ki koltukta oturuyorlardı Luca konuşmaya başladı
“Aklınızda bir pilan var mı bir sonra ki cinayeti nasıl engelleye biliriz” dedi Luca
“22 numaralı bilekliği takan kızı bulsak” dedi Cris
“Olmaz okulda çok fazla kız var hepsine bakamayız” dedim
“Stella haklı biz bilekliği ararken o çoktan bir sonra ki cinayeti işler” dedi Jake
Hepimiz oturmuş bu cinayeti nasıl engelleye biliceğimizi düşünüyorduk ve tekrardan zil çaldı Jake açmaya gitti
“Hepimiz burda değil miyiz” dedi Cris
Sorusunun cevabı içeriye girdi gelenler Andres ve Emily di
“Haydaaa selam gençler” dedi Cris
“Selam nasıl gidiyor” dedi Emily
“Harika da siz nerden biliyorsunuz bizim ne yaptığımızı” dedi Cris
“Olivia söyledi bana ben de Andres’e anlattım” dedi Emily
“Tabi Stella bize küsmeyip baştan beri size yardım etseydik daha iyiydi” diye ekledi
Ayağa kalktım
“Ben sana küsmedim Emily ben Andres’e de küsmedim ama benimle konuşmamayı siz seçtiniz bunun için üzgünüm” dedim
Ve hızla yürüyüp ilk önce terastan sonra da evden çıktım terastan çıkarken en son Jake’in ismimi bağırdığını duydum
Ama arkama bile bakmadan evden çıkıp saçma sapan yürümeye başladım Jake’in evi ormanlık bir alanda ve kasabadan uzakta olduğu için
Ara yollardan geçip kasabanın içine ulaşmaya çalışıyordum fakat ağladığım için önümü göremiyordum
Ara sokakta bir taşın üzerine oturdum , bu tavrımdan nefret ediyordum beni üzücek bir şey olduğunda ortamdan uzaklaşıyordum
Ve bunu yapmak istemesem de vücudum istemsizce çıkıyordu gözyaşlarımı sildim o an karşımda dikelmiş elinde bira şişesi tutan
Adamı görünce korkup ayağa kalktım hızlıca yürüyordum adamın arkamdan geldiğini duyuyordum sokakta tek ikimiz vardık
Ayak sesleri yere tektük bassada ayak sesleri yüksekdi arkama baktığımda bana yakın olduğunu fark ettim ve o an aptal gibi
Koşmaya başladım adam da arkamdan koşuyordu ne kadar sarhoş olsa bile hızlıydı o sırada ayağıma takılan taş , ellerime gömülen toprak parçaları , yere çarptığım dizimin acısını hissettim
Kafamı adama çevirdim daha sonra ayağa kalktım kaçıcakken adam komumdan tuttu onu ne kadar itsem de benden uzaklaşmadı
Elini yavaşça kaldırıp saçıma götürdü yavaş yavaş saçımı okşadı anlamsızca korkunç suratına baktım
Adam saçma sapan bir gülümseme ile bana bakıyordu kafasını yere eğdi gözleri ile bacaklarıma baktığını anlamıştım
Tekrardan çırpındım onu kendimden uzaklaştırmaya çalışırken ilk önce onun kafasına çarpıp daha sonra da bana gelen taşa baktım
Sonra da taşın geldiği yöne baktım karanlıktan birisi bize bakıyordu adam ona doğru dönüp ‘sen kimsin’ dedi
Gölgedeki kişi konuştu
“Kim olduğumu bilmek istemezsin o ellerini kızın üzerinden çek” dedi ne kalın ne de ince olan sesiyle
Karşımda ki adam kahkaha atmaya başladı
“Bırakmıyorum” dedi
Gölgede ki kişi yavaşca adama yaklaştı yanımıza geldiğinde ilk önce bana sonra da adama baktı
Tıpkı Jake in saçları gibi beyaz saçları kahveye kaçan ela gözleri ve boynunda kavga eden iki adam dövmesi vardı
Tek eli ile adamın kulağından tuttu elinde ki bira şişesini alıp adamın kafasına vurdu şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı
Sonra bana bakmaya başladı anlamsızca kafamı salladım
“Bakmayı kes de yardıma gel” dedi
Ukala görünüşü ve içi bir değilmiş neye yardım ediceğimi anlamamış bir şekilde yanına gittim
Az önce ki çıktığı gölgeden gidip yerde bulduğu ipi aldı sonra bana uzattı ipi aldım
Adamı kollarından tutup bir ağacın dibine oturttu sonra bana seslenip ipi istedi resmen şu an adamı ağaca bağlıyordu
Bir kenara geçip oturduk dizimde ki yarayı temizliyordum yanımda elindeki bira şişesinden yavaş yavaş yudumlarken konuşan kişiye baktım
“Siz kızlar nasıl bir kafa yaşıyorsunuz altınıza etek üzerinize sweatshirt ne alaka abi” dedi
“Senin kafan mı güzel yoksa doğal halin mi” dedim hiç kasmadan
“Doğal halim” dedi
“İyi o zaman kızları anlamaya çok da kafa yorma” dedim
“Adın ne senin” dedi
“Stella senin adın ne” dedim
“James” dedi
Bir gölge belirdi önümde kafamı kaldırıp gölgenin sahibine baktım bu Jake di
“Jake” dedim şaşkınlıkla
Yanımda duran James a doğru baktı
“James ne işin var senin kasabada” dedi
İkisine birden baka kaldım bu Jake’in bahsettiği kardeşiydi elinde ki bitmiş bira şişesini kenara attı
Sarhoş değildi çok az içmiş olmalıydı ağaca bağladığımız adam yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı garip sesler çıkartıyordu
“Bu kim neden ağaca bağlı” diye sordu Jake
“Onu cezalandırdım” dedi James kahkaha atarak
“Sen kafayı mı yedin neden insanları ağaca bağlıyorsun” dedi Jake
“Orda bağlı olan şerefsiz kızı rahatsız ediyordu” dedi James
Jake bana baktı ona bakamadım kafam yere eğikti
“Hadi gidiyoruz Stellayı eve bırakıcam sen de benimle geliyorsun” dedi Jake James a bakarak
Ayağa kalktım motorlara doğru yürümeye başladık evimin önüne geldiğimizde motordan indim
“Teşekkür ederim okulda görüşürüz” dedim el salladım ve gittiler
Odama çıkıp kitapları rafa yerleştirdim sonra üzerimi değiştirip uyudum