İçeriğe geç

Kayıp Mirasın Gölgesi

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Kayıp Mirasın Gölgesi

Bölüm 15

Bölüm 15

Kenji’nin elindeki çakmak parkeye düştü; çıkan madeni ses, salondaki dehşetengiz sessizliği ikiye böldü.

Yıllardır bir taş gibi donmuş olan adamın göğsü körük gibi inip kalkmaya başladı. Bir saniye, sadece tek bir saniye gözlerinde derin bir boşluk belirdi; ardından gelen öfke ve can havli salonu cehenneme çevirdi.

Kenji tek bir hamlede Tatsuya’nın üzerine atıldı. Güçlü elleri adamın yakasına yapıştığı gibi onu yerden kaldırdı ve duvara çarptı. Tatsuya’nın ayakları yerden kesilirken, Kenji’nin sesi boğazından yırtılırcasına çıkan bir fırtına gibi patladı:

"Kızım nerede?! Nerede bıraktın onu, söyle! Tek bir kelime yalan söylersen aileni, soyunu, bu şehirde nefes alan herkesi diri diri yakarım! Nerede benim kızım?!"

Tatsuya nefes alamayarak boğulurcasına çırpındı, Kenji’nin ellerine yapıştı: "Dağ... dağ yolundaki eski durak! Otoyol ayrımının üç kilometre aşağısında, terk edilmiş ahşap sundurmanın altına koydum! Yemin ederim oradaydı, öldürmedim!"

Kenji adamı paçavra gibi yere fırlattı. Gözleri alev alev yanıyordu; elleri titriyor, kalbi yıllar sonra ilk kez kaburgalarını kıracak kadar şiddetle çarpıyordu.

"Shin!" diye kükredi Kenji, arkasını dönerek. "Bütün klanı kaldır! Tek bir adam bile uyumayacak. O dağ yolunu, çevredeki her bir ağacı, her haneyi ablukaya alın! Kızımı bulun!"

Dakikalar içinde onlarca siyah araç konvoylar halinde malikaneden fırladı. Gece yarısının karanlığında, sisli dağ yolu yüzlerce far ışığıyla gündüze döndü. Karasu klanının adamları eski ahşap durağın etrafını sardı. Tatsuya’nın işaret ettiği sundurmanın altı incelendi; ardından dağ yamacında ve kasabanın girişinde yer alan ne kadar müstakil ev, derme çatma kulübe ve çiftlik varsa kapıları tek tek çalındı.

Korumalar eski mahallenin sokaklarını taradı, yaşlı komşuları sorguladı. Fakat aldıkları her cevap bir çıkmaz sokağa açılıyordu:

"Daiki ve Hana mı? Evet, yıllar önce burada küçük bir kızla yaşarlardı... Ama çocuk ilkokula başladığı ilk gün pılıyı pırtıyı toplayıp gittiler. Şehir merkezine yakın, daha iyi bir eve taşındılar dediler. Nereye gittiklerini kimse bilmez."

Hana ve eşi, Nami’nin eğitimi ve rahatı için yıllar önce bu ıssız kasabayı terk etmiş, şehir merkezindeki o sevimli müstakil evin bahçesinde yeni bir hayat kurmuştu. Kenji’nin adamları eski harabelerin, terk edilmiş sokakların arasında çaresizce dolanırken; koca yakuza ordusu, Nami’nin çoktan arkasında bıraktığı çocukluk gölgelerini arıyordu.

Güneş doğarken dağ yolunun kenarında, eski durağın önünde duran Kenji’nin yumrukları titriyordu. Kızının nefes aldığını artık biliyordu; ama aralarındaki mesafe, şehrin milyonlarca kalabalığı arasında bir kez daha kaybolmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.