İçeriğe geç

KAYIP KRALLIK VALENDRA

Bölüm 6 · 5 dk okuma

KAYIP KRALLIK VALENDRA

Bölüm 6

Lorthar

Sabahın ilk ışıklarıyla, eğitim alanına doğru aceleyle ilerleyen Lyra, Eldrin'in kulübesini yüksekten gören geniş düzlüğe vardığında, talimin çoktan başladığını fark etti. Eldrin, Elara’ya birebir eğitim veriyordu. Elara’nın avucunda mavi bir ışık parıldıyordu. Bu ışık, Elara’nın ellerinde zarifçe dans ederken, Lyra sessizce bir köşeye çekilip bu sahneyi izlemeye koyuldu. Eldrin’in gözleri, gurur ve hayranlıkla ışıldıyordu.

Eldrin Lyra’yı farkedip, “Lyra, gel bakalım,” dedi, nazik ama beklenti dolu bir ses tonuyla. “Sıra sende.”

Lyra derin bir nefes alarak yaklaştı. Eldrin, büyünün nasıl yapılacağını önce anlattı, ardından bizzat uygulamalı olarak gösterdi. Lyra, içindeki nun enerjisini hissedip ona dokundu ve avuç hareketlerini, kadim sözleri Eldrin’den öğrendiği gibi dikkatle tekrarladı.

Avucundaki mavi alev bir an için parlarken, kontrolünü kaybedeceğini sandı; ama alev sönmeden avucunda sabit kaldı. Büyüyü doğru yapmıştı, fakat yarattığı mavi ışığın kontrolü, Elara’nın zarafetinden oldukça uzaktı. Eldrin hafifçe başını sallayarak onayladı, ama Lyra, bakışlarında kendi yetersizliğini hissettiren bir nüans fark etti.

Eldrin, “İkiniz de büyüyü öğrendiniz. Ama daha iyisini yapabileceğinizi biliyorum,” dedi. “Gün boyunca bu büyüyü geliştirecek, ona kendi özgün dokunuşunuzu ekleyecek ve bir isim vereceksiniz.”

Lyra, gözlerini ablasına dikti, ardından Eldrin’e dönüp kırılgan bir sesle, “Elara her şeyi mükemmel yapıyor, değil mi?” diye sordu.

Eldrin, gözlerinin içine bakarak yumuşakça cevap verdi. “Evet, Elara olağanüstü bir yeteneğe sahip. Ama unutma, Lyra, senin de içinde büyük bir güç var. Onu geliştirmen zaman alacak. Sabırlı ol.”

Lyra, Eldrin’e cevap vermeden ormanın derinliklerine doğru yürümeye başladı. Eldrin başta onu kabul etmemiş, sadece acıdığı için yanına almıştı. Şimdi ise içinde büyük bir güç olduğunu söylüyordu. Bu samimiyetsiz tavırları artık kaldıramıyor, ablasının gölgesinde kalmaya daha fazla dayanıyordu.

Ormanın sessizliği, kafasındaki gürültüyü biraz olsun dindirdi. Bir açıklığa ulaştığında derin bir nefes aldı. Bir süre burada kalıp kafasını toparlamayı planlıyordu. Ancak tam o anda, acı dolu bir cıyaklama duydu. Sesin geldiği yöne doğru çalıların ve dikenlerin arasından geçti. Sonunda, kurt kapanına sıkışmış yavru bir kurt buldu. Yavru, çaresizce inliyor, iç çekiyor ve sızlanıyordu.

Lyra, dikkatle kapanın yanına çömeldi; yavrunun acı dolu bakışları kalbini sızlattı. Kapanı açmaya çalıştı, ama sıkışmıştı. Tüm gücüyle zorladı ve kapanın ağzını biraz olsun aralayabildi, ancak kurdun ayağını kurtarmak için yeterli değildi. Daha da yüklendi, yaralanan ellerinden akan kana aldırmadan tüm kuvvetini verdi. Ama gücü tükendiğinde, kapan acı bir gürültüyle tekrar kapandı. Bu kapanış, yavru kurdun feryatlarıyla birleşerek ormanda yankılandı.

Lyra, kanayan elleriyle çaresizce soluklanırken, yavrunun umut dolu gözleriyle karşılaştı. Gözleri dolu dolu, “Seni buradan kurtaracağım!” diye fısıldadı ve büyü yapmaya karar verdi.

Lyra, kapanın üzerine odaklanarak derin bir nefes aldı ve içindeki nun enerjisini harekete geçirdi. Ancak büyü yaparken içini kemiren korku, her adımında ona eşlik ediyordu. Hata yapma lüksü yoktu. Enerjisi bir an için kontrolsüzce parladı, fakat sonra nun gücünü dinginleştirmeyi başardı. Kapanın her iki ucuna yoğunlaştı ve Eldrin’den öğrendiği telekinezi büyüsünü doğru uygulayabilirse, kapanı açıp yavru kurdu serbest bırakabileceğini düşündü.

Alnından terler boşalıyordu. Büyüyü tamamlamak üzereyken kontrolünü kaybetti ve kapan bir kez daha hızla kapanmaya başladı. Lyra, korkuyla titreyerek gözlerini kapadı.

Tam o anda, ormanın derinliklerinden yankılanan karanlık bir ses duyuldu: "Korkunu yenmedikçe, güçsüz kalmaya mahkûmsun."

Lyra, gözlerini açtığında, kapanın üzerinde soğuk ve siyah bir enerjinin belirdiğini gördü. Bu esrarengiz güç, kapanı yavaşça açtı ve yavru kurt özgürlüğüne kavuştu. Lyra, titreyen küçük bedeni kucağına alıp göğsüne bastırdı. Yavru kurdu okşarken, zihninde tek bir soru dönüyordu: Bu büyüyü kim yapmıştı?

Ormanın gölgeleri arasından süzülerek genç bir adam ortaya çıktı. Siyah saçları omuzlarına dökülüyor, gözleri derin bir karanlık ve büyüleyici bir güvenle parlıyordu. Hem güçlü hem de zarif bir yapıya sahipti; bakışlarının derinliği, Lyra’yı adeta büyülemişti. Adamın varlığı, Lyra’nın nefesini kesmişti.

"Adım Lorthar," dedi, sesi karanlık bir melodi gibi yankılandı.

Lyra, gözlerini ondan ayıramayarak hayranlıkla baktı. "Sen de bir büyücüsün, değil mi? Bana yardım ettiğin için çok..." Sözleri yarım kaldı, gözlerinden yaşlar döküldü. Giysisinden bir parça bez koparıp kendi yaralarını umursamadan, yavru kurdun patisini sarmaya başladı.

"Sana yardım ettim çünkü içinde büyük bir güç var," dedi Lorthar, sesi derin ve etkileyiciydi. "Ama bu gücü nasıl kullanacağını henüz bilmiyorsun."

Lyra, yavru kurdun patisini sarmaya devam ederken, "Ustam bana ne yapmam gerektiğini öğretiyor, ama..." dedi, sesi biraz kırılgandı, "ama onun gibi değilim."

Lorthar, ona doğru bir adım daha atarak, usulca, "Ustan kadar iyi olamaman gayet doğal," dedi. Her hareketi, planlı ve incelikliydi. "Ama bahsettiğin kişi gerçekten ustan mı? Yoksa onun başka bir öğrencisi mi?"

Lyra sessizce başını salladı. Eteğinden bir parça daha kopararak kendi ellerini sarmaya başladı.

Lorthar bir adım daha yaklaşarak Lyra’nın yanına oturdu. Lyra’nın zihnini saran fısıltı gibi bir sesle, “Belki de ustan seni kısıtlıyordur. Hatta belki de sen kendi kendini kısıtlıyorsundur.” dedi.

Lyra, kazara çıkardığı yangını düşündü.

Lorthar, Lyra'nın bu tereddüdünü yakalayıp, "Senin içinde daha önce hiç karşılaşmadığım bir güç var," diye devam etti. "Ama bu gücü nasıl yöneteceğini bilmiyorsun. Bu kadar büyük bir kuvvet, nun manipülasyon teknikleriyle sınırlanamaz."

Lyra’nın gözleri büyüdü. Lorthar’a doğru dikkat kesilerek, “Nasıl yani? Başka bir teknik daha mı var?” diye sordu.

Lorthar’ın gözleri parlayarak, “Evet, başka bir teknik daha var: adı zen. Yavru kurdu kurtarırken kullandığım bu teknik, nun enerjisinden farklı olarak siyah bir aura yayar. İşte buna zen enerjisi denir. Eğer kendini tutarsan, bu enerjiyi asla açığa çıkaramazsın,” dedi. “Bu teknik sadece cesaretle ortaya çıkar. Ustanın kurallarına bağlı kalırsan, gerçek potansiyeline ulaşamayacaksın.”

Lyra, Lorthar’ın gözlerinin derinliklerinde kayboldu. Bu adam, içinde bir şeyleri uyandırmıştı; Eldrin’in asla başaramadığı bir şey. “Peki, nasıl... nasıl bu gücü kullanabilirim?” diye sordu, sesi hem korku hem de arzu içinde titreyerek.

Lorthar ürpertici bir çekicilikle gülümsedi. “Bana güven,” derken yavru kurdun başını okşamak istedi. Ancak yavru kurt, beklenmedik bir şekilde Lorthar’ın elini ısırdı. Dişlerini göstererek hırladı ve gözlerini tehditkar bir şekilde Lorthar’a dikti.

Lyra, “Ne yapıyorsun, Gölge? O bizim arkadaşımız!” diye yavru kurdu azarladı. “Seni o kurtardı, unuttun mu?” Yavru kurt, mahçup bir şekilde kafasını Lyra’nın karnına gömdü.

Lyra telaşla, “Çok özür dilerim, eline bir şey oldu mu?” diyerek Lorthar’ın elini tuttu. Elini tutarken kalp atışlarının hızlandığını hissetti.

“Sorun değil, bir şeyim yok,” dedi Lorthar, gözlerini Lyra’nın gözlerine dikerek.

Lyra derin bir nefes aldı, titrediğini fark etti. Kalp atışları hızlandı, hatta Lorthar’ın bunu duyabileceğinden korktu. Ürkekçe bakışlarını kaçırarak eteğinden bir bez parçası daha kopardı ve bu bezle Lorthar’ın elini sarmaya başladı.

Lorthar, Lyra’nın elindeki ısırık yarasını sarmasına izin verdi. Gözlerini Lyra’dan ayırmadan, “Gölge mi? Ona şimdiden bir ad mı taktın?” dedi.

“Evet, adı Gölge. Çünkü onu gölgelerin arasında buldum,” diye yanıtladı Lyra. “Tıpkı senin gibi.” Kafasını kaldırdığında, bakışları Lorthar’ın gözleriyle buluştu. Ardından mahçup bir şekilde gözlerini Lorthar’ın ellerine çevirerek sargıyı bir düğüm attı.

“Bir şey daha var,” dedi Lorthar, hınzırca gülümseyerek. “Her yaralandığımızda, eteğinden bir parça koparırsan... Gözleri parladı, “Etek boyun epey kısalacak.”

Lyra’nın yüzü kızardı.

Lorthar, Lyra’nın tepkisini görünce, “Tabii, şikayet ettiğimi sanma,” dedi, muzip bir şekilde.

Neşe dolu gülüşmeler, ormanın gölgeleri arasında yankılandı.

Bölüm sonu

3 yorum