Geçmiş
Nancy krallıkta dolaşırken inleme sesi duymasıyla ses dogru ilerlemeye başladı. Sanki biri işkence çekiyordu.
Nancy sesin yanına geldiginde yerde her yeri kanlar içinde bir kuş gördü. Hemen yanına çöktü.
" Noldu sana "
Nancy kuşu eline almış gücüyle iyileştirmeye başlamıştı. Nancy su gücüyle her şeyi iyileştirebilir güvenligini saglıyabilirdi. Babası kraldı ve tek çocugu Nancy'di. Babsından sonra tahta geçicek krallıgı o yönetecekti.
Nancy gücünü kullandıktan sonra kuş kendine gelmiş bembeyaz tüyleri ve tüylerinin ucundaki pırlanta gibi tüyleri ortaya çıkmıştı.
" Ne kadar güzelsin sen annen nerede senin"
Nancy gülünseyerek elindeki kuşu seviyordu.
" Senin adın Heron olsun"
Nancy Heronu eline almış saraya dogru yürümeye başlamıştı. Bundan sonra Herona o bakacak ve büyütecekti. Ve bunun karşılıgında Heron'un onu ve ailesini koruyacagını bilmiyordu.
Ateş Krallıgı Geçmiş
Gregor başında tacıyla krallıkta dolaşıyordu. Daha yeni kral olmuştu. Aklında sinsi planlar vardı.
" Bana Douglası çagırın"
" Emredersiniz kralım"
Muhafızlardan biri Douglası çagırmaya gitmişti. Gregor daha yeni tahta çıkmasına ragmen bir sürü şey planlamıştı. Her yeri yakıcak ama masum rolü oynayacaktı.
Douglas kısa sürede yanında muhafızla Gregor'un yanına gelmişti.
" Beni çagırmışsınız kralım"
" Evet hazırlıkların tamammı "
" Tamam kralım her şey hazır"
" Güzell o zaman plana başlıyabilirsin "
İkiside sinsice gülümsedi. Ve o anda bir gürültü. Şaşkınlıkla ikiside o tarafa döndügünde alevlerin içinden bir kuş çıkmıştı. Küllerinden yeniden dogmuş ateş saçan gözlerle onları izliyordu.
" Noluyor"
" Phoenix kralım her yıl bu gün küllerinden yeniden dogar "
İkiside Phoenix'i izliyordu ama ilerde Phoenixin ikisinide yakıcagını bilmiyorlardı.
👑
Günümüz
Abimle şaşkınlıkla karşımızdaki kuşa bakıyorduk. Heron yüzyıllardır ortalıklarda görünmemişti. Büyük savaştan sonra ortadan kaybolmuştu. Şimdi barış bozuldugunda ve biz düello yapıcagımız zaman yeniden ortaya çıkmıştı.
Hemen yanına gittim. Egilip beni koklamış ve uzun süre yüzüme baktıktan sonra etrafımda dönmüş ve kafasını egmişti. Eger bunu bir hayvan bir insana saygı duydugunu gösterirdi.
Kafasını sevmeye başladıgımda bana daha çok yaklaştı ve sevmeme izin verdi.
" Talia Heronu nerden tanıyorsun"
" Tanımıyorum abi ama nedense bana bir yakınlık kurdu"
Karşı tarafa baktıgımda onlarda şaşkınlıka karşılarındaki kuşa bakıyorlardı.
Arkadan bir anda gri saçlı bir kadın gelmişti." Demek yıllar sonra tekrardan bu düşmanlar bir araya geldi "
" Sen kimsin"
" Ateş prensi sorunun cevabını alıcaksın biraz bekle"
Bu kadın kimdi ve nerden çıkmıştı daha önce ne duymuş ne görmüştüm
" Talia Brown , Alex Brown ve Aiden Aldebran , Nadia Aldebrand büyümüş ve degişmişsiniz ve atalarınız gibi şuan karşı karşıyasınız. Ben Alaca ormanın temsilcisi ve koruyucusuyum. Kimse beni tanımaz çünkü ben öyle istedim. Madem bir düello yapılacak Heron ve Phoenix de olmalı neyse bu düello alaca ormanda olucagına göre kuralları ben belirlerim"
" Nasıl yani "
" Alaca ormanın koruyucusu olarak kuralları ben belirleyecegim"
" Neymiş kuralların"
" Hemen açıklıyorum su prensi. İlk olarak ormana zarar veremezsiniz ikinci olarak kazanan taraf kaybeden tarafa istedigi şekilde ceza verebilir"
" Güzel kurallarını da açıkladıysan artık aradan çekil"
" Sakin olalım Ateş Prensesi başlıyacaksınız ama son olarak Aiden ve Talia düellodan sonra sag kalırsanız sizinle birşey konuşmak istiyorum"
" Ne konuşucaksan kardeşimle özel konuş bu şerefsizle kardeşim aynı ortamda bulunamaz"
" Bende senin kardeşine çok meraklı degilim lan "
" Ne olur meraklı ol bana "
Göz devirdim. Sanki ondan sevgi isteyen vardı.
" Bana bak düzgün davran abime göz devirme oyarım o gözlerini"
" Gel de oy "
" Şşş sakin olun dedigim gibi düellodan sonra sag kalırsanız beni bulun ben kaçarr"
Bir anda yok olmuştu.
" O zaman başlıyoruz"
Hepimiz ayrı yönlere ayrılmıştık. Sık agaçların arasından geçiyordum. Aynı zamanda elimde kılıcım vardı. Hava bulutluydu fırtına öncesi son sessizlik vardı.
Ormanda elimde kılıçla etrafımı kolaçan ediyordum . Bir anda arkamda çıtırdı duymuştum. Bir anda arkamı dönmemle hemen kılıcımı kaldırdım ve kendimi savundum. Aiden gelmişti ve arkamdan sinsice yaklaşmıştı.
" Siz anca arkadan vurnayı bilirsiniz"
Hem konuşuyor hemde kılıçlarımızla dövüşüyorduk.
" Anlaşmayı ilk bozan da sizdiniz hatırlatırım"
Kılıyla tam karnımı vurucakken kendi kılıcımla engelledim . Yeniden kılıçlarımızla dövüşmeye başladık. Sadece bizim kılıç seslerimiz yankılanıyordu. Bir anda ayagımdaki yarama vurdu. Yaramı nerden biliyordu.
Bir anda dengem şaşmıştı ve kılıcıyla kılıcımı yere savurmuştu.
Arkama geçmişti ve boynumda kılıcı vardı.
" Yenildin prenses"
" Bence o kadar emin olma "Dedim ve ayagına bastım. Tam sersemledigi anda kılıç tuttugu eline vurdum ve kılıcını düşürmesini sagladım. Kılıcını alıp uzaga attım. " Artık şartlarımız eşit" Bilekligimi çalıştırdım ve üstüne su bombası attım. Ateş kalkanıyla kendisini korumuştu. "Seni her şekilde yenerim " " Görecegiz" Bilekligini açtı ve bir anda ateş okları üzerime dogru gelmeye başladı. Hemen bir agacın arkasına geçtim. Geçerken bir ok kolumu yaralamıştı. Bende hemen karşılık olarak su dalgası gönderdim o da kıy payıyla kurtulmuştu. " Bu savaşın sadece bir kazananı olabilir Aiden ve ben kaybetmeyi sevmem"
👑
Nadia ormanda elinde kılıçla ilerliyordu. Bir yandan da aklı abisindeydi. Napıyordu merak ediyordu.
Yürümeye devam ederken bir anda beyaz saçlar gördü. Nerde olsa tanırdı. Bu Alex'in saçlarıydı.
Hemen oraya dogru ilerledi arkası dönüktü. Bilekliginden hemen Alev topu göndermişti. Ama Alex bir anda arkasını dönmüş bu hamlesine karşı kendini savunmuştu.
" Hoş geldin prenses"
" Hiç hoş bulmadım"
Nadia Alexe kılıçla saldırmıştı. Alex son anda kendini korumuş o da Nadia ya saldırmıştı. Deli gibi birbirlerine kılıçla saldırıyorlardı.
Nadia Alex'in kılıç darbelerini ustalıkla savuşturuyordu. Ama beklemedigi bir yerden hamle gelince hemen savunmaya geçmişti ama bacagından yaralanmıştı.
Sert gözlerle Alex' e baktı ve sinirle saldırmaya başladı.
Alex ter içinde kalmıştı ama vazgeçmiyordu. Karşısındaki kadını ezbere biliyordu. Geldigini kokusundan anlamıştı. Çocukluklarından beri hiç degişmemişti. Gizli gizli armadaşlık yapıyorlardı taki o güne kadar.
" Sen her şeyi mahvettin "
Nadia sinirle konuşmaya ve saldırmaya devam etti.
" Asıl sen her şeyi berbat ettin"
Nadia bir anda Alex' in kılıcını düşürmüş kalbine dogrultmuştu.
" Kaybettin"
" Hiç sanmıyorum"
Alex hançerini çıkarmıştı o da Nadianın karnına hançeri tutuyordu.
" Sen bir pişmanlıksın Nadia"
Evett. Artık sırla alakalı ufaktan parçaları birleştirmeye başlayın. Bakalım çözebilecek misiniz. Görüşmek üzeree