Bölüm 1 — Kaybolan İlaç,Bulunan Kitap Karakterler: Eylül — İlacı bulmak için şehri baştan sona arayan, pratik zekâlı ve azimli genç kadın. Mertcan (Mert) — Mizahı yüksek, lafı eğip bükmeyi seven, işin içine biraz da göbek atma yeteneği karıştıran yakışıklı çapkın (ama aslında iyilik timsali). Eylül, küçük deri çantasında kalan son harita parçasını buruştururken sokak lambalarının altında durdu. Harita, şehrin eski semtinde bir eczanenin işaretlendiği noktayı gösteriyordu — ama eczanenin olduğu yerde şimdi satılan tek şey nostaljik magnetler ve “antik” yazılı, içinde hiçbir ilaç olmayan cam kavanozlardı. Tam o anda, bir gölge hızla yanından geçti ve durup bakmadan “Özür dilerim, şu magnetlerden iki tane almaz mısınız? Biri anneme, diğeri de yanlışlıkla sevdiğim kadına gidebilir.” dedi. Eylül başını kaldırdı; ağzında hala bir espri kıvılcımı taşıyan uzun boylu bir adamdı bu — Mert. “Yanlışlıkla sevdiğin kadına mı?” diye sordu Eylül, kaşlarını çatarak. “Senin sevdiğin kadına magnet gitmesi baya planlı bir hata olur.” Mert, elindeki market poşetini dramatikçe kaldırıp reverans yaptı. “Planlı hatalar, romantizmin temel taşlarıdır. Ama senin aradığın şey daha önemli gibi — harita mı, macera mı, yoksa eczanenin son kalan kutusu mu?” Eylül, haritayı gösterdi. “Bir ilacı arıyorum. Babam için çok önemli — bulmalıyım.” Mert’ın yüzü bir anda ciddileşti; sonra yine aynı anda bir espri patlattı: “Oo, babanın peşinde olan ilacı bulmak, sevgiliden kıskanç bir çiçek istemekten çok daha asil bir görev. Hâlâ gönüllü rehber arıyorsan, ben şehir rehberiyim — ücretim bir kahve ve eğer işler karışırsa, komik bir hikâye.” Eylül, istemeye istemeye gülümsedi. “Kahve karşılığında rehberlik mi? Çok ucuzsun.” “Çünkü ben zaten mizahımla besleniyorum, para benim için sadece dekorasyon.” Mert, ceketinin cebinden çıkardığı ufak not defterini Eylül’e uzattı. “İstersen, seninle gelirim. Birlikte haritayı daha da buruşturup anlamlı hale getiririz.” Eylül başını salladı. İçinde garip bir his yükseliyordu; dünya bir anda daha az yalnız görünmüştü. “Tamam Mert. Ama ciddi olmalısın — bu iş şaka değil.” “Ben her zaman ciddiyim,” dedi Mert, gözlerini kısarak. “Ciddi anlamda eğlenceli.” İkili, birbirine zıt adımlar atarak şehrin dar sokaklarına daldı. Mert, sokağın köşesinden geçerken her gördüğü tabelaya bilimsel gerçekmiş gibi bir takma isim takıyordu: “Burası artık ‘Kaybolmuş Kalemler Caddesi’ — eskiden kimse kalemi geri vermezmiş.” Eylül, önce buna sinir oldu; sonra bir anda kahkahayla patladı. Mert’ın esprileri, gerginliği söküyor, ilerlemeyi kolaylaştırıyordu. Eski semtin bir diğer tarafında, bir not dükkânı vardı. Mert içeri çekti Eylül’ü. Dükkan sahibi, gözlüklerin arkasından dikkatlice baktı. “Bir şey mi arıyorsunuz?” diye sordu. Eylül, babasının ilacının bir markasını anlattı; dükkâna sessizlik çöktü. “O ilaç eskiden hediye paketinin arkasında bulunurdu,” dedi dükkan sahibi. “Ama birkaç yıl önce eczacı yaşlı bir köpek alıp şehri terk etti. Sonra ilaçlar da azaldı.” Mert aniden bir şarkı mırıldandı: “Kaç ilaç lazımdı, kaç ilaç kaldı, köpek alıp kaçtı mı, eczane niye yandı?” Eylül gözlerini devirdi ama kulaklarında mırıldanan bu saçma şarkı, dükkan sahibinin yüzünde bir tebessüm bıraktı. “Eczanenin deposunda demir bir kutu vardı,” dedi adam. “Kimse açamadı çünkü anahtar kayboldu. Ama anahtar her yıl aynı gün, eski çınar ağacının altına düşerdi.” Eylül’ın kalbi hızla attı. “Hangi gün?” “Bugün,” dedi dükkan sahibi kısık bir sesle. Mert, anında ciddileşti — nadiren görülen türden. “Öyleyse hiç vakit kaybetmeyelim. Çınar ağacı, yürüyüşümüzü romantikleştirmek için bekliyor!” Eylül, Mert’a baktı. “Sen... gerçekten yardım ediyorsun, öyle mi?” Mert omuz silkerek yanıtladı: “Eğer bir ilacın peşindeysen, gülmeyi de yanında taşımalısın. Ben de senin gülüşünü taşıyacağım. Hem bugün anahtar orada değilse, ben yine de magneti anneme götüreceğim — yanlışlıkla.” Eylül, ilk kez bir rahatlama hissetti. Bu tedirgin şehir gecesinde, haritanın yırtık köşeleri arasından bir dost, bir şaka ve belki de daha fazlası çıkıyordu. Ve Mert’ın mizahı her adımda onu biraz daha hafifleterek, Eylül’ün hem aradığı ilaca hem de düşündüğünden çok daha büyüğüne yaklaşmasını sağlıyordu. Gece, çınar ağacının gölgesinde bitmek üzereydi. Anahtarı arayan ellerin, gülüşlerin ve umutların hikâyesi daha yeni başlıyordu. —
Bölüm 1
Bölüm 1-Kaybolan İlaç,Bulunan Kalp
Bölüm sonu
1 yorum
Çok güzel kitap eline sağlık devamını bekliyorum bu işi hakkıyla yapan nadir yazarlardansin tebrikler🙌🏼🙌🏼🫡🫡
1Yanıt