İçeriğe geç

KAYIP ELİNDA

Bölüm 8 · 6 dk okuma

KAYIP ELİNDA

Bölüm 8

BÖLÜM 8

"Yezda Hanım bugün ki hastalarınızın dosyası efendim ."

Yezda şehrin en iyisi denilenler arasında olan Sargun Hastanesinde Kalp damar cerrahı olarak çalışıyordu . Okulundan dereceyle mezun olduktan ve hocalarının teşviki ve yardımlarıyla bu hastaneye kabul edilmiş ,kısa zamanda da adından sıkça söz ettiren biri oarak kalmayı başarmıştı . Yezda'nın sekreteri dosyayı Yezda'nın masasına koydu . Beyaz kıyafetini beyaz önlükle taçlandırmıştı Yezda bugün . Saçlarını salaş bir topuzla yüksekten toplamıştı . Makyaj yapmayı seven yapısı gereği yine suratını profosyonelce rotuşlamıştı . Yezda dosyayı incelemeye başladı . Ararında bir isim dikkatini çekmişti.

"Dora , Dora Yamansoy."

Masasındaki telefonuyla sekretirini arayıp Dora Yamansoy ile ilgili belgeleri getirmesini rica etmişti . Ancak aldığı cevap oldukça şaşırtmıştı . O sırada kapısının açılmasıyla telefonun ahizesini yerine koydu .Hızlıca ayağa kalktı . Gelen kişi onun hocası olan Prof. Gürkan Bey 'di.

"Buyrun hocam . "

Prof. Gürkan Bey kapıyı kapatıp Yezda'nın masasının karşısında bulunan koltuğa oturdu .

"Lütfen otur Yezda . Seninle konuşmam gereken bir konu var ."

Yezda ne olduğunu anlayamasa da hocasını dinleyerek yerine oturdu ve dinlemeye koyuldu .

" Bugün ki muayene listende bir isim var . Sende dikkat etmişsindir ."

Yezda bu ismin Dora olduğunu adı gibi biliyordu .

"Dora Yamansoy dan mı bahsediyorsunuz hocam ?"

Gürkan Bey hafifçe tebessüm etti.

"Evet , Dora Hanım . Biliyorsun ki Dora Hanım benim hastam .Yurtdışı seminerim olacağı için uzun süre buarada olamayacağım. Onunla senin ilgilenmeni ben istedim ki biliyorsun herkese hastamı emanet etmem . "

Yezda bu egosunu tatmin eden çıkışıyla Gürkan Bey'e gülümsemekle yetindi .

"Biliyorum hocam bilmez miyim ? "

Gürkan Bey ayağa kalktı ve Yezda 'ya doğru yaklaştı .

" Birazdan sekreterim sana dosyasını getirecek . Tüm bilgileri içinde ama VIP hastamız . Bilgileri sadece doktoru ve ailesi arasında . Buna iki kat daha fazla önem ver . Gizlilik onlar için de bizim için de önemli . Umarım anlamışsındır ."

Yezda için şu an her şey daha farklı bir konumdaydı . Dora için her şeyi kabul edebilirdi sonuçta işin son

Ezra gözlerini açtığında bir bağ evindeydi. Güneş odayı doldurmaya yetiyordu . Gözleri gecenin yorgunluğuyla kapanmak istese de Ezra buna izin vermedi. Yataktan doğrulttu kendini. Saatine baktı . Fazla uyumamıştı . Aşağıdan geln sesleri duyar duymaz yatağından kalktı . Eline yüzüne çeki düzen verdi .Kapıdan çıktı . Bağ evi dubleksti. Oldukça ferah ,gözden ıraktı . Etraf baharın gelişiyle yeşillenmişti . Dört bir yanı pencerelerle bezenmişti .Aşağıda mutfak kısmından gelen tıkırtıların olduğu tere doğru gitti. Mutfakta yemek hazırlayan kadın arkasını bir anda döndüğünde Ezra 'yı görünce şaşırdı.

"Sizi korkutmak istememiştim. Kusura bakmayın .Ben ..."

daha cümlesinin devamını bile getiremiyordu .

"Yok ne kusuru Ezra Hanım . Ben boş bulundum . Annenizi soracaktınız sanırım."

İşte can alıcı soruda gelmişti. Cümlelelerini tamamlayamamanın sebebi , anne . Anne demek hiç bu kadar zor olmamıştı Ezra için . Hayatta önem verdiği iki kişiden birisiydi annesi . Yada annesi sandığı , yıllarca bu yalanla kendisini yaşatmaktan sorumlu bir yabancıydı . Şimdi nasıl olurda o anne kelimesi o düğüm olmuş boğazından geçipte kelimelerle yolunu bulacaktı .

"Evet ."

demekle yetindi . Ne eksik ne fazla . Tam kaçış kelimesi oldu bu .Gece onun yanına gidememişti . Ama bugün artık yüzleşmeliydi de nasıl . O halde biryle nasıl yüzleşilirdi. Tüm soruları , cevapsız düşünceleri kapana kısılmıştı .

"Hemşire ilaçlarını verdi . Eksiklikler için ise eczaneye gitti."

"Teşekkürler . Ben göreyim bir o zaman."

Ezra yavaş adımlarla odanın kapısına geldiğinde lini kapının kulpuna götüremedi .Kısa bir süre beynindeki ve kalbindeki fırtınaya hakim olmalıydı . Gözlerini sımsıkı yumdu ve derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı .

Monitörden gelen kalp atışlarının sesi , doldurmuştu tüm odayı . Güneş aydınlatıyordu içerisini . Etraf lilyum çiçekleriyle bezeliydi . O koku tüm odaya hakimdi şimdi . Annesinin en sevdiği çiçekti çünkü aynı onun gibi kokuyordu . O koku güvendi,huzurdu . İlk anlamını öğrendiğinde annesinin boynuna atlayıp içine çekmişti onun kokusunu .Beyaz olanlara ayrı bir zaafı vardı .

Muhteşem kokusuyla kendini belli eden nadide bir çiçekti. Aynı annesi gibi . Her bir özelliği de aynı annesi gibiydi bu çiçeğin .Nasıl olur da sevmezdi . Onunla ilgili her şeyi tüm benliğiyle kabul etmişti . Annesi de öyleydi bir zamanlar onun için . Tekti , özeldi hem de o kokusu hiçbir şeye değişilmeyen tek kişiydi. Çocukluk anıları gözlerinin önüne düştü kısa sürede . Gözyaşları ise teker teker koyvermişti kendini . Gülüşü ,bakışı ,o şarkılar söyleyen naif sesi.

Annesinin yatağının yanına geldi . Yanında bulunan eski ahşap sandalyeye oturdu . Gözyaşlarını elinin tersiyle yerle bir etti. Önünde bir bitkiden farkı olmayan kadına baktı . Anılarının aksine , sesi bile çıkmıyordu , gözlerindeki o parlaklık görülmüyordu . Cansız bedeni o yatakta sadece nefes alıp veriyordu ne zaman biteceğini bilmeden . Kaç sene geçmişti kendisi bile hatırlamıyordu .Bir ,iki, üç...

Hayır tam tamına on beş sene geçmişti. Tek bir kurşun tüm hayatını mahvetmişti . O bu yatağa tam on beş sene önce mahkum olmuştu . Canısz bedeniyle mücadele vermek isteyip istemediği bile bilinmezken bir umut bunca sene bu evde , gözlerden uzak .Adına yaşamak denirse yaşamıştı . Ancak Ezra bir gün onun uyanacağını hep hissetmişti . Ya da kendi öyle hissetmek istemişti bunu bilmiyordu .Bilemeyecekti de.

"Ben geldim."

Sesi titrekti .Çatallanarak çıkıyordu da yolunu buluyordu .

"Neden geldim bugün biliyor musun?"

Ezra ağlamaya başladı .

"Ne öğrendim biliyor musun? Sen , sen benim annem değil mişsin?

Sonra hafiften alaycı bir acı tebessüm kondurdu dudaklarına.

"Şimdi sen diyorsun ki ; sen buna nasıl inandın Ezra diye değil mi?"

Ezra ironik bir şekilde güldü .

"Aslında inanmadım , inanmak istemedim ama doğruymuş . Ben senin öz kızın değilmişim . Bunu anladım ,doğruladım ,doğrulattım."

Elleriyle yanaklarında oluşan ıslaklığı sildi tekrardan bıkmadan , usanmadan .

"Ben sana şimdi nasıl derim anne diye ?"

Kalbi küçük bir çocukken paramparça olan bu kız çocuğu tüm göz yaşlarını karşısındaki o kadına akıtmıştı ,geçmişine akıtmıştı ,geleceğine akıtmıştı .Artık o paramparça kalbini onaran o kadın şimdi o kalbi tekrar mı dağıtmıştı ? İnsana bu hayatta en sevdiği zarar verirmiş derler . Peki ya insanın annesinin açtığı yara nasıl olurda kapanırdı ?

Ezra bu sefer kendinden emin bir tavırla konuşmaya başladı .

"Daha 10 yaşındaydım . Acı ne demek nedir bilmiyordum. Üzülmek nedir bilmiyordum . Bu denli can yakıcı olduğunu ne zaman anladım biliyor musun ? O kurşun seni bulduğunda anladım . O , 10 yaşındaki Ezra seninle birlikte derin bir uykuya daldı , yerine ise tüm bu acıları yaşatanları bulmak için yerine gelen acımasız bir Ezra geldi . Ezra , Ezra Neyran. Başarılı,tuttuğunu koparan en iyi avukat .Herkesin bildiği buydu . Ama birde kimsenin bilmediği madolyonun diğer karanlık yüzü vardı . Peki ben niçin böyleydim biliyor musun? Hepsi senin içindi . Hepsi benim için Dünyadaki en önemli insan olan Melda Neyran içindi . Ben onun gibi güçlü olmalıydım ,onun kızı olduğumu herkese göstermeliydim . Bunun için hep en iyisini yaptım , en iyisini de kurguladım . Ben bir oyun kurdum .Kurucusu olduğum oyunun piyonu olduğumu farkedemedim . Ne kadar da acı değil mi ? Ne kadar da acınacak haldeyim şimdi "

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.